Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Öğretmenlik böyle bir şey işte...

24 Kasım 2014, 07:08

Öğretmenler günü öğretmenlik günlerimi hatırlattı bana. O cimcime çocukların kocaman gözleri asık suratlı bürokratların arasında ne güzel parıldardı.

Bir yıldır kapalı olan okulu açan biri olarak kendimi "kahraman" addettiğim o günler  ömrümün en güzel günleriydi diyebilirim. Küçük çocukların gözündeki o ışıltıyı görmek için neler verilmez ki? Hele hele sizin yetiştirdiğiniz bir çocuğun okuduğu "ilk cümle" dünyanın en güzel şiirlerinden daha güzeldir; nitekim ortadaki eser sizindir.

Tüm bu güzelliklerin arasında devletin “ceberrut” yüzü de vardı. “Kaymakam nasıl uğurlanır" konulu toplantılar, Jandarma’nın odun kesme vazifesi için topladığı kimlikler, traktör üzerinde dört buçuk saat çeken ilçeye varışımızda belki de bu vesaitlere ömründe binmemiş Kaymakam veya "Müdür"ler tarafından boynumuzdaki kravatın "buruşukluğundan" dolayı yediğimiz fırçalar.

Öğretmenlik o zamanlar da zor işti; tıpkı bugünkü gibi.

Köy öğretmeni için en büyük problem Halide Edip veya Reşat Nuri romanlarından sanıldığı gibi köyün "imamı" veya "ağası" değildi. Bazı dostlarım kızacaklar lâkin içerden biriydi; müfettiş. Müfettiş teftişten gelir, halbuki öğretmen kendine "nizamat" verecek birine değil bir "klavuz"a ihtiyaç duyabilirdi ancak. Müfettişlerin bana faydası olmamış mıdır? Tabii ki oldu, bir müfettiş sayesinde askere gitmeden "baca tutanağı"nı öğrendim. Tüm bu olumsuzluklar içinde bize “klavuzluk” yapmaya çalışanları da vardı elbet; onları da hayırla yâd edelim.

Bu ülkede öğretmenlik böyle bir şeydir işte: Yaparken "İllallah" çekersiniz, bıraktıktan onbeş yıl sonra o günleri özlersiniz. Bu satırları karalamaya başladığım dakikalarda "duygusal" olmamaya yemin etmiştim lakin okuma yazma öğrettiğim çocukların suretleri gözümün önünden geçerken hissi olmazsam kalbimden şüphe ederdim.

Her şeyin iyiye gittiği iddia edilen ülkede öğretmen orta sınıfa mensup özenilen bir "tabaka"nın saygın mensubu iken yoksulluk sınırının altına itilmiş, toplumsal saygınlığı ve itibarı köy muhtarları ve taşralı politikacıların eline teslim edilmiş "mağdurin" taifesinden bir zümre haline gelmiştir.

Bir zamanlar Padişahlara muallimlik, Lalalık yapar; öğrettiği bir harfe kırk yıl köle olunuverilir ve yeni nesil onlara teslim edilirdi. Bu gün ise çalışma saatine karar verilemeyen, aslında sanıldığı gibi "mukaddes" bir işi yapmadığını ispat için gazete köşelerine bahis mevzuu edilen bir zümredir.

Ve nihayet ömrünün hiç bir döneminde "eğitmemiş" kimselerin insafına teslim edilmiş bir sınıftır. Eğitimin “camiadan” gelen bir Bakan tarafından yönetilmesinin “rutin dışı” sayıldığı bir ülkede öğretmenlik mesleğinin üçüncü sınıf bürokratların “malayani” ağızlarında sakız olmasından doğal ne olabilir ki?

Maarifin temelinin "irfan" olduğunu unutan ve bu saikle eğitimi ve muallimi bütçede bir "kalem" olarak gören bir zihniyetin elinde eğitimin yap-boz tahtasına dönüşmesinden ve öğretmenlik mesleğinin maddi ve manevi açıdan yerlerde sürünmesinden doğal bir şey yoktur zaten.

Atatürk "Muallimler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır" demişti, eğer bu gün hayatta olsaydı araya "her şeye rağmen"i koyardı sanıyorum.

***

Doçent Mustafa Yıldız uzun yıllar öğretmenlik yapmış, daha sonra alanında Doçent olmuş genç bir öğretim üyemiz. Aşağıdaki satırları, öğretmenler günü münasebetiyle gönderdiği mesajdan aldım. Onun da müsaadesiyle tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlayarak onlara hediye ediyorum:

“Çocuklar bazen size seslenir: Öğretmenim ben buradayım…

Ama duyamazsınız.

Yeni bir ayakkabı almıştır ya da güzel bir toka.

Bakmanız gerekir.

 

Çocuklar bazen size seslenir: Öğretmenim ben buradayım…

Ama bakmak yetmez.

Bir resim yapmıştır. Ağaçlar, kuşlar bir de siz. Koruyucu melek gibi yanında.

Görmeniz gerekir.

 

Çocuklar bazen size seslenir: Öğretmenim ben buradayım…

Ama dokunmak yetmez.

Canı yanmıştır ya da karnı acıkmıştır…

Hissetmeniz gerekir.

 

Çocuklar bazen size seslenir: Öğretmenim ben buradayım…

Ama hissetmek yetmez.

Yalnızdır, çaresizdir… Öksüz ya da yetim kalmıştır…

Ağlamanız gerekir.

 

Çocuklar bazen size seslenir: Öğretmenim ben buradayım…

Bu sesi fark etmeniz gerekir.”

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
197 gün önce
295 gün önce
323 gün önce
400 gün önce
414 gün önce
462 gün önce
469 gün önce
476 gün önce
526 gün önce
547 gün önce
554 gün önce
582 gün önce
588 gün önce
595 gün önce
609 gün önce
616 gün önce
630 gün önce
637 gün önce
644 gün önce
652 gün önce
715 gün önce
736 gün önce
749 gün önce
792 gün önce
798 gün önce
819 gün önce
846 gün önce
883 gün önce
897 gün önce
924 gün önce
931 gün önce
939 gün önce
1022 gün önce
1058 gün önce
1064 gün önce
1107 gün önce
1149 gün önce
1163 gün önce
1190 gün önce
1232 gün önce
1260 gün önce
1274 gün önce
1330 gün önce
1351 gün önce
1470 gün önce
1478 gün önce
1484 gün önce
1491 gün önce
1498 gün önce
1506 gün önce
1520 gün önce
1533 gün önce
1541 gün önce
1575 gün önce
1590 gün önce
1597 gün önce
1604 gün önce
1645 gün önce
1695 gün önce
1722 gün önce
1758 gün önce
1772 gün önce
1793 gün önce


bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=