Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Mesele istikbâl olunca...

28 Nisan 2014, 00:21

Şu manzarayı görünce aklıma nedense birileri gibi  “istiklal”  değil “istikbâl”  geldi. 

Düne kadar birbirlerine sebep-sonuç ilişkisi ile bağlı insanların ve grupların boğazlaşmasını görünce insanın aklına başka bir şey gelmiyor.

“Her şey memkelet içün”  sözlerini duyar gibiyim. Lakin son dört aydır bu kavganın merkezinde  “memleket”  gören var mı?

Ortaya dökülenler, konuşulan ve yazılanlar; toprak, makam, arsa, saat, dolar, altın, müteahhitlik hizmetleri, para sayma makinaları vs...

Evet, bu olayda  “memleket”  var: Sadece olayın geçtiği mekân olarak...

Yolsuzluk iddiaları hususunda abartılar, manipülasyonlar olabilir lakin kimse  “hiç yok”  demiyor.

“Varsa üzerine gidilir”  açıklamaları bunun en önemli delili. Mesele bu vartayı en az zararla atlatmakta. Ki o  “varta”  atlatıldı; en azından şimdilik.

Herkes gibi iddiaya muhatap olanlar da biliyor ki bu konuda en ufak zaaf surda gedik açtırabilir. İşte o yüzden en masum eleştiri bile bu kadar tazyike, saldırıya muhatap oluyor. 

Muhatabı AKP olmasa ayakta alkışlayacakları o konuşma karşısında Haşim Kılıç, “sen de nereden çıktın?”  bakışlarına maruz kalıyor.

Her sıkışık anda eteğine koşulan Haşim Abi’ye karşı o bakışların ve kızgınlığın sebebi işte bu  “istikbâl” mücadelesidir. 

Türk siyasi tarihinde örneği görülmemiş  “kesif”  mücadelenin tam da ortasında bir tanıdık tarafından, sanki inadına yaparmış gibi  “hukuk”  denmesine tepkinin sebebi budur.

Yoksa onlar da biliyor Haşim Kılıç’ın Cumhurbaşkanı adayı olmayacağını. 

Hele hele CHP ile aynı çatı altına girmeyeceğini.

***

Tıpkı 17 Aralık sonrası olduğu gibi Haşim Kılıç’ın açıklaması sonrası da İslamcı yazar ve siyasetçilerin yazılarına göz attım, meseleye nasıl yaklaşıyorlar merak ettim.

Şaşırmadım.

Türkiye’de herkesin muhafazakârlığı hususunda ittifak edeceği isimlerden olan Haşim Kılıç anında  “tu - kaka” edilmişti.

Paralel, işbirlikçi, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı vs...

Halbuki aynı Haşim Kılıç parti kapatma davalarının ikisinde de  “red” oyu vermiş. Başörtüsü meselesinde müspet oy kullanmış. 367 meselesinde AKP lehinde oy kullanmış...

Birileri o zamanlar Kılıç’ı  “AKP’nin Anayasa Mahkemesi temsilcisi” olarak suçluyor, AKP’liler ise bundan gizli bir  “haz”  duyuyorlardı.

O Haşim Kılıç kahramandı...

Aynı Haşim Kılıç, “hukuk ve demokrasi” yi hatırlattığı zaman ise paralel ve vesayet özlemcisi oldu.

“Yargı bağımsızlığı” na vurgu yaptığı zaman  “bu metni kiminle yazdı?” denmeye başlandı...

“Biz onu öyle bilmiyorduk”  açıklamaları yapılmaya başlandı. 

Hükümet merkezli her tartışmada olduğu gibi bu tartışmada da iki husus göze battı:

Birincisi, AKP etrafında kümelenen gruplarda ahde vefa yok.

İkincisi, İslamcı siyasette Erdoğan mitine dokunmak yasak. Haklı veya haksız, dokunursanız dün ne yaparsanız yapın lanetlenmeniz kaçınılmaz.

Bu mite dokunmak isteyene karşı hemen organize bir taarruz geliştiriliyor.

Çünkü onlar da biliyor ki o mit yıkıldığı zaman hepsi altında kalacak...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
16 gün önce
30 gün önce
78 gün önce
85 gün önce
142 gün önce
163 gün önce
170 gün önce
198 gün önce
204 gün önce
211 gün önce
225 gün önce
232 gün önce
246 gün önce
253 gün önce
260 gün önce
268 gün önce
331 gün önce
352 gün önce
365 gün önce
408 gün önce
414 gün önce
435 gün önce
462 gün önce
499 gün önce
513 gün önce
540 gün önce
547 gün önce
555 gün önce
638 gün önce
674 gün önce
765 gün önce
778 gün önce
848 gün önce
876 gün önce
890 gün önce
946 gün önce
1086 gün önce
1094 gün önce
1100 gün önce
1107 gün önce
1114 gün önce
1122 gün önce
1136 gün önce
1149 gün önce
1157 gün önce
1191 gün önce
1206 gün önce
1213 gün önce
1220 gün önce
1261 gün önce
1311 gün önce
1338 gün önce
1374 gün önce
1388 gün önce
1409 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=