Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Şehri nasıl yok ettik?...

22 Eylül 2014, 02:55

Eski yeşilçam filmlerini severim. Çok değil 60’lı yıllarda çekilmiş filmleri. O filmlerde 50 yıl önceki ilişki tarzımız, çevremiz, lisanımız her şey oradadır.

O filmlerde saf aşkı görürsünüz. Kızlar hala utangaç (inanmak zor ama!), erkekler platoniktir. Babalarımızın aşkları gizlidir bu filmlerde. Kadınlar kadın gibi erkekler erkek gibidir, yani rol değişimi henüz başlamamıştır.

Pornografi hayata egemen olmamış, sevdiğin hakkında “kötü” düşünemeyen delikanlılar sokakları beklemektedir. Zeynep Değirmencioğlu yeni yeni genç kız olmaya başlamış, Ömercik’in ablası rollerine henüz başlamıştır ve hala esas oğlanın etrafında saray soytarısı kılıklı yardımcı roller vardır. Pek gerçek değildir lakin umut vardır ve haberimiz yoktur böyle bir hayatın olmadığından.

Hayat hala kirlenmemiştir anlayacağınız.

Bir de memleketi nasıl mahvettiğimiz, hayatı nasıl “kirlettiğimiz” gizlidir. Görebilirseniz eğer, Boğazı, İstanbul’u nasıl mahvettiğimiz gözünüzün önüne gelecektir.

Nihat Genç, Trabzon’u sağcı müteahhitlerin mahvettiğini yazmıştı bir zamanlar. Bunu nasıl bir “istatistikle” hesaplamıştır bilemem lakin İstanbul’da müthiş bir koalisyonla bu iş halledilmişti. Önce tek parti iktidarı İstanbul’un “hâl” yolunu açmış, DP iktidarı ise meseleyi kökten halletmiştir. Bu iki “geleneğin” temsilcileri ise bu gün öncüllerinden aldıkları mirası başarı ile taşımaktadırlar.

Bu tarihi koalisyon birbiri ile yarıştığından mıdır bilinmez, Yahya Kemal’in “Türk İstanbul”unu yok ederek yerine “Türk Paris”i yaratmak için şehri yağmaladılar. Latinlerden bu yana bu denli bir vahşet yaşamamıştır desek abartmış mı oluruz?

Avrupa’dan mimarlar getirilir, büyük caddeler açtırmak için güzelim Osmanlı konakları, yedi asırlık tekkeler, sanat şaheseri çeşmeler, yalılar heba edilir. Her şey, Avrupanın “düzen” anlayışına geçmek içindir. Harita üzerinde cetvelle çizilen sokaklar ve merkeze çıkan caddeler; her yol Roma’ya çıkar mantığını İstanbul’a uygularlar…

Sonuç, hayata başını uzatmak isteyen kahverengi gözlü kızlara sığınak olan cumbalarımız yok edilir. Kimsesizlere sığınak olan türbeler, Türk İstanbul’un buluşma mekanı tarihi çeşmeler, mahallenin “mahremiyeti” olan çıkmaz sokaklar “Hak ile yeksan” edilir. Maksat, Avrupa’nın birbirine benzeyen şehirlerinden bir tane daha  yaratmak. Frankeştayn’ı yaratan doktoru hatırlayın. Yeni İstanbul böyle bir şeydir işte…

“Sivil insiyatif” bunlara hepten sessiz mi kalmıştır? Turgut Cansever’in anlattığına göre bazı eylemler olur. Lakin “bürokrasi” bunları atlatarak “hizmete” devam eder. Mesela 1200 yıllık sakız ağacının 3-5 ay süren eylemlere rağmen “başarı” ile kesilmesi bu hizmetlerden birisidir.

Modernleşme histerisi ile başlayan yıkımlar, eskiyi yokedip yerine yeni bir şey koyamayış sosyal hareketlilikle beraber gecekondu kolonilerini ortaya çıkarttı.  

“Gecekondulaşma” devletin bir iskan planının olmayışından doğmuş, zamanla toplumun bütün katmanlarına sirayet etmiş, iflah olmaz bir hastalık olarak devam edip nihayet bir “zihniyet” sorunu olarak bünyemize yerleşmiştir. Bu hastalık, boş bir arsa görmeyle başlar ve üç beş tuğla ve kiremit rüyası ile devam eder. Bu memleketin seçilmiş iktidarları ise bunları “tapulayarak” vesayetine alır. Ve elbirliği içinde şehrin, tarihin ve kültürün içine edilir.

Bu hastalığın bir de devrimci boyutu vardır. Bu memleketin üniversite okumuş solcuları bir zamanlar vatandaşla beraber gecekondu mahalleleri “üretmek” için mücadele etti. Hayal bu ya, Sosyalizm oralardan şehre inecekti.

Çağdaş zamanlarda bu hastalıktan kurtuluş olarak görülen “TOKİ” projeleri ise yanlış teşhis ve dolayısı ile yanlış tedavinin yan etkisi olarak şehirlerimizi Avrupa’nın meşhur göçmen mahallelerine dönüştürüyor. Bunu makyajla güzelleştirdiğimiz TOKİ mahallelerinin boyaları döküldüğü zaman hep birlikte göreceğiz.

Her şey sabah seyrettiğim 1960 yapımı Türk filmi ile başladı. Yeşilçam, ne vardı bu filmleri çekecek! Çekmeseydin en azından “aziz İstanbul”un nasıl bir şey olduğunu bilmeyecek ve huzur dolu bir hayat sürecektik…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
27 gün önce
35 gün önce
49 gün önce
69 gün önce
91 gün önce
154 gün önce
175 gün önce
189 gün önce
231 gün önce
238 gün önce
258 gün önce
285 gün önce
322 gün önce
336 gün önce
364 gün önce
371 gün önce
378 gün önce
462 gün önce
497 gün önce
588 gün önce
602 gün önce
671 gün önce
699 gün önce
713 gün önce
769 gün önce
910 gün önce
917 gün önce
924 gün önce
938 gün önce
945 gün önce
959 gün önce
972 gün önce
980 gün önce
1014 gün önce
1029 gün önce
1036 gün önce
1043 gün önce
1084 gün önce
1134 gün önce
1161 gün önce
1197 gün önce
1211 gün önce
1232 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=