Lütfen bekleyin..

Servet Avcı

O tekme

16 Mayıs 2014, 00:17

O tekme, vicdansızlığın, kuralsızlığın, raconsuzluğun nasıl da iğrenç bir kültüre ve ideolojiye dönüştüğünün resmidir...

Neresinden bakarsanız bakın namertçe bir tekme o... İsterse o protestocu haksız olsun, hatta ağzını bozmuş, hakarete yeltenmiş olsun... Yerin altından acı fışkırırken, sinirler bu kadar gerilmişken, olgunluğu şimdi göstermeyeceksin de ne zaman göstereceksin?

Konu tek başına o müşavir bozuntusu değil... Konu bu topraklara özgü ‘kavga kültürü’nün baskın siyasî anlayış karşısında yok olması... Bizim kadim kavga kültürümüzün yazılı olmayan kuralları vardır... Düşene vurulmaz, kalkması beklenir... İki kişi kavga ederse üçüncü kişi ayırır... Karısının ve çocuklarının yanında hasımla kavga edilmez... Üç-beş kişi bir adamı dövmez... Kadınla kavga edilmez... Arkadan habersizce saldırılmaz... Yaşça büyük olanın küçük biriyle kavga etmesi ayıp sayılır...

Egemen siyaset kadim kavga kültürümüzü de bozdu... Her şey kuralsız hâle geldi... Kaç yakınını kaybettiği bilinmeyen acılı vatandaşa sıralanan o tekmeler işte bu kuralsızlığın, kibirli ve şımarık muktedirler elinde nasıl ete kemiğe büründüğünü bir kere gösterdi... Sanki kendisi bütün sıfatlarından bağımsız olarak dikleniyormuş gibi  “Cübbeni çıkar da gel”, “Ananı da al git” diye seslenen mantığın gölgesinde,  “Sen düşünme, dediğimi yap, biz kanunu arkadan çıkarırız”  diyen müsteşar, halka ‘gavat’ diye tepki koyan vali, karakolda polislere söven özel koruma, acılı vatandaşa tekme sallayan müşavir olarak filizlenmedir bunun adı...
Devletin gücünü arkasına alarak atılmış bir tekmedir o... Acaba aynı kişi sıfatlarından arınmış biçimde, Kızılay’da tek başına yürürken o vatandaşla karşılaşsa ne yapabilir tabanları yağlamaktan başka... O fotoğrafta gördüğümüz büsbütün bir rezillik elbette... Ama o fotoğrafı daha da iğrenç hâle getiren, dövülen kişinin zatengüvenlik güçleri tarafından derdest edilmişken yani çaresiz biçimde etkisiz duruma düşürülmüşken eziyete uğraması... ‘Raconsuzluk’tan kastımız bu... Hayatın her alanında adaletsizliği ve haksız rekabeti ilke hâline getirenlerin içine düştükleri ve utanma duygusunu kaybettikleri zorbalıktır söz konusu olan...
Yani o fotoğraf, o ânın fotoğrafı değildir sadece... Bir devrin, bir kültürün, mevcut siyasî anlayışın objektiflere en objektif biçimde yansımasıdır... Bu yazı kaleme alınırken, gerekçe henüz açıklanmamış, daha doğrusu hikâye henüz uydurulmamıştı... Fakat uyduracakları hiçbir hikâye o tekmeyi ‘münferit’ hâle getiremeyecek, tek başına hiçbir numarası olmayacak bir çapsızlık kültürünün arkasına devleti alınca nasıl zalimleşebildiği gerçeğini örtemeyecektir...
İroniye bakın... Halka tepeden bakan, jakoben ve seçkinci siyasetin mağdur ettiği halk çocuklarıydı bunlar!.. Şimdi tekme sırası kendilerine geçti ya fırsatı kazaya bırakmıyorlar!.. Seçkinlerimiz değişti ama dövülen yine halk!.. 

İktidar ve yükseklik duygusu galiba herkeste ‘jetlag’ etkisi yapıyor... Güç hep ellerinde kalacak, bin yıl sürecek zannediyorlar... Kendilerinden önceki ‘güçlüler’in akıbetlerinden hiç ders almıyorlar... Kendi elleriyle sökülmek zorunda kalınan plaka bile ibret aslında... Bu işin bir de yarınları var, tarihte hiçbir demokrasi özürlünün kaçamadığı yarınlar... Hiçbir hukuksuzluğun yapanın yanına kâr kalmayacağı yarınlar... Şimdi devletin gücüyle raconsuz külhanbeylilik taslayanların, yarın çırılçıplak kalacağı ve  “Nerede bu devlet?”  diye acınası gözlerle büzüşüp bekleşeceği yarınlar... Ve o gün gelip çattığında kimsenin kimseye faydasının olmayacağı, günümüz muktedirleriyle, onların eteklerine tutunarak ömür geçirenlerin suçu birbirlerine atarak kurtulacaklarını zannedecekleri yarınlar...
Ümitsizlik inanç sahibinin işi değil... ‘Küfr ile durup da zulm ile durmayacak’ dünyada zulüm elbette payidar olamayacak... Eğer bütün bu yaşadıklarımız işin fıtratında olan ‘olağan şeyler’se, tarihte ne ‘olağan şeyler’ yaşanmış ona da dikkat kesilmek gerek!.. Tahtı tacı bırakarak çıkılmış ‘olağan yolculuklar’, ‘olağan tükenişler’ gibi... Yaşadığımız büyük felaketler bile kendilerini gözden geçirmeye vesile olmuyorsa, bunun sonu elbette ‘olağan siyasî helâk’tir... Tarih böyle söylüyor çünkü...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
58 gün önce
90 gün önce
93 gün önce
114 gün önce
118 gün önce
119 gün önce
132 gün önce
139 gün önce
143 gün önce
163 gün önce
240 gün önce
247 gün önce
251 gün önce
257 gün önce
287 gün önce
294 gün önce
300 gün önce
335 gün önce
349 gün önce
386 gün önce
389 gün önce
422 gün önce
447 gün önce
465 gün önce
480 gün önce
489 gün önce
493 gün önce
495 gün önce
545 gün önce
556 gün önce
561 gün önce
564 gün önce
579 gün önce
585 gün önce
604 gün önce
607 gün önce
639 gün önce
641 gün önce
647 gün önce
657 gün önce
682 gün önce
698 gün önce
703 gün önce
712 gün önce
713 gün önce
719 gün önce
727 gün önce
731 gün önce
733 gün önce
748 gün önce
804 gün önce
825 gün önce
839 gün önce
889 gün önce
896 gün önce
898 gün önce
902 gün önce
923 gün önce
959 gün önce
970 gün önce
1028 gün önce
1070 gün önce
1073 gün önce
1095 gün önce
1133 gün önce
1139 gün önce
1147 gün önce
1204 gün önce
1207 gün önce
1246 gün önce
1253 gün önce
1260 gün önce
1267 gün önce
1270 gün önce
1276 gün önce
1312 gün önce
1333 gün önce
1357 gün önce
1368 gün önce
1392 gün önce
1463 gün önce
1483 gün önce
1486 gün önce
1501 gün önce
1504 gün önce
1508 gün önce
1529 gün önce
1531 gün önce
1535 gün önce
1553 gün önce
1560 gün önce
1561 gün önce
1570 gün önce
1578 gün önce
1614 gün önce
1631 gün önce
1645 gün önce
1663 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=