Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Kertenkele “laga luga”ları

10 Kasım 2014, 10:47

Hükümete yakın olduğu “iddia” olunan bir kanalda oynayan bir dizi üzerinde kopartılan “yaygara” geçen hafta bahsettiğim, bu cenahın içine yuvarlandığı “fikri sefalet”in son örneği olarak karşımızda.

Olaydan haberdarsınız. Bir dizi ve kahramanı. Kahramanımız hırsızlığı ile nam salmış bir arkadaş. Cezaevinden kaçmak için “imam” kılığına bürünüyor. İşte bu noktada kıyamet kopuyor. Kanala “rakip” kanallar meseleye el atıyor: Nasıl olur da imamlarımız “Sahtekâr” gibi gösterilebilir!

Hayatın içine girmeye kararlı Diyanet bu işe duyarsız kalmıyor, açıklamayı patlatıyor: .. cübbeyle, sarıkla ve bu kıyafetlerin taşıdığı değerleri küçük düşürücü tiplemelerle bir dizide karakterize edilmesini tasvip etmek asla mümkün değildir!

Yıllarca imam ile yobaz arasında bir “illiyet” bağı olduğu algısını kafalara kazımak isteyenlere “lojistik” destek sağlayan CHP bile “sahte imam” tiplemesine karşı vaziyet alma ihtiyacı hissetti...

 “Muhteşem Süleyman” dizisinde “ecdad”ın kadın düşkünü gibi gösterilmesine karşı çıkıp, “nasıl olur da Hürrem Sultan’ın çatalları resmedilir” diyerek dizinin bitirilmesini isteyen “yandaş ve yandan” köşe yazarları ise birden bire 7. Sanat müdafii kesilip Diyanet’e göbekten dalmaktan geri kalmadı.

Kimilerine göre “sahte” kimilerine göre “sahtekâr” imam tiplemesi ile komedi dizisini izletmeyi hedefleyen yapımcının dizisini izletip izletemediğini bilmiyorum lâkin mevzunun “komediye” dönüştüğünü söyleyebilirim.

Netice-i kelam komedinin en büyüğü, bu diziyi ciddiye alanlarla onu ciddiye alanlara “her ihtimale karşı” red cephesi oluşturanların durumu. Amiral gemisinin kutsallığı, “beyefendi”den fırça yeme ihtimali “fikri” tutarlılığı ve mantıklı düşünme melekesini bir kenara atmaya yetiyor da artıyor bile.  Düne kadar Görmez’li Diyanet’e toz kondurmayanların Diyanet’in bu meselede “laga-luga” yaptığını iddia edecek kadar seviyeyi düşürdüğü, ancak iktidardakine “yapışma” duygusu ile ifade edilebilecek bir tutarsızlık bu.

Gözlerinizi kapatıp bir an düşünün. Bu dizi (hadi isim de verelim) Doğan Medya Grubuna mensup bir kanalda yayınlansaydı ve Diyanet en basitinden “mesleki dayanışma” saikiyle yaptığı bu açıklamayı yapsaydı hükümete yakın yazarların dizi ve Diyanet hakkındaki yorumları aynı mı olurdu?

Bu noktada, her ne kadar “efendiye” itiraz etme cür’etini gösterene karşı gösterilen “şartlı refleks” sonucu da olsa,  12 yıl sonra Diyanetin “mâna” peşinde olmadığını fark eden “Müslüman” yazarların kavrama kabiliyet ve hızlarını takdir etmeden geçemeyeceğim!.

Ne diyordu Üstad böylesi durumları ve kişileri tasvir ederken: Ah, küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap...”

*

Geçtiğimiz günlerde, mutad olduğu üzere, Ülkücü bir kanalda program yapan bir hocamızın yaptığı programın saati ve konuğu hakkındaki bilgilendirme mesajı geldi.

Mesajı okuyunca “bir yanlışlık var, galiba” dedim. Konuk, 2004-2008 yılları arasında “Ülkücü” olduğumuz için bize hayatı dar eden bir idarenin en önemli isimlerinden biriydi.

Meseleyi “kişiselleştiriyor muyum?” derken aldığım telefonlarla benzer rahatsızlıkların başka arkadaşlarda da olduğunu gördüm.

Kanalımızda “ağırlanan” bu vatandaşın içinde bulunduğu yönetim o dönem idare ettikleri Üniversitede “destan” yazmıştı.

Reislerin ve onları “cesaretlendiren” akademisyenlerin listelerinin tutulduğu (Rektörün “tehdidi” ile mahkeme konusu da olan) devletin kimi birimleri ile “işbirliği” içinde köklerinin kazınması için yapılan mücadelenin yazıldığı bir destandı bu.

Bu sadece “ideolojik” bir destan değildi.

O dönem görev yapan yöneticilerin çoğunun Öğretim Üyeliği için erken sayılan yaşlarda neden “emekli” olup üniversiteyi terk ettikleri araştırılırsa bu destanın niteliği ortaya çıkar.

Keşke program yapımcıları da araştırsaydı...

Merak ediyorum.

Bu vatandaşın “uzman” olduğu alanda Ülkücü bir akademisyen bulunamadı mı da “öğrenci örgütlüyor” iddiası ile Ülkücü akademisyenleri kapı önüne koyanlar Ülkücü kanalda ağırlandı?

Tamam, “kendimiz çalıp kendimiz oynamayalım” da elinde listelerle “Militan Ülkücü” avına çıkmamış birileri de mi bulunamadı?

Ne diyeyim, sadece “yazık!” diyorum...

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
48 gün önce
69 gün önce
76 gün önce
104 gün önce
110 gün önce
117 gün önce
131 gün önce
138 gün önce
152 gün önce
159 gün önce
166 gün önce
174 gün önce
237 gün önce
258 gün önce
271 gün önce
314 gün önce
320 gün önce
341 gün önce
368 gün önce
405 gün önce
419 gün önce
446 gün önce
453 gün önce
461 gün önce
544 gün önce
580 gün önce
671 gün önce
684 gün önce
754 gün önce
782 gün önce
796 gün önce
852 gün önce
992 gün önce
1000 gün önce
1006 gün önce
1013 gün önce
1020 gün önce
1028 gün önce
1042 gün önce
1055 gün önce
1063 gün önce
1097 gün önce
1112 gün önce
1119 gün önce
1126 gün önce
1167 gün önce
1217 gün önce
1244 gün önce
1280 gün önce
1294 gün önce
1315 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=