Lütfen bekleyin..

Servet Avcı

Ya benimsin ya da kara toprağın!

14 Eylül 2014, 13:29

MHP tüzüğüne göre büyük kurultaylar iki yılda bir yapılır...

Fakat yasanın verdiği yetkiyle Merkez Yönetim Kurulu’nun karar alması durumunda bir yıl ertelenebilir...
Bu yetki sürekli kullanıldığı için kurultaylar hep üç yılda bir gerçekleşti, 2012, 2009, 2006 gibi...

Anlaşılan o ki, önümüzdeki kurultay için üç yılın tamamlanması beklenmeyecek ve 2015 genel seçimlerinden önce genel kurula gidilecek...

Seçimlerde umduğu sonuçları alamayan ve tabanında ‘yenilgilerin acısı’ndan ziyade son dönemde ‘ümitsizlik’ belirtileri ortaya çıkmaya başlayan partide kurultay bir ihtiyaç elbette... Bu ihtiyacı doğuran bugünkü şartlar olduğuna göre, kurultaya neden hemen değil de, ‘özel takvim’de gidiliyor?


Ya CHP gibi hemen mevcut delegeyle yapar, tartışmaları bitirirsiniz ya da klasikleşmiş şekilde üç yılı tamamlar, seçimden sonra kurultaya gidersiniz...

Acaba bu ‘ara formül’ hangi ihtiyacı gidermeye, hangi tehlikeyi bertaraf etmeye yönelik?

Galiba burada esas olan ‘iradenin yönetime yansıması’ndan ziyade, ‘partiyi elde tutma’ stratejisi!.. ‘Kongreyse, buyurun kongre’ denilerek, sandık sonuçlarından öfkeli, başkalarının balkon konuşmalarını duymaktan bıkmış ‘tartışan’ kitlelerin bir nevi gazının alınacağı hesaplanıyor...

Ama diğer yandan, önümüzdeki genel seçimler sonrasıyla ilgili ‘parti içi’ tedbirler hayata geçirilmek isteniyor...

Eğer önümüzdeki seçimlerin de öncekiler gibi geçme ihtimali ve artacak tepkiler hesaplanıyor, delege yapısı ‘tedbir’ amaçlı’ olarak değiştirilmek isteniyorsa, en kötü durum budur... Çünkü bu tutum, partiyi yönetenlerin gelecek seçimlerle ilgili tahminlerini, endişelerini ve özgüven problemlerini ele vermektedir....

Yöneticilerin bile endişeye düştükleri bir süreci, partinin diğer unsurları nasıl ümit ve zafer yolculuğuna dönüştürecekler, işte o büyük muamma!.. 

Keşke MHP’de kurultayın öncelikli amacı ‘kendi partililerinizi bir kere daha yenme’ duygusunu tatmin değil, ‘iktidardaki partiyi yenme’ hırsı ve azmi olsa...

Keşke tedbirlerinizi kendi partililerinize karşı değil, ülkenin küçük bir ilçesindeki küçücük köydeki PKK okulunu zırhlı araçlar ve yüzlerce  askerle gidip yıkamayan ve geri dönen bir sistemin muktedir partisine göre alsanız...

Mühür sizde olduğu sürece, kendi arkadaşlarınızı bir kere değil, defalarca yenebilirsiniz... Bunu da ispatlamaktan geri durmadınız, son derece başarılı oldunuz...

Peki bunun partinize veya ülkenize ne gibi faydaları oldu, bir bilanço çalışması yapma cesareti gösterebildiniz mi meselâ? 

Delege yapısını değiştirin, ‘mutemet’ hatta ‘en mutemet’ delegelerinizle bir zafer daha kazanın, ‘başkaldıran fitne’yi yine ezin ama ülkedeki fitne karşısındaki seriye bağlanmış yenilgilerinize ara vermeyin, bunu da fazlaca umursamayın!.. Sonuç? Gerçekte kim kaybediyor Allah aşkına? 

CHP derhal kongreye gitti ve tartışmayı büyük ölçüde bitirdi...

'Uygun takvim’ aramak yerine MHP yönetimi de aynı yolu izleyebilirdi...

Üstelik büyük ihtimalle kurultayı kazanırdı da...

Vurgulamaya çalıştığımız gibi, MHP’de ve ülke yönetiminde değişiklik olabileceği duygusu dumura uğramış, ‘ümitsizlik’diğer duygular içinde hissedilir derecede baskın durumda... Bu psikoloji hiç şüphe yok ki, önceliği ‘parti içi’ konumlarını korumak isteyenler için uygun bir zemindi...

Ayrıca her kritik yerde ortaya çıkan ‘Dere geçerken at değiştirilmez’ saplantısı yine sahne alır, ‘çok önemli zat’ olduğu zehabına kapılmış ve önümüzdeki dönemde Meclis’e girmesinin ancak Genel Merkez himmetine bağlı olduğunu bilen ‘şartlar gereği muhalif potansiyelliler’ kolay ikna edilebilirdi!..

Yani mevsim son derece uygundu...

Hâl böyleyken, ne şimdi, ne de seçimlerden sonra değil de Mart’ta yapılacak büyük kurultayın tek bir anlamı var...

Partiyi yönetenler önümüzdeki seçimlerden alınacak sonuçlara güvenmiyorlar ve kendileriyle ilgili olarak ortaya çıkacak riske karşı şimdiden tedbir arayışı içine girmiş görünüyorlar!..

Tarihin en bunalımlı dönemini geçiren ülke için tedbir düşünmesi gerekenlerin, sürekli kendi pozisyonları için tedbir düşünmeleri ne acı... 

Memleket Namık Kemal’in “Git vatan, Kâbe’de siyaha bürün”  dediği günlerden tekrar tekrar geçerken milliyetçiliğin içine düştüğü inanılmaz blokaj...

Böyle giderse 2015’ten sonra karnı guruldayanlara ‘gurul-tay’, uyumakta ısrar edenlere de ‘horul-tay’ kalır!.. 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
2 gün önce
3 gün önce
16 gün önce
23 gün önce
47 gün önce
124 gün önce
131 gün önce
135 gün önce
141 gün önce
171 gün önce
178 gün önce
183 gün önce
218 gün önce
233 gün önce
270 gün önce
272 gün önce
305 gün önce
331 gün önce
349 gün önce
363 gün önce
373 gün önce
377 gün önce
379 gün önce
429 gün önce
440 gün önce
445 gün önce
447 gün önce
463 gün önce
468 gün önce
487 gün önce
491 gün önce
522 gün önce
525 gün önce
531 gün önce
540 gün önce
566 gün önce
582 gün önce
587 gün önce
596 gün önce
597 gün önce
603 gün önce
611 gün önce
614 gün önce
617 gün önce
631 gün önce
687 gün önce
708 gün önce
723 gün önce
772 gün önce
779 gün önce
782 gün önce
786 gün önce
807 gün önce
842 gün önce
853 gün önce
911 gün önce
954 gün önce
1016 gün önce
1023 gün önce
1030 gün önce
1087 gün önce
1090 gün önce
1129 gün önce
1136 gün önce
1143 gün önce
1150 gün önce
1154 gün önce
1160 gün önce
1196 gün önce
1216 gün önce
1227 gün önce
1241 gün önce
1252 gün önce
1275 gün önce
1346 gün önce
1366 gün önce
1370 gün önce
1384 gün önce
1388 gün önce
1391 gün önce
1413 gün önce
1415 gün önce
1419 gün önce
1437 gün önce
1443 gün önce
1444 gün önce
1454 gün önce
1462 gün önce
1497 gün önce
1514 gün önce
1528 gün önce
1547 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=