Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Kaset muhabbetleri…

03 Şubat 2014, 00:01

Az önce Başbakanla bir iş adamına ait olduğu iddia edilen “şelaleli” alafranga tuvalet muhabbetini ve Urla villaları ile ilgili iddiaları dinleyince birden aklıma Ahmet Hamdi ve Yahya Kemal geldi.

Yahya Kemal ressam Melek Celal hanıma “Bir evim olmalıydı. Şöyle İngiliz evleri gibi konfortabl… Görüyor musunuz, bu yaşımda bir otel odasında kalakaldım” demiş.

Yahya Kemal o odada öldü.

Ahmet Hamdi fakirliği “içimizde ve etrafımızda ahenk bulunmak şartıyla” tahammül edilebilir bulmakta idi. Ahmet Hamdi merhuma göre “imtiyaz” zenginlik değil “hürriyet” idi.

Ahmet Hamdi fakir fakat “hür” bir şekilde öldü.

Mesele Ahmet Hamdi sözlerