Lütfen bekleyin..

Servet Avcı

İlk düğme doğru iliklenirse

11 Mayıs 2014, 13:28

Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazandırmak için AKP’nin oylarının yeterli olmadığı artık belli... Dolayısıyla ikinci turda yüzde 50’nin aşılması için MHP’lilerin ve BDP’lilerin oyları büyük önem taşıyor...
MHP ‘çatı aday’ formülünü gündeme getirdi... Mevcut şartlarda MHP’nin kendi adayını seçtirmesi çok gerçekçi görünmediği için böyle bir arayışa girmesi oldukça mâkul... Görülen o ki, CHP de bu formüle soğuk değil... Çünkü muhtemelen Tayyip Erdoğan’ın karşısında CHP’nin tek başına çıkaracağı bir adayın kazanma ihtimali çok güçlü değil... Eğer burada, ikinci tura güveniliyor ve AKP dışındaki diğer partilerin ikinci turda CHP adayına oy vermekten başka seçeneği bulunmadığı düşünülüyorsa büyük bir yanılgıya yol açılabilir...
Çünkü Türkiye ‘ders’ niteliğinde bir referandum yaşadı 2010’da... Katılımın genel seçimlere oranla düşük olduğu referandumda kendisini ‘milliyetçi’ diye tanımlayanların önemli bir kesiminin desteğiyle yeni anayasa yüzde 58 oranında ‘evet’ aldı... Sosyolojik gerçeklerin matematik kurallarını bir kere daha alt ettiği bir seçimi yaşadık... Kâğıt üzerinde görünenler siyasî hayata daha yansımadı yine... Klasik deyimle iki kere iki dört etmedi siyasette...
Çünkü ana muhalefetin geçmişten bugünlere taşıdığı sicili, geleneksel sağ seçmenin bu çizgiye mesafeli duruşu ve milliyetçiliğin ülkenin doğusu ve batısında farklı farklı algılanmaya başlanmış olması, kampanyada kullanılan dil, bu yenilgiyi ‘kaçınılmaz’ hâle getirdi... Üstelik buna iktidar partisinin her ekole mavi boncuk dağıtan başarılı propaganda kampanyası eklenince sonuç daha baştan belli olmuştu...
Son Ankara ve Hatay seçimlerinde ortaya çıktı ki CHP seçmeni partisi kimi aday gösterirse oy veriyor... Bu anlamda ‘en tutucu’ seçmen grubu olarak niteleyebiliriz bu kitleyi... Çünkü AKP gibi seçim galibiyetleriyle değil, parti bağı yeterli oluyor ortak hareket etmekte... Diğer partilerin memnuniyetsizlerine oranla çok daha az fire veriyorlar... Sağdan gösterilen adaylara oy verdiler, Hatay’ı aldılar, Ankara’da rekor kırılmasına rağmen seçimi çaldırdılar... Ama kabul edelim ki, belirleyici olanlar yine ‘milliyetçiler’ oldular... Bu sefer siyasette de iki kere ikinin dört edebileceği görüldü, önceki referandum örneğine ters biçimde...
Demek ki kazanmak için doğru profillerle ortaya çıkmak gerekiyor... Bunun için yapılması gereken, parti için hiziplere, gruplara, koltuk endişelerine, ideolojik taassuplara saplanarak aday seçmek değil, bıkmadan usanmadan anketler yaptırıp, halkın nabzını tutup, çıkacak sonuçlara göre aday belirlemek... Bu çerçevede asker olsun, sivil olsun, hukukçu olsun, öğretim üyesi olsun gibi tartışmalar son derece gereksiz... Kriterler belirlenirken, BDP haricindeki muhalefetin tamamından, iktidar partisi seçmeninin bir kısmından ‘oy alabilecek’ potansiyel aranmalı... Tartışma buraya odaklanmalı... Bu anlamda MHP’nin önerisi dolayısıyla heyecanlanmak erken olsa da ‘benim adayım’ tutturmacasından bağımsız bir model öne sürülmesi önemli...
Şunu rahatlıkla öngörebiliriz: Eğer ikinci tura CHP’nin adayı kalırsa ve bu aday manevî değerlere mesafeli, sadece parti kimliğiyle bütünleşmiş, geleneksel kalıpların dışına çıkmamış bir aday olursa, milliyetçi seçmenin bir kısmı İç Anadolu, İç Batı Anadolu, Karadeniz ve Doğu Anadolu’da, Kahramanmaraş, Gaziantep gibi bölgelerde Tayyip Erdoğan’a kayabilir... Bir kısmı ise sandığa gitmeyebilir... Bu riski görmemek ancak ideolojik körlükle mümkündür... 
Zaten iki-üç puanın büyük önem taşıyacağı bu seçimlerde doğabilecek reaksiyonlar önceden hesaplanmaz, Meclis denetiminin yok olduğu, Sayıştay denetiminin yok olduğu, adlî denetimin yok olduğu, medya denetiminin yok olduğu, dinî ve vicdanî denetimin iptal edildiği bu ‘denetimsiz düzen’e bir ‘Cumhurbaşkanlığı denetimi’ kazandırılamazsa bugünleri arar hâle gelebiliriz...
Muhalefetin, çok partili hayata geçtiğimiz günlerden beri birbirleriyle mesafeli kesimler arasında duvarların hangi şartlarda nasıl inceldiğini ve oy geçirgenliğinin hangi durumlarda mümkün olabildiğini görüp, gereğini yerine getirmesi şart...
Birinci adım ‘doğru adam’, ikinci adım ise ‘doğru dil ve propaganda’dır... Aksi hâlde sayısını neredeyse unuttuğumuz ‘yenilgiler zinciri’ne muhalefet adına bir yeni halka daha eklenmiş olur...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
33 gün önce
40 gün önce
50 gün önce
80 gün önce
87 gün önce
93 gün önce
128 gün önce
142 gün önce
179 gün önce
182 gün önce
215 gün önce
240 gün önce
258 gün önce
272 gün önce
282 gün önce
286 gün önce
288 gün önce
338 gün önce
349 gün önce
354 gün önce
357 gün önce
372 gün önce
378 gün önce
396 gün önce
400 gün önce
431 gün önce
434 gün önce
440 gün önce
449 gün önce
475 gün önce
491 gün önce
496 gün önce
505 gün önce
506 gün önce
512 gün önce
520 gün önce
524 gün önce
526 gün önce
541 gün önce
596 gün önce
617 gün önce
632 gün önce
681 gün önce
689 gün önce
691 gün önce
695 gün önce
716 gün önce
751 gün önce
762 gün önce
820 gün önce
863 gün önce
926 gün önce
932 gün önce
940 gün önce
999 gün önce
1038 gün önce
1045 gün önce
1052 gün önce
1059 gün önce
1063 gün önce
1069 gün önce
1105 gün önce
1125 gün önce
1136 gün önce
1150 gün önce
1161 gün önce
1185 gün önce
1256 gün önce
1275 gün önce
1279 gün önce
1293 gün önce
1297 gün önce
1301 gün önce
1322 gün önce
1324 gün önce
1328 gün önce
1346 gün önce
1352 gün önce
1353 gün önce
1363 gün önce
1371 gün önce
1407 gün önce
1424 gün önce
1438 gün önce
1456 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=