Lütfen bekleyin..

Servet Avcı

“Sen Alevî’sin ben Sünnî!”

04 Ağustos 2014, 12:09

“Coğrafyamızı kesen fay hatlarının üzerinde yaşıyoruz... Keşke sadece sismik anlamda fay hatlarımız olsaydı... Oysa bizim tetiklendiğinde ondan daha yıkıcı fay hatlarımız, bu toprakların ve kültürün milletimize öğrettiği ‘irfan’ olmasa başımızı dertten kaldırmayacak derin kırıklarımız var; mezhebî, etnik, siyasî...  
O irfan, başka ülkeleri kan gölüne çeviren ayrılıkların üstesinden gelmeyi hep başardı... Bütün provokasyonlara rağmen Alevî-Sünnî çatışması yaşanmadı... Tıpkı ‘etnik aidiyet’ uğruna akıtıldığı iddia edilen kana rağmen Türk-Kürt çatışması yaşanmadığı gibi... 12 Eylül 1980 öncesi soğuk savaşa ‘sıcak’ev sahipliği yapan Türkiye’de yaşanan bazı olaylara ve katliamlara ‘mezhep’ elbisesi giydirilmeye çalışılmış olsa da konunun ideolojik amaçlarla çarpıtıldığı, korku ve şiddet ortamında güven duygusunu yitirmiş insanların ‘sığınma’veya ‘savunma’ihtiyacı içine sürüklendiği, bunun militan sayısını çoğaltmaya yönelik manevralar olduğu daima anlaşılageldi... Dolayısıyla bazı şehirlerde görülen istenmeyen olaylar hep ‘münferit’ kaldı, acılar ve dramlar yaşansa da asla bugün Irak’ta yaşandığı gibi ‘topyekûn cinnet’e dönüşmedi... Militan devşirmek için mezheplere ‘mümbit tarla’ gözüyle bakan örgütler amaçlarına tam anlamıyla ulaşamadılar... 
Ya bundan sonra? Ortadoğu kritik bir zaman diliminden geçiyor... Sınırların delik deşik olduğu bu coğrafyada gerilim iki temelde yükseliyor; ‘mezhepçilik’ ve ‘enerji kaynaklarına hükmetme’ hırsı... Bölgenin uluslararası müdahaleye sürekli açık olmasının yolu Şiî-Sünnî çatışmasının diri tutulmasına endeksli... Fiilen sınırların işlevsizleştiği bu kadim topraklarda yükselen alevlerin bizim ülkemizi yalamama ihtimali yok... Zaten PKK’yla ilgili gelişmeleri Ortadoğu’da yeniden kurulan oyundan bağımsız değerlendirmek imkânsız... Otuz yıldır Türkiye’nin kanını emen bu örgütle, Suriye’nin kuzeyinde itiraf edilmemiş ‘müttefikliğe itilirsek’ buna kimse şaşırmasın... 
Bölgedeki en büyük risk, mezhep çatışmalarının yayılması ve bizim de bu çatışmanın içine çekilmemiz... Reyhanlı’nın failleri kim olursa olsun, bunun bir ‘cezalandırma’ veya ‘caydırma’ dan ziyade Türkiye’yi ‘ateşe çekme’ stratejisi olduğu apaçık... Türkiye hiç de idmanlı olmadığı bir bölgeye ve ilişkiler ağına sürüklenerek, kendi topraklarına şiddet ithale zorlanıyor... 
Rejimleri ‘demokrasi’ çerçevesinde değil, ‘emperyalizme hizmet’ kapasitelerine göre ‘dost-düşman’ şeklinde tasnif eden küresel irade vites büyütürken bize düşen kendi gerçeklerimizi bilerek, tarihî tecrübeyi kuşanarak davranmak... Kendi etnik veya mezhebî fay hatlarımız varken, onların tetiklenmesine yol açacak, bir arada yaşama irademize darbe vurabilecek maceralara, gerilimi kendi ellerimizle kendi topraklarımıza taşıyacak sorumsuzluğa imza atamayız...” 
Yaklaşık bir buçuk yıl önce bunları yazarken Başbakan Erdoğan “Reyhanlı’da ölenlerin hepsi Sünnî’ydi” dememişti henüz... Ve bir gün o Başbakan’ın ülkenin birliğini hiç umursamadan, fay hatlarımızı, etnik aidiyetleri kaşıyarak, sorumsuz biçimde “Sen Alevisin, ben Sünnî’yim”  cinliğine başvurabileceğini öngörebilmiş değildim... 
Şahsî hırs ve istikbâl arayışlarının, bildiğimiz bütün kutsalları gölgede bıraktığı, millî kimyamızın içinden çimentoyu çekip çıkarmaya başladığı bir dönemi yaşıyoruz...  Millî kimliklerin alt kimlikler ve ‘siyasî feodalite’ karşısında hiçbir anlam ifade etmediği tipik Ortadoğu rejimlerine benziyoruz gittikçe... Oysa buna benzer anlayış Ortadoğu’da devletleri birer birer yıkıyor... Tablo çok net değil mi; artık sadece komşu devletlerimiz yok, komşu terörist örgütlerimiz var!..
Dilden düşmeyen ifadelere bakın: Alevî, Sünnî, Zaza ama Kürt’ten oy istiyor, Mısır’da doğmuş, bu toprakların insanı değil monşer, Sivas’ın ötesine geçemezler, İzmir yabancıya oy vermez vs!.. Duyan kendisini ‘millî’ sanabilir... Ne de olsa ‘milletin adamı’!.. Ama o milletin adını bir türlü ifade edemez, ‘bu millet’ şeklinde işaret zamiriyle tarif edebilir ancak!..
Kato dağında PKK bütün unsurlarıyla ‘kuzu kırpma’ festivali altında ‘devlet kırpma’ festivali yaparken ve o fotoğraf ülkedeki yalın gerçeği ifade ederken, Erdoğan fotoshoplu fotoğrafları eşliğinde farklılıkları kaşıyarak kampanya yürütür, siyaset üretir...  Sonrası tufanmış, hiç önemli değil!..

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
26 gün önce
28 gün önce
61 gün önce
105 gün önce
119 gün önce
128 gün önce
133 gün önce
135 gün önce
184 gün önce
196 gün önce
201 gün önce
203 gün önce
219 gün önce
224 gün önce
243 gün önce
247 gün önce
278 gün önce
280 gün önce
287 gün önce
296 gün önce
322 gün önce
338 gün önce
343 gün önce
352 gün önce
353 gün önce
359 gün önce
367 gün önce
370 gün önce
373 gün önce
387 gün önce
443 gün önce
464 gün önce
479 gün önce
528 gün önce
535 gün önce
538 gün önce
541 gün önce
562 gün önce
598 gün önce
609 gün önce
667 gün önce
710 gün önce
772 gün önce
779 gün önce
786 gün önce
846 gün önce
885 gün önce
892 gün önce
906 gün önce
910 gün önce
916 gün önce
952 gün önce
982 gün önce
996 gün önce
1007 gün önce
1031 gün önce
1102 gün önce
1122 gün önce
1126 gün önce
1140 gün önce
1144 gün önce
1147 gün önce
1169 gün önce
1171 gün önce
1175 gün önce
1193 gün önce
1199 gün önce
1200 gün önce
1210 gün önce
1217 gün önce
1253 gün önce
1270 gün önce
1284 gün önce
1303 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=