Lütfen bekleyin..

Servet Avcı

Seçim yasaklarına uygun bir muhasebe yazısı!

10 Ağustos 2014, 21:32

Sonsuz bir hayatın tarlasındayız..

Bu hayat sona erecek; bugün, yarın, öbür gün....

Annenin babanın çocuğuna, kimsenin kimseye faydasının olmayacağı o güne inanıyoruz...

Herkesin kendi derdine düşeceği o gün yaptıklarımızdan, yapmadıklarımızdan, yazdıklarımızdan, yazmadıklarımızdan, konuştuklarımızdan, konuşmadıklarımızdan sorguya çekileceğiz...


Bizim gibi düşünen ve yaşayan kalabalıkların çokluğu kurtarmayacak bizi...

Belki bir yetim başı okşamış olmamız, belki de zalimin zulmüne karşı sayıca daha az da olsak ‘hayır’ deyişimiz tutacak ellerimizden... 


‘Ama’ diye devamı getirilen kıvırma cümlelerinden putlar inşa eden olmayalım yeter...

Neleri gördük değil mi; yazarlık hayatı boyunca Allah, kitap, peygamber yazıp, jübileyi ‘sübyancılık’tan yapanlar gibi...

Önemli olan finaldir zaten....

Finaldeki hâl, bütün geçmişi sele kapılmış kütükler gibi götürür...

Hükme yol açacak fotoğraf işte o fotoğraftır...

Onun için son nefes, hayat boyu içimize çektiğimiz nefeslerin en kıymetlisidir...

 Ve onun için hayatı ibadetle geçirmiş birinin hâlâ en büyük dualarından birisi  “Allah’ım imanımı bana bağışla” duasıdır...

‘Yalancılardan’ve ‘çalanlardan’ olmak kötüdür...

Fakat o ‘yalancılar’a ve ‘çalanlar’a onay vermek ondan daha daha kötüdür...

Tıpkı yolsuzluğun kötü, yolsuzluğun felsefeye kavuşmasının ise ondan daha kötü olması gibi...

Hiçbir ibadetin üstünü örtmeye yetmeyeceği kara deliktir bu...

Helâk olan kavimlerle ilgili boşuna mı ikaz edildik ve korkutulduk? O toplulukların içinde abidler de zahidler de vardı...

Ama iyiliği emretmediler, kötülükten sakındırmadılar ve sapık kavimleriyle birlikte helâk oldular...

Bu ibretler bize boşuna mı nakledildi? Elbette hayır...

Ebu Zer nasıl da yalnız öldü? ‘Velev ki yapmış olsa diye’ başlanan bugüne ait o iğrenç cümlelerin sapık sahiplerinin yüzüne çağlar öncesinden tükürerek Hakk’a yalnız yürüdü...

Sahi  “Cihadın en güzeli zalim sultana yapılanıdır” buyuran Allah rasûlünün tebliğ ettiği dinin bağlılarıyla, haramı kutsayan şımarık kalabalıklar aynı maneviyata sahip olabilirler mi? 

İman sahibinin haysiyeti metreyle, kiloyla, barla ölçülmez...

Yakıtı haram olan zalimin zulmüne direnme kapasitesi herhalde en uygun ölçüdür...

Yoksa doğruluğun teşhisi için iş kalabalıkların büyüklüğüne kalırsa Kerbelâ’da Hz. Hüseyin haksızdı!..

Kafkaslarda Şeyh Şamil haksızdı!..

Çegan tepesinde Enver Paşa haksızdı!..

Firavun karşısında Musa haksızdı!.. Hint yarımadasında ineğe tapanlar her daim haklı, Müslümanlar ise haksızdı!.. 

Tabii ki, o dizelerdeki gibi “Ne yapsalar boş/ Göklerden inen bir karar vardır”...

O gün var o gün... İbrahim 42’de buyrulan “Sakın zalimlerin yaptığından Allah’ı gafil sanma. O sadece onların gözlerinin dehşetten donup kalacağı, bir noktaya dikilip bakacağı zamana ertelenen” o büyük gün... 
Enam 21’de ikaz edildiği üzere “Zalimler asla felâh bulamayacaklar”... Burada insanları farklı ve üstün kılan, onların sayısal çoğunluğu değil, Hud 113’te bildirilen “Zalimlere en küçük eğilim göstermeyin, yoksa ateş size de dokunur” emrine teslimiyet derecesi...
Topu topu bir ömrümüz var... “Ben şansımı tekrar denemek istiyorum” diyemeyeceğiz... O yüzden çok kıymetli... “Yanlış yaparsan seni kılıcımızla düzeltiriz” diyerek mi, yoksa zalimin kılıcını yalayarak mı geçiyor o ‘tek kullanımlık’ ömrümüz? Önemli olan bu sorunun cevabı...
Kalabalıklar her zaman doğruyu ifade etmez... Bazen yıkılmış bir Saddam heykeline hınçla fırlatılan terliklerdir kalabalık... Bazen de gücün zirvesindeyken sırtta taşınıp, son sahnede ayağına ip bağlanmış biçimde yerlerde sürüklenen Mussolini leşidir... İradesi Menderes’le birlikte ipe çekilirken sessiz kalana da kalabalık denir, cunta anayasasını büyük bir şevkle ezici çoğunlukla onaylayana da... 
Sayısal üstünlük önemlidir ama hiçbir zaman doğruluğun en büyük delili sayılmaz, sadece matematiği ifade eder... Adil miyiz, değil miyiz? Haksızlık karşısında susan şeytan mıyız, değil miyiz? Zulüm ve hukuksuzluk kimden gelirse gelsin dikiliyor muyuz, yoksa zulmün sahibi ‘bizden’se onaylıyor muyuz? Akletmeye mi çalışıyoruz, yoksa ‘uydum kalabalığa’ diye niyet mi ediyoruz?
Bu sorulara tevile başvurmadan haysiyet ve izzetle cevap verebilenlere ne mutlu...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
7 gün önce
14 gün önce
24 gün önce
54 gün önce
61 gün önce
67 gün önce
102 gün önce
116 gün önce
153 gün önce
156 gün önce
189 gün önce
214 gün önce
232 gün önce
246 gün önce
256 gün önce
260 gün önce
262 gün önce
312 gün önce
323 gün önce
328 gün önce
331 gün önce
346 gün önce
352 gün önce
370 gün önce
374 gün önce
405 gün önce
408 gün önce
414 gün önce
423 gün önce
449 gün önce
465 gün önce
470 gün önce
479 gün önce
480 gün önce
486 gün önce
494 gün önce
498 gün önce
500 gün önce
515 gün önce
570 gün önce
591 gün önce
606 gün önce
655 gün önce
663 gün önce
665 gün önce
669 gün önce
690 gün önce
725 gün önce
736 gün önce
794 gün önce
837 gün önce
900 gün önce
906 gün önce
914 gün önce
973 gün önce
1012 gün önce
1019 gün önce
1026 gün önce
1033 gün önce
1037 gün önce
1043 gün önce
1079 gün önce
1099 gün önce
1110 gün önce
1124 gün önce
1135 gün önce
1159 gün önce
1230 gün önce
1249 gün önce
1253 gün önce
1267 gün önce
1271 gün önce
1275 gün önce
1296 gün önce
1298 gün önce
1302 gün önce
1320 gün önce
1326 gün önce
1327 gün önce
1337 gün önce
1345 gün önce
1381 gün önce
1398 gün önce
1412 gün önce
1430 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=