Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Câhil şehir ve hükümdarı...

03 Mart 2014, 00:22

Büyük Türk filozofu Farabi şehri (devleti) temel olarak ikiye ayırır: Fâzıl (erdemli) şehir (El-Medine’tül Fâzılâ), fazıl olmayan (erdemsiz) şehir.

Erdemli şehir, ahlâkî erdemleri ilke edinmiş, iş bölümü ve sosyal dayanışmanın en mükemmel düzeyde gerçekleştiği, hukukun ve sosyal adaletin tam olarak uygulandığı, bilgelerin başkan olduğu bir şehirdir.

Erdemsiz şehirlerin ortak özelliği ise “cehalettir”. Öncelikle başkanı “bilge” değildir. Sonra, halkı saadet hakkında yanlış düşünceye sahiptir. Onlar için hayatın gayesi görünen şeylerdir: Sağlık, refah, cömertlik, büyüklük, saygı ve itibar görme hırsı.

Farabi erdemsiz şehri dört kısımda değerlendirir; cahil, fasık, değişebilir ve şaşkın şehir. Erdemsiz şehirler erdemli olmadıkları için medeniyet şehirleri de olamazlar. Bunların içinde en çok cahil şehre dikkat çeker.

Cahil şehrin özelliklerinden biri sömürüdür. Cahil şehirde sömürü sadece “maddi” değildir. Farabi, sanki bugün yaşadığımız problemleri o günden görmüş gibi  “sömürü din yoluyla da olur” diyor. Din bir zümre tarafından istediklerini elde etmek için hileli bir yol gibi kullanılır. 

Anlaşılan o ki din ile sonuç elde etme hastalığı yeni değil. 

Cahil şehrin bir diğer baskın vasfı ise son zamanlarda çok tartıştığımız, bir zümrenin diğer zümre üzerinde “tahakküm” kurmak için “hile ve sahtekârlıklar” içinde olmasıdır.

Adalet, Farabi’nin erdemli şehrinin en önemli özelliği, hatta gerekçesidir. O, devletin oluşum gerekçesini insanın mutluluktan tam olarak nasibini alabilmek için adaleti gerçekleştirecek güçlü bir kuruluşa ihtiyaç duymasına bağlar. Bu ihtiyaç, devleti meydana getirmiştir. 

“Sevginin kurduğu devleti adalet devam ettirir” diyen Farabi’nin adalet fikrini “sonuçların sonucu” olarak yorumlayan Dücane Cündioğlu bu durumu “varoluşta Varlık’tan alınan pay” olarak tanımlar ki en güzel adalet tanımlarından biridir.

Toplumda adalete güven hissi kaybolduğu zaman “huzur” ortadan kalkar, başıbozukluk meydana gelir; bunun bir adım sonrası kargaşadır. O yüzden adalet, erdemli şehrin temeli, hatta gerekçesidir. 

Peki devletin “adil” olmasını sağlayacak hükümdar hangi özelliklere sahip olmalıdır? Riyasetin birinci şartı “Hikmet” tir. Hilmi Yavuz, Farabi’nin “hikmet” ini “medeniyet” olarak yorumlar: “Eğer felsefe (hikmet), yönetimin bir parçası olmaktan çıkarsa, bütün diğer şartlar bu yönetimde mevcut olsa bile, erdemli şehir hükümdarsız kalmış olacak, şehrin yönetimi ile meşgul olan kişi bir hükümdar olmayacak, şehir halkı helâk olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.” 

Farabi hikmet sahibi hükümdarın özelliklerini saymaya devam eder: Güzel konuşma, doğruluk ve doğruları sevme, yalandan yalancılardan uzak olma, adaleti ve adilleri sevme, zulüm ve zalimlerden nefret etme. Bunların yanında bilgili olma, önceki yöneticilerin koyduğu kuralları bilme ve tanıma (devlette devamlılık esası), kanun koyarken akıl ve mantığını kullanma, ülke çıkarları doğrultusunda kanunlar yapma ve nihayet bunları halka güzel bir dille anlatma. Farabi hükümdarın “tatlı dilli” olması gerektiğini ısrarla vurgular.

Peki cahil şehrin hükümdarı hangi özelliklere sahiptir? Fârablı âlim câhil şehrin hükümdarını şöyle tanımlar: Câhil şehrin çeşitleri ile orantılı olarak câhil şehir hükümdarları vardır. Onların her biri, kendi arzu ve amaçlarını elde edebileceği bir tarzda hükümdarı olduğu şehri yönetir. Yönetimlerine “keyfiyet” hakimdir, dilleri güzel değildir, yalancılarla iş yapar, iltimas ve kayırma yönetimlerinin merkezindedir...

Soru şu: Hangi şehir tanıdık geliyor?

Üreyebilmek “anlamak”         için yeterli mi?

Seçim meydanlarında “çocuk” merkezli tartışmalar bana Hitler’in en yakın adamlarından Goebbels ve Beyrut kasabı Şaron’u hatırlattı. 

Birinin altı, diğerinin üç çocuğu vardı ama “anladıkları” tek şey katliamdı. 

Biri gaz odalarından diğeri göçmen kamplarından “anlıyorlardı”. Yani, üreme kabiliyetleri insanlıkları ile paralel değildi. 

Netice-i kelâm, asıl olan “üreme” yeteneği değil “erdem” i gelişmiş insan olmaktır. Ve nihayet erdemli nesiller yetiştirmektir...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
bediraslan
1291 gün önce
üremeyle olsaydı bu iş şuan ülkemizin en güzel ve en sıkıntısız yeri doğu bölgemiz olurdu.Ancak şuan kan davasının töre cinayetlerinin bir tavuk için insan öldüren insanlar var doğu bölgemizde.çok güzel bir yazı olmuş sayın hocam kaleminiz daim ve hak yolunda olsun.
Yazarın Diğer Yazıları
23 gün önce
128 gün önce
142 gün önce
191 gün önce
197 gün önce
204 gün önce
254 gün önce
275 gün önce
282 gün önce
310 gün önce
316 gün önce
324 gün önce
338 gün önce
345 gün önce
359 gün önce
366 gün önce
373 gün önce
380 gün önce
443 gün önce
464 gün önce
478 gün önce
520 gün önce
527 gün önce
547 gün önce
574 gün önce
611 gün önce
625 gün önce
653 gün önce
660 gün önce
667 gün önce
751 gün önce
786 gün önce
877 gün önce
891 gün önce
961 gün önce
988 gün önce
1002 gün önce
1059 gün önce
1080 gün önce
1199 gün önce
1206 gün önce
1213 gün önce
1219 gün önce
1227 gün önce
1234 gün önce
1248 gün önce
1261 gün önce
1269 gün önce
1303 gün önce
1318 gün önce
1325 gün önce
1332 gün önce
1373 gün önce
1423 gün önce
1451 gün önce
1486 gün önce
1500 gün önce
1521 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=