Allah'a, Millet'e, Vatan'a Fedai

  • Dolar 8.6315
  • Euro 10.1307
  • GR ALTIN 493.36
  • ÇEYREK 809.77

İYİ Parti Lideri Meral Akşener'den Erzincan ziyareti!

Yurt gezilerini Erzincan'da sürdüren İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, esnafın sorunlarını dinledi, düzensiz göçmen tehlikesine dikkat çekti. Ekonomik krizden dert yanan esnaf ise "Yaşayan ölü gibiyiz" dedi.

İYİ Parti Lideri Meral Akşener'den Erzincan ziyareti!
  • 11 Ağustos 2021, Çarşamba 16:17

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 'Memleket Gezileri' kapsamında Erzincan’ı gezen Akşener, “Mesele Erdoğan’a düşmanlık meselesi değil, mesele Erdoğan’da değil. Türkiye’de konu şu an itibari ile içinde bulunduğumuz Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi. Bunun değişmesi gerekiyor. Sizin fikrinizin, oyunuzun ve sizin üzerinizden yani seçmen üzerinden rekabet edilebilmenin yolu bu ucube sistemden kurtulmaktır. Bütün anketlerde de vatandaş bu sistemden kurtulalım diyor. Şimdi benim önceliğim bir şey olmak değil bu sistemden kurtulmanın önünü açmak” dedi.

VATANDAŞ DERT YANDI

Erzincan merkez ilçe gezisi sıranda ekonominin kötü olmasından dert yanan bir vatandaş Akşener’e şunları söyledi: “Yaşayan ölü gibiyiz. Uzun zamandır ticaret yapıyoruz fakat durumumuz nasıl düzelir bilemiyoruz. Küçük esnaf her zaman Türkiye’de üvey evlat olmuştur. Bizim kaderimiz bu. Kendimizi koruyabileceğimiz bir mekanizma yok maalesef. Türkiye’de rahat yaşamak istiyorsan Suriyeli, Afgan ya da İngiliz olacaksın. Bu ülke kendi vatandaşına köle gibi davranıyor. Suriyeliler ucuza, sigortasız çalıştığı için işsizlik artıyor. Hem ekonomiyi hem huzuru bozuyorlar. Ben 20 senedir gözlükçüyüm. Eski faturalara baktığımda SGK’nın 20 yıl önce daha çok para ödediğini görüyorum. SGK eskiden 50 lira destek verdiği gözlüğe şu an 40 lira destek veriyor. Çok dile getirilmemesine rağmen bu çok büyük bir kayıp. Ben sadece konfeksiyoncuyum, konfeksiyon ürünleri satıyorum. Büyük marketler gıdanın yanında kalem, defter, beyaz eşya satıyor” dedi.

AKŞENER: GENEL BAŞKANLIĞIMI BU GEZİLERDE ÖZNE YAPMIYORUM

Akşener vatandaşa şunları söyledi: “Öncelikle Türkiye’deki siyasi kutuplaşma dilini değiştirmeye çalışıyorum. İYİ Parti ve İYİ Parti Genel Başkanlığımı bu gezilerde özne yapmıyorum. Esnafın yanında basın emekçisi olarak siz de bu işin bir parçasısınız. Tek maaş asgari ücret alıyorsanız, çalıştığınız işte yarın ne olacağı belli değilse stres içinde yaşıyorsunuz. Herkesin derdini dinleyip, kamuoyu ile paylaşıp topluma mal etmeye çalışıyorum. Tüm siyasetin dikkatinin buraya çekilmesi lazım. Uzun zamandır çok kolay oy alınıyor. Genel Başkan konumunda siyasiler buralara gelmez. Ben geldikten sonra burada bir rekabet oluşsun, onlara da vatandaş derdini anlatsın istiyorum. Bu kutuplaştırma, değerlerimiz üzerinden çarpıştırma metodu, siyasetçinin işine geliyor ama kazığı yiyen seçmen oluyor. Gezmek için esnafı seçme nedenim hem ekonominin bel kemiği olması hem de çok istihdam yaratan bir alan. Tek bir pasajda çalışan sayısı neredeyse bir fabrika kadardır. Bu nobran dili ortadan kaldırabileceğimiz, gerçeklerin konuşulduğu ve bunun üzerinden proje üretildiği, yeni bir siyasi anlayışı hayata geçirmek istiyorum. Hep beraber tekrar seçmenin velinimet olmasını sağlayacağız. Bundan sonra herkes için oy almak zor hale gelecek. İşini iyi yapan oy alacak.”

