Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Dün dündür peki ya yarın?…

23 Haziran 2014, 10:36

Önce Tayyip Erdoğan’ın Ergenekon davası hakkında söylediklerini hatırlayalım: “Savcı millet adına vardır, biz de millet adına hakkı aramanın gayreti içindeyiz. Bu anlamda savcılık ise evet savcıyım!.”

Sonra dönemin Ana muhalefet lideri Baykal’ın cevabını: “Başbakan Ergenekon'un savcısıysa, ben avukatıyım!”

Ve nihayet 2010 referandumu ile elde edilen AYM’ye bireysel başvuru hakkının kullanılması sonucunda önce Ergenekon ve nihayet Balyoz, Poyrazköy vs. darbe iddiaları ile cezaevinde bulunanlar tahliye edildi.

Konuyla ilgilenenlerin tahmini ve Başbakan’ın açıklamalarından çıkartabildiğim kadarıyla yeniden muhakeme sonrası bu iş bir şekilde kapatılacak. Böylece bir dönem kapanacak.

Hukuki süreç tamamlandığı için mi?

Tabii ki hayır, ihtiyaç kalmadığı için. Darbe iddialarının ve o şaşaalı operasyonların vazifesi bir dönemi kapatmaktı; kapandı ve bitti…

Bunu Başbakan’ın konuyla ilgili açıklamalarından çıkartmak mümkün. Başbakan her zamanki gibi sürecin “kazancını” kimseye kaptırmama telaşı ile yaptığı açıklamada bunu teyid ediyor:  “Bunu ne CHP ne MHP ne de HDP açmıştır. Bunu son referandumla biliyorsunuz bireysel başvuru hakkını getiren parti AK Parti olmuştur. AK Parti olarak biz bireysel başvuru hakkını Türkiye’de başlaması gerektiğini Anayasa Mahkemesi’ne bu noktada böyle bir yetkinin verilmesini, AİHM’de gitmeyi ciddi manada azaltmanın adımını attık.”

Daha önce de yazmıştım. Başbakan dünle ilgilenmiyor, hep bugüne bakıyor. Darbe iddialarının “popüler” olduğu günlerde, son kararla AYM’nin haklı bulduğu iddiaları gündeme getiren muhalefeti dün “darbecilere arka çıkmakla” suçlarken, bugün o “darbecilerin” dışarı çıkmasını sağlayanın kendisi olduğunu gururla dile getirmekte bir sakınca görmüyor.

Ne demişti Demirel, Türk siyasi hayatına “altın” harflerle kazınan o vecizede: Dün dündür, bugün bugün…

Dünü unuttuk, bugünü geçtik peki ya yarın?

Bürokratik yapılanmada, adli kararlarda, emniyet süreçlerinde fahiş hatalar yaptıklarını, biteviye “kumpaslara” getirildiklerini itiraf edenlere yarını nasıl emanet edeceğiz?

***

Ergenekon, Balyoz ve Poyrazköy mahkemelerinin geldiği noktada Başbakan dahil kamuoyunun büyük bir kesiminin dilinde bir “kumpas” iddiası var.

İddialar var ama kimse bu “kumpas” iddialarını üzerine alınmıyor. Bazı hükümet kalemşörleri ise “paralel evrene” geçerek bu “kumpasçıların” kimler olduğunun muhalefet liderlerine sorulması gerektiğini yazıyor, çiziyor.

Gerekçesi ise oldukça zihin açıcı: Muhalefet liderinin 17 Aralık sonrası dinleme kayıtlarını meclis gruplarında dinletmesi. “Eğer” diyor kalemşör, “bu kayıtlar elinizdeyse, kumpasçıları biliyorsunuzdur, açıklayın!”.

Ve daha niceleri…

“Gülmek mi zor ağlamak mı” demekten başka bir söz akla gelmiyor bu yorumlara…

Sen kalk bu “kumpasçılarla” on küsür yıl aynı “ideal” için mücadele et. Sahte delil üretme, dijital kayıtlara dışardan müdahale, telefon defterlerine sonradan ekleme gibi hukuk tarihine “yaratıcı” katkılar yapanları savunmak için televizyon televizyon gezin.

Bu iddiaların en azından “abartılı”, iddiaların merkezine konulan delillerin “zorlama”, “sahte” veya “düzmece” olduğunu iddia edenleri “darbe işbirlikçisi” olarak suçla.

Sonra da “kumpasçıları muhalefet açıklasın!” diye yazılar yaz…

Bunları gördükçe Şair Eşref haklı mıydı diye düşünmeden edemiyorum. Ne demişti merhum: Ademin payesi arttıkça hicabı azalır...

***

Anlaşılıyor ki, hükümetin başının meydanlardan selam gönderdiği yargı ve emniyet çevreleri Cumhuriyet tarihinin en büyük hukuk skandallarından birisine imza atmış.

Yüzlerce emekli veya muvazzaf subay beyhude cezaevlerine doldurulmuş, gazeteci ve yazarlar bir “kumpas” sonucu hapislere tıkılmış.

Hükümet bu “kumpasın” arkasındaki yapıyı da çözmüş: Paralel yapı.

Biz de benzer kanaatleri taşıyoruz.

Ama…

Hükümet, yıllardır kendisine devlet içinde farklı hiyerarşilerin oluştuğu ihtarında bulunan muhalefeti suçlayacağına dinleseydi bu mağduriyetler yaşanır mıydı?

Eğer 17 Aralık olmasaydı bu “kumpas” ortaya çıkacak mıydı?

Eğer bu işte “paralel” kumpas varsa bunun işbirlikçileri kimdi?

Başbakan’ı bile kandıran bu yapının devletin bütün hücrelerine nüfuz etmesine neden olanlar gelinen bu noktada kendileri adına “somut” bir sonuç çıkartacaklar mı?

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
69 gün önce
83 gün önce
132 gün önce
138 gün önce
145 gün önce
195 gün önce
216 gün önce
223 gün önce
251 gün önce
258 gün önce
265 gün önce
279 gün önce
286 gün önce
300 gün önce
307 gün önce
314 gün önce
321 gün önce
384 gün önce
405 gün önce
419 gün önce
461 gün önce
468 gün önce
488 gün önce
515 gün önce
552 gün önce
566 gün önce
594 gün önce
601 gün önce
608 gün önce
692 gün önce
727 gün önce
818 gün önce
832 gün önce
902 gün önce
930 gün önce
944 gün önce
1000 gün önce
1021 gün önce
1140 gün önce
1147 gün önce
1154 gün önce
1161 gün önce
1168 gün önce
1175 gün önce
1189 gün önce
1203 gün önce
1210 gün önce
1245 gün önce
1259 gün önce
1266 gün önce
1273 gün önce
1315 gün önce
1364 gün önce
1392 gün önce
1427 gün önce
1441 gün önce
1462 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=