Lütfen bekleyin..

Servet Avcı

Dil giderse ne kalır?

26 Mayıs 2014, 10:53

Türkçeden kaçışa yol açan bu kompleksin bir izahı olmalı... Her geçen gün yenileri yükselen kulelerin isimlerine bakan o binaları ‘işgal komiserliği’ zanneder!.. “Mimarî, felsefenin sükût etmiş hâlidir”  diyen Hegel’e inatla şehirlerimiz estetikten mahrum bir şekilde bozulurken, felsefemizden ve kültürümüzden gittikçe koparılıyor... Bu kopuştan dilimiz de payını alıyor...

Büyük inşaat firmalarının ‘towers’lı, ‘city’li, ‘country’li, ‘mall’lı, ‘center’lı tabela ve reklamları, dil diye bir derdi olanların elbette içini karartıyor... Eğer burada pazarlama tekniği açısından yabancı kelimeler kullanmak satış verimini yükseltiyorsa, yani Türkçe kullanımı o ürünlerde ‘kalitesizliği’ tescil ettiriyor, yabancı kelimeler ise ‘kalite çağrışımı’ yaptırıyorsa, bu durum sosyal bir maraza düştüğümüzü gösterir... Ve maalesef bu marazın bedelini de, hayat alanı gittikçe daralan dilimiz öder... Bilimden, ticaretten ve sanattan dışlanacak bir dil kendisini ne kadar koruyabilir?
Türkçe,  “Dil giderse ne kalır?”  diye endişe edecek yöneticilerin ilgisine, devletin bu alandaki korumacılığına ve düzenleyiciliğine muhtaç... Hayatımıza farklı bir kültürü sokan ve kapitalizmin bitmek bilmeyen iştahını sergileyen büyük alışveriş merkezlerinin isimlerinden rahatsız olmayan bir devlet ve onun yöneticisi değerlerini çok ciddi biçimde kaybetmeye yüz tutmuş demektir...
Zeytine ‘zeytin’ değil de ‘olivium’dediğimizde değişeni anlamayan ve bu konuda endişesi olanlara bön bön bakan ilgili, gerçekten ilgili midir? İstanbul’un alışveriş merkezlerinde dünyanın her ‘mal’ını bulursunuz da Türkçeyi daha zor bulursunuz!.. Ne demek ‘Atrium’? Roma evlerinde ve ilk kiliselerde kullanılan avluymuş!.. Ya da ‘Palladyum’? Meğer o da Helen mitolojisinin mirasıymış... Pallas isimli tanrıçanın Truva’yı koruyan heykelinin ismiymiş...
İstanbul’daki bir diğer alışveriş merkezinin ismi de Nautilus!.. Sözlükten anlamına baktım: Kafadan bacaklılar sınıfından bir familyanın tipik cinsiymiş!.. Sonradan bu isim ilk denizaltına da verilmiş... ‘Kafadan bacaklılar’ ironi gibi değil mi? 
Büyükçekmece’nin eski ismi ‘Atirus’muş ya? Oraya yapılacak alışveriş merkezine o ismi vermesek çatlardık!.. Tarihi yaşatmak lâzım ne de olsa!.. Saygın istisnaları var ama İstanbul’daki çoğunluğa bakın: Viaport, Town Center, Paradise, Parkway, Polcenter, Mayadrom, Neocity, Olimpa, Maxi, Galleria, Historia, Millenium, Lilyum, Colony, Flyinn, Foxcity, Capitol, Carium, Aquarium vs. vs...
Sanki başkent Ankara farklı mı? ‘Mal’ı eksik değil, çünkü Ankamall var!.. Son dönemde iyice serpilen muhafazakâr sosyetenin gözde bölgesinde Antares hizmete girdi... Onun da anlamına bakıldığında neo-muhafazakârlığa pek de uyumlu bir sonuca ulaşılıyor... Antares, Samanyolu’nda yer alan parlak bir yıldızmış... Ares, Helen mitolojisinde ‘savaş tanrısı’ymış... Nata Vega’nın ‘vega’sı ise Çalgı takımyıldızında bir yıldızmış’85 
Ankaralı AVM’ciler konuya astrolojik yaklaşmışlar genellikle!.. Yeni açılan Taurus da takımyıldızlardan birisinin ismiymiş ve Latincede ‘boğa’ anlamına geliyormuş... Açılışını Başbakan’ın yaptığı  “Bu ismi değiştirin”  talimatını verdiği ve nedense değiştirilmediği ‘Next Level’ zaten mâlûm!.. Karşısındaki Armada ise İspanyolca ‘donanma’demek... Optimum, Panora, Acity ve diğerleri de Ankara gerçeği...
Türkçenin, kapitalizmin beraberinde taşıdığı kültür karşısında düştüğü dram bu... Dil alanı devletlerin belki de en fazla ‘korumacılık’göstermesi gereken bir alan... Eğitim faaliyetleri, teşvikler ve önceliklerle Türkçenin ‘pozitif ayrımcılığa’ tâbi tutulması gerekiyordu... Dili korumak ve geliştirmek bir devlet politikası olmazsa, o dilin ve o dili konuşanların, dünyadaki bu büyük etkileşime ve ‘altını olanın kuralı koyduğu’ bir küresel yayılmacılığa karşı çok fazla direnebilmesi mümkün değil... Kimisinde modaya, kimisinde görgüsüzlüğe, kimisinde de yabancıya olan düşkünlüğün bir pazarlama stratejisine dönüşmesine bağlı bu erozyonu ancak devlet politikası frenleyebilir... İşte bunun için  “Dil giderse ne kalır?”  sorusunu bir ‘millî amentü’ gibi her gün kendisine soracak devlet adamlarının varlığı çok önemli... 
Uydumuza ‘Göktürk’ ismini koyan, savunma sektöründe üretilen tankımıza ‘Altay’, denizaltına ‘Yıldıray’, yine savaş aracımıza ‘Pars’, yerli üretim füzemize ‘Cirit’, piyade tüfeğine ‘Mehmetçik’, insansız hava aracına ‘Anka’ gibi Türkçe veya Türkçeleşmiş isimleri hiçbir komplekse yenilmeden tercih eden devlet adamlarının artması ve dil savunmamızın sadece savunma sektörüyle sınırlı kalmaması dileğiyle...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
16 gün önce
74 gün önce
90 gün önce
140 gün önce
151 gün önce
156 gün önce
158 gün önce
174 gün önce
180 gün önce
198 gün önce
202 gün önce
233 gün önce
236 gün önce
242 gün önce
251 gün önce
277 gün önce
293 gün önce
298 gün önce
307 gün önce
308 gün önce
314 gün önce
322 gün önce
325 gün önce
328 gün önce
342 gün önce
398 gün önce
419 gün önce
434 gün önce
483 gün önce
490 gün önce
493 gün önce
497 gün önce
518 gün önce
553 gün önce
564 gün önce
622 gün önce
665 gün önce
727 gün önce
734 gün önce
741 gün önce
801 gün önce
840 gün önce
847 gün önce
861 gün önce
865 gün önce
871 gün önce
907 gün önce
938 gün önce
952 gün önce
963 gün önce
1057 gün önce
1077 gün önce
1081 gün önce
1095 gün önce
1099 gün önce
1102 gün önce
1124 gün önce
1126 gün önce
1130 gün önce
1148 gün önce
1154 gün önce
1155 gün önce
1165 gün önce
1173 gün önce
1209 gün önce
1226 gün önce
1239 gün önce
1258 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=