BU SİSTEM AK PARTİ'YE DE YARAMADI

Akşener sonrasında basın mensuplarının sorularını cevapladı. 

Vatandaşın erken seçime bakışı üzerine sorulan soruya Akşener şöyle cevap verdi:  “Partili Cumhurbaşkanlığı sistemi Türkiye’ye yaramadı. İlginç bir biçimde Erdoğan’a da yaramadı. Bugün girdiğim bir esnaf ve zengin denilen esnaf 9 işçi çalıştıran bir esnaf beni zenginlikle suçladı. İktidar partisine sempati duyanların argümanları bile darmadağın olmuş durumda. Ne siyaset ne başka bir şey. O kadar kolay oy almaya alışmışlar ki ne dediklerini bile düşünmüyorlar. Yani kimin kim olduğu karışmış vaziyette. Demek ki partili Cumhurbaşkanlığı mevzusu Türkiye’de siyasetin dikey hiyerarşiyi tahkim etmiş, dikey hiyerarşi denilen seçmenden başlayıp ilçe başkanından milletvekilinden genel başkana kadar giden ama toplumla iç içe olmaya çalışılan alanı da mahvetmiş durumda. Çünkü her şey bir kişinin iki dudağı arasında. O bir şeylere karar veriyor benim düşünmeye ihtiyacım yok haline dönmüş. Partilisinin de sempatizanın da böyle bir rehavete girdiğini gördüm. Açık açık söylemeye çekinen kulağıma söylüyor. bir korku var yüksek sesle söyleyemiyor vatandaş. Ben bu gezilerde gördüklerimi anlatıyorum sadece henüz kendi fikrimi söylemiş değilim. Sadece sizlerden duyduğumuz sorunlara çözümler üretiyoruz. O çözümleri paylaşıyoruz.”

ÖNCELİĞİM TÜRKİYE’NİN ÖNÜNÜ AÇMAK

Cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağı ve Millet ittifakı ile birlikte hareket edeceği sorulan Akşener şöyle cevap verdi: “Ben Cumhurbaşkanlığı ile ilgili olarak net bir şey söyledim. Yarına dair kendimi bir yere atabilmek için toz zerresi kadar bir çalışma yapmıyorum. Öyle çalışıyor olsam zaten bilirsiniz veya anlarsınız. Bir şey daha söyledim Cumhurbaşkanlığı ile ilgili oda Türkiye’nin önünü tıkamayacağımdı. Mesele Erdoğan’a düşmanlık meselesi değil, mesele Erdoğan’da değil. Türkiye’de konu şu an itibari ile içinde bulunduğumuz partili cumhurbaşkanlığı sistemi. Bunun değişmesi gerekiyor. Sizin fikrinizin, oyunuzun ve sizin üzerinizden yani seçmen üzerinden rekabet edilebilmenin yolu bu ucube sistemden kurtulmaktır. Bütün anketlerde de vatandaş bu sistemden kurtulalım diyor. Şimdi benim önceliğim bir şey olmak değil bu sistemden kurtulmanın önünü açmak. Bunu engelleyecek hiçbir hareketin içerisinde olmayacağım. Çünkü orta yaşlılar için söylüyorum çocuklarımıza böyle bir Türkiye bırakamayız. İyi gitmiyor. O nedenle öncelikle sistem sorunumuz var bizim. Kimse kimsenin düşmanı değil. Bu arkadaş gitti her şey düzeldi diye bir durum yok. Hukukla yürütme birbirine karıştı, yasama ile yürütme birbirine karıştı. Milletvekillerinin hükmü yok. Sizin taleplerinizi bakana iletecek milletvekilleri iletmiyor. Görüşleriniz, talepleriniz bakana gitmiyor. Bakan bürokrat, il başkanlarının kıymeti harbiyesi yok. Ben aynı zamanda sistem değişsin derken AKP teşkilatlarının da hakkını hukukunu koruyorum. Milletvekillerinin de bir kıymeti yok. Eskiden olduğu gibi plan bütçe komisyonundan burası için bir yatırım kararı aldırıp yatırım yaptıramaz. Bakana bile ulaşamıyorlar ki. Onun için yapmaya çalıştığım şey seçmenin veli nimet olmasını sağlamak. Oy istemek bir sonraki adım. Bugün ayrı bir iş yapmak zorundayız. Yine istediğiniz partiye oy verin fakat kıymeti harbiyenizin yükselmesi lazım.”

MÜLTECİLER BEKA SORUNU HALİNİ ALMAK ÜZERE

Mülteciler sorunun beka sorununa dönüşüp dönüşmediği sorusuna cevap veren Akşener, “3 tane sorun var. Birincisi 2001’den itibaren hatta 1990 yıllardan itibaren Avrupalıların bizden bir isteği vardı oda Türkiye’nin mültecilere hendek olması. Türkiye’yi yöneten hükümetler 2002 yılına kadar Avrupa’nın istediği hendek olma olayını kabul etmedi. Hatta 2001’de Dış İşlerinin talebi ile ben engel olmaya gittim. Yani bu konuda devlet beni görevlendirdi. Sonra AKP iktidarının 2002 ile 2007 arasındaki süreçte bu kabul edildi ve hendek olduk. İkincisi ise Suriye’deki göçmen meselesi. Suriye’de yaşanan savaşa biz müdahil olduk ve sonrasında kimine göre 4 kimine göre 5 milyon Suriyeli Türkiye’ye geldi. Bir taraf Ensar diye alkışlıyor bir taraf çocuğu işsiz kaldığı için, kendi işsiz kaldığı için ve bazı güvenlik sorunları yaşandığı için endişeli. Düşmanlığa dönüşmedi, henüz endişeli. Esad gönderilmek için uğraşıldı ama gitmedi. Ben 2 yıl öncede söyledim, Erdoğan gidemiyorsa ben gideyim konuşayım ve biz de garantör olalım buradaki Suriyeliler memleketlerine dönsünler, orada yaşasınlar. Herkes kulağının üzerine yattı. İkinci bir sorun ise demografik yapımız ile ilgili sorunlar yaşayacağız. Üçüncü bir şeyde entegrasyonlarına yönelik en ufak bir çalışma yok. 5 yaşında gelen bir çocuk şu anda 15 yaşında. Burada doğan çocuklar var. Bu çocuklara yönelik ‘Ensar’ diye alkışlayanların entegrasyonlarına yönelik yaptığı hiçbir şey yok. Şimdi bir de Afganlı meselesi var. Afgan meselesi ile ilgili ortaya atılmış bir iddia var. O da Biden ile Erdoğan arasında yapılan anlaşma sonucunda Taliban’a karşı Amerika’nın yanında yer almış kişilerin Türkiye’ye getirildiğine dair bir iddia var. bu bir iddia. Bu iddianın doğruluğunu açıklayacak olan iktidardır ve açıklamalıdır. Afganlılar yıllardır İran’a çalışmaya gelir sonra da memleketlerine dönerler. İran sınırlarını açtı, bizim sınırlarımızda hiçbir şey yok. Arabalara doldurulup çeşitli illerimize bu Afganlar bırakıldı. Kamyonlardan insanlar dökülüyor sanki. Bu nedir sorusunun cevabı sizde de yok bende de yok. Bunun cevabı Erdoğan’da. Erdoğan kendi burnu düşse eğilip almıyor ama Dış İşleri Bakanının neler olduğuna dair hem millete hem de muhalefete açıklaması lazım. Hepsini bir araya koyduğunuz zaman Türkiye’nin içinde bir itişme kakışmanın olabilme ihtimaline de dahil beka ile alakalıdır. Yani beka sorunu olabilir. Bunun önüne geçmek lazım. Şeffaflıkla açık ve doğru bilgilendirmeyle bunu anlatmalı” dedi.

Akşener basın mensuplarının sorularını cevapladıktan sonra Erzincan’ın ilçesi olan Çayırlıya doğru hareket etti.

 

 

HABERE AİT RESİMLER


ANKET

Bir erken seçim öngörüyor musunuz?

NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık