Lütfen bekleyin..

Ali Mert Kutlu

Hayatın ve Siyasetin İçeriksizleşmesi - 1

15 Haziran 2013, 00:01

            Aklı Kullanmak isimli yazımızda “philistin-filistin” diye bir kavramdan söz etmiştik. Kısaca “zihinsel ihtiyaçları olmayan kişi” anlamına gelmekteydi. Bu insanların ilgileri maddi ve sıradandır. Bunlar için akıl otomatik fonksiyonları olan ve çoğu zaman farkında olmadıkları bir donanımdan ibarettir. Bu makinemsi insanların zihinsel ihtiyaçları olmadığı için, zihinsel zevkleri de yoktur. Kendilerini ya zengin ve makam sahibi oldukları için üstün görürler, ya da bu tür insanların arasında dolaşıp onların gölgesinde onlar gibi hissetmeye çalışırlar. Bu kavram ile başlığımız arasındaki benzerlik, iki kara karganın birbirine benzerliğinden daha az değildir.

            Ülkemizde 12 Eylül 1980 sonrasında uygulanan politikalar insanımızın düşünce dünyasının zayıflamasına, zihinlerin bir şeyler üretmemesine neden olmuş ve maalesef insanımız arif olma yeteneğini hızla kaybetmiştir.

            Arif olma yeteneğini hızla kaybeden ve kitleleşen-yığınlaşan insanlar “paket programlar” halinde karşılarına çıkan “proje parti ve liderlerin” arkasına takılmıştır. Ülkemizde faaliyet gösteren sağda ve soldaki siyasi partiler adeta yeni sürümler olarak peş peşe tabelalarını asmıştır. ( Burada Cumhuriyet kadar “eski” olduğunu söyleyen CHP’yi değerlendirmeyi başkalarına bırakmak daha doğru olur. Ancak siyasette 44. yaşını kutlayan MHP’ye dair ileride bazı şeyler söylemek isterim.)

            Seksen sonrası tablo hakkında bir tespit yaparak sohbetimizi devam ettirelim. Önce milletin dimağı zayıflatılarak kitleleştirildi, daha sonra da bu kitlelere göre karakterler “lider” diye ön plana çıkarıldı. Hani neredeyse “popstar” gibi. Özal’ın sıra dışı ve star tavırlarına Baykal’da özenmişti. Hatırlarsanız Riki Martin gibi merdivenlerden koşarak inivermişti bir kurultayda. Ama yanlış tercihti. En azından Anadolu Rock denemeliydi. Sonra yeni starlar sürüldü sahneye ki, onlar daha  bir farklıydı. Gündüz vakti havai fişekler ile Kızılay’ı aydınlatmışlardı.

            Seksenler sadece bizi değil, aslında bütün dünyayı değiştirmişti. Öyle ki dünyada ve özelde de ülkemizde siyasetin içeriksizleştiği hepimizin malumudur. Kitlelerin nabzına göre şerbet vermek en geçerli yöntem haline gelmiştir. Artık kitleler “popstar”lara paket programlar halinde verilen konuşmalarla yönlendiriliyordu. Bunlar yapılırken parlak neonlara benzeyen slogan cümleler kalabalıkları etkilemişti. (Özal’ın seçim kampanyalarının ABD kokulu ve temalı olduğunu hatırlayınız.) Siyasetçisi, sanatçısı, bilim adamı, kanaat önderi vs entelektüel sıfatını kaybetmiş, büyük pazarın reyonlarını süslemiştir.

            Ülkemizde ve hatta dünyada siyasetin başat aktörleri her geçen gün daha bir sığ dil kullanmaya başlamıştır. Hitabetteki çarpıcılıklarla (ki günümüzün en popüleri bile bir çok vurgu ve üslup hatası yapıyor) içerik noksanlığını kapatma çabaları da sonuç vermemektedir. Fikri derinlik “araki bulasın” noktasına gelirken, nezaket ve zarafet neredeyse lügatten bile çıkma kertesindedir.

            Gelinen aşamada kitleler üzerinde gizli ve aşikar baskılar kurulmaktadır. Malumu tekrardan ilana gerek yok. Gizli baskıya gelince…Yukarıda da değindiğimiz gibi milletin “arifliği” elinden alınarak kitleleştirilmiştir. Arif olmayanlara da sürekli bir şeyler tarif edilir olmuştur. Adeta bir bebek gibi “ihtiyaçları karşılanan” insanlar, söylenenleri tam olarak anlamlandıramasa da seslere tepki verir olmuştur. Akıl yürütme, kafa patlatma, düşünme dediğimiz zihni faaliyetler rafa kalkmıştır. Tasarımın sahibi olan mühendisler ve taşeronları da, bu noktadan sonra kalabalıkları “karmaşık fikirleri anlamayan canlılar” olarak görmüş ve icra-i sanat eylemişlerdir. Gizli baskı artık gerçekleşmiştir.

            Siyasetin içinin boşaltılması dünyanın tamamı için önemli bir projedir. “Yerel popstar”lar bu durumun farkında olmasalar da onların “menajer”leri bir çok şeyin farkındadırlar. Hatta süpürme işleminin zamanlamasını bile yapabilmektedirler.

            İçi boşalan siyasetin insanlar üzerindeki en onemli etkisi siyasetten uzaklaşmadır. Ne yani siyasi partiler şu kadar milyon oy alıyor, mitinglerde yüz binler toplanıyor, bu insanlar siyasetten uzak mı? Sorusu akıllara gelebilir. Evet o kalabalıların siyasetten uzak olduklarını düşünüyorum.

Neden mi?

Çünkü içerik gözetilmiyor, fikri takip yapılmıyor. “NATO’nun Libya’da ne işi var?” diyeni de, NATO uçaklarına İzmir’de üs açanları da alkışlayanlar elbette ki siyasetten uzaklaşmıştır.

Eğer bir lider Suriye ile dostluğu kullanarak seçim kazanıyor, arkasından Suriye’ye saldırarak yeni seçimi de kazanmaya çalışıyorsa seçmenlerin neyi seçtiğini bilmediklerini söylemek fazlaca iddialı olmasa gerektir. Bu örnek binleri bulacak kadar çoğaltılabilir.

HABER FEDAİ

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
1618 gün önce
1619 gün önce
1632 gün önce
1647 gün önce
1662 gün önce
1665 gün önce
1667 gün önce
1674 gün önce
1681 gün önce
1692 gün önce
1700 gün önce
1702 gün önce
1704 gün önce
1718 gün önce
1720 gün önce
1722 gün önce
1725 gün önce
1727 gün önce
1730 gün önce
1736 gün önce
1742 gün önce
1743 gün önce
1745 gün önce
1748 gün önce
1758 gün önce
1760 gün önce
1762 gün önce
1769 gün önce
1770 gün önce
1776 gün önce
1777 gün önce
1780 gün önce
1784 gün önce
1788 gün önce
1790 gün önce
1793 gün önce
1796 gün önce
1798 gün önce
1801 gün önce
1802 gün önce
1803 gün önce
1805 gün önce


bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=