Allah'a, Millet'e, Vatan'a Fedai

  • Dolar 7.846
  • Euro 9.4516
  • GR ALTIN 460.15
  • ÇEYREK 755.4

Sahabe

Habib Yalçın yazdı...

Sahabe
  • 19 Temmuz 2020, Pazar 23:27

Müslümanlıkta sahabeliğin peygamberlikten sonraki en yüksek makam olduğunu söylerler.

Peygamberin ilk tebliği sırasında ona inananlar ve onunla beraber olanların en yüksek makamın sahibi olduğunu anlatırlar…

Hz. Hamza’yı şehit eden Vahşi’nin bile Müslüman olduktan sonra verdiği mücadele sonunda sahabe olduğunu anlatırlar.

12 Eylül’den önce şanlı bir mücadele veren Ülkücü Hareket, 12 Eylül’ü yapanların hışmına uğramış ve kimi sürgüne gitmiş kimi cezaevine düşmüş, 10 arkadaşımız idam edilmiştir.

12 Eylül’ü yapanların bütün saldırılarına rağmen Ülkücüler, Hareketi yeniden ayağa kaldırmak İçin büyük fedakarlıklar yapmıştır.

Rahmetli Başbuğ cezaevinden çıkana kadar dışarıdaki bazı ağabeylerimiz Hareketi yeniden organize etmek için büyük çaba sarfederken bir kısım Ülkücüler başka partilerde siyaset yapma tercihinde bulunmuşlardır.

12 Eylül’den sonra mücadeleye kaldığı yerden devam edenleri sahabeye benzetiyorum. Biraz ağır bir ifade olur fakat o zor günlerde mücadelenin içinde olanlara bu ünvanı vermenin gerçekten o insanların hakkı olduğuna inanıyorum.

Hareketin geleceğine inanmayanlar geçti gitti. Başbuğ’un cezaevinden çıkması ile davaya inananlar yola devam ettiler.

O gün olan Ülkücüleri ve maddi manevi katkı sunanları unutmamak gerekiyor.

Peygamberimize inananlar, nasıl Peygamber’e zırh olmuşsa Başbuğ’a ve davaya inananlar, davanın geleceğine inananlar da her türlü tehdide boyun eğmemişlerdir.

Turgut Özal’ın kimine makam kimine para verdirdiği bir dönemde tavrı Hareketten yana, yani Başbuğ’dan yana olanları o sahabeler gibi korumak gerekiyordu.

Türkmen Onur’un tavrı için Mustafa Taşarları Almanya’ya gönderenler, Türkmen Bey’in davadan yana tavrını nasıl görmüşse bunun gibi birçok değerli örnekler olmuştur.

Daha sonra parti kurup ayrılsalar da Muhsin Yazıcıoğlu ve ekibi ayrılana kadar o teklifleri reddetmiştir.

Devlet Bahçeli, Muharrem Şemsek, Suat Başaran, rahmetli Metin Tokdemir, Müsavat Dervişoğlu, Şefkat Çetin, Koray Aydın, Şevket Bülent Yahnici gibi… Ali Uzunırmak, Erdem Şenocak, Servet Avcı gibi birçok insan, Hareketi var etmek için büyük fedakarlıklar yapmıştır.

Tabii ki Ozan Arif’i de unutmamak gerekiyor.

Tabii ki illerde bu fedakarlıkları ayrı ayrı gösteren bir çok Ülkü erleri vardır, aslında hareketin kaderi il il yazılmalıdır ki; hareketimizin gerçek tarihi ortaya çıksın.

Ramiz Ongun, Serdar Çelebi, Ali Batman, Namık Kemal Zeybek, Celal Adan gibi isimler de Hareketten hızla uzaklaşmak İçin bayağı uğraş vermişlerdir.

Bu isimlerin neler yaptığını isim isim yazacağım.

Ortada Ülkücülük de kalmadı TÜRKEŞ de diyen Ramiz Bey’in acı sözlerini…

Veli Can Oduncu’nun cenazesi için yardıma gidenleri odasından kovalayan ve DYP Genel Başkanı Çiller’in prensi olmakla övünen Celal Adan’ı

Aydın Menderes’in genel sekreteri olan ve ülke çapında örgütlemeye çalışan Ali Batman ve arkadaşlarını yazacağım.

Bu yazıları yazarken kimseye iftira atmak veya yalan yazılar yazmak amacında asla değiliz, amacımız tarihe not düşmektir.


ANKET

Bir erken seçim öngörüyor musunuz?

NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık