Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Bu ayıp size yeter...

19 Mayıs 2014, 11:53

Cenaze evleri sükûnetin hakim olduğu mekânlardır. O sükûnet içinde, cenaze sahibinin acısına saygı olduğu gibi bir nefis muhasebesi de vardır. Kendini cenaze sahibinin yerine koymak ve ölümü hatırlamak vardır o muhasebede: Cenaze sahibinin derdiyle dertlenmek, acısını acı bilmek ve onu anlamak.

Daha tasavvufi bir tabir ile  “hemhâl” olmak diyoruz biz buna. Şahit olduğumuz her cenaze, toprağa verdiğimiz her vücut hata ve kusurlarımızı görerek yanlışları düzeltmek için bir başlangıç yapma fırsatıdır bir yerde.

Bu başlangıcı yapabilmek için olaylara şahit olmak, olanları görmek yetmiyor, iz’an sahibi de olmak gerekiyor. İz’an yani “anlayış ve kavrayış” kabiliyetine sahip olma. 

Anlayış ve kavrayış mühim bir meleke. Mektep ve medrese ile sahip olunacak bir kabiliyet değil.

Olsa idi bugün Soma’da bir felaket yaşamaz, yaşadığımız felaket sonrası ortalığa saçılan açıklamalar ve  “doğru mu görüyorum”  dediğimiz olaylar hiç olmazdı. 

Ev sahibi acısı ile kıvranırken yapılması gereken omuzundaki el olmak. Gelenekte olduğu gibi elinde bir tas çorba ile kapısına koşmak.

Fakat görüldü ki maden kazası sonrası Soma’ya koşuşturan bazılarının böyle bir derdi yok. Soma’daki 301 canın üzerinden kadim kavgayı sürdürme, bu kavgada bir gol daha atmanın derdinde onlar.

Somalı dağdan cenazesini toplama derdine düşmüşken birilerinin ellerde  “sözde”  işçi bayrakları ile acıdan faydalanma eylemlerinin, hükümetle “meşveret”  halinde olanların vatandaş tekmeleme gayretinin, zihin fukaralarının kayıplarımızın oy tercihlerine göre neye müstahak olduğuna karar vermesinin, kimi devletlûnun patron aklama seanslarının, yandaş ve merkez medyanın birbirlerini  “taciz”  ateşine tabi tutmasının sebebi bu  “gol”  atma telaşıdır.

Herkes bu fırsattan pay alma peşinde. Somalı bir taraftan cenazesini bulma ve nihayet defnetme ile mücadele ederken bir taraftan da danışmanın tekmesi, başvekilin tokadı, polisin biber gazı, örgütçünün kızıl bayrağı ile mücadele etti.

Bu ayıp size yeter...

***

Ben onları ayıpları ile başbaşa bırakıp yaptıkları ile hepimize ders olacak iki adamdan bahsetmek istiyorum.

***

Ağrı’dan Soma’ya 12 yıl önce gelmiş. Geçim diyerek madene inmiş. Başka da çaresi yok. Bir ev, yirmi baş nüfus. 

Murat Yalçın’dan bahsedeceğim. Sedyede iken  “abi çizmemi çıkarayım mı, sedye kirlenmesin” sözleri ile hepimizi ağlatan adamdan...

Yaptığı şeyi olanca doğallığı ile anlatıyor Murat...

“Ekipler bizi kurtardı, ambulansa bindiğimde ise o kadar insan can derdiyken, bulunduğum yeri kirletmemek nasıl aklıma geldi bilmiyorum. Yattığım yere benden sonra gelebilecek arkadaşlarımı da düşündüm.” 

Gazeteci soruyor Murat’a,  “Tekrar inecek misin madene?” 

Cevabı, 12 yıl önce madenci kayıplarında aynı sırada olduğu Çin, kayıpları 3 kat düşürürken devr-i iktidarlarında kayıpları bırakın azaltmayı artıran hükümete ders olacak cinsten...

“Şu içinde bulunduğumuz ve yaklaşık 20 kişi yaşadığımız evi güç bela borçla yaptık. Çalışıp bu paraları ödemek zorundayız. Ne yapacağız mecburen yine o madene ineceğiz.” 

Yeni Türkiye bu olsa gerek...

***

Ölüm anında yazdığı son not  “oğlum hakkını helal et” olduğuna göre önemliydi. 

Kim bilir, madenciliğin doğası yüzünden oğluyla az vakit geçirdiği içindi o not...

Belki de oğluna ayıramadığı vaktin helalliğini istiyordu.

Oynatamadığı oyunların, götüremediği lunaparkların...

Babasız geçireceği yılların...

Kim bilir?...

Bu millet böyle büyük ve asil bir ruha sahip...

Şu düşünce tarzı hiçbir eğitimle alınamaz. Ancak genetik bir haslet olarak tevarüs edilebilir. Ve bu memleketin her köşesinde benzer örneklerine rastlayabilirsiniz.
Haberi okuyunca yirmi beş yıl önce annemle aramda geçen konuşma geldi aklıma...

Ölüm döşeğindeydi, okul için ondan ayrılmak zorundaydım. Vedalaşmak için sarıldığımda bana söylediği şu sözler hep aklımdadır: Hakkını helal et, en az annelik sana yaptım!..

14 yaşında eğitim için ondan ayrılmak zorunda kalan çocuğuna edemediği hizmetler, geçiremediği vakitler için istenen helallikti anneminkisi...

O ölüm anında bir kâğıt parçası vasıtasıyla oğlundan helallik isteyen baba da aynı halet-i ruhiye içindeydi sanırım.

Görülüyor ki bu anlayış ve yüksek ruha bu toprakların her köşesinde rastlamak hâlâ mümkündür. 

Başımız sağolsun...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
sinanoğlu
1341 gün önce
Kaleminize ve yüreğinize sağlık hocam,SOMA bu kadar net anlatılır.ALLAH geride kalanlara sabırlar versin.
Gafur TANER
1341 gün önce
SAYIN HOCAM HEP AYNI HATA YAPIYORUZ. SİZLER ANKARA DAN BAKIP MECLİSTEKİLER GİBİ OLAY OLUNCA HERKES HER ŞEYİ ANLATIYOR. bİR ÖRNEK TÜRKİYE MİZİN HAKKARİSİN DEKİ DOLMUŞ CUNU-KAMYONCUNUN YOL BENİM HAKKIM HER ŞEYİ YAPARIM DİYEN ZİYNİYET TÜRKİYENİN KÜTAHYASINDA DA AYNI DEGİL Mİ VAR MI BU SORUNU ÇÖZE BİLECEK BELEDİYE VEYA İKTİDAR......HELE SİZ ANKARA DA HER GÜN AYNI KEPAZELİK BAŞKA KENT ÜSTELİK
Yazarın Diğer Yazıları
48 gün önce
146 gün önce
174 gün önce
251 gün önce
265 gün önce
314 gün önce
320 gün önce
327 gün önce
377 gün önce
398 gün önce
405 gün önce
433 gün önce
440 gün önce
447 gün önce
461 gün önce
468 gün önce
482 gün önce
489 gün önce
496 gün önce
503 gün önce
566 gün önce
587 gün önce
601 gün önce
643 gün önce
650 gün önce
670 gün önce
697 gün önce
734 gün önce
748 gün önce
776 gün önce
783 gün önce
790 gün önce
874 gün önce
909 gün önce
1000 gün önce
1014 gün önce
1041 gün önce
1084 gün önce
1112 gün önce
1126 gün önce
1182 gün önce
1203 gün önce
1322 gün önce
1329 gün önce
1336 gün önce
1350 gün önce
1357 gün önce
1371 gün önce
1385 gün önce
1392 gün önce
1427 gün önce
1441 gün önce
1448 gün önce
1455 gün önce
1497 gün önce
1546 gün önce
1574 gün önce
1609 gün önce
1623 gün önce
1644 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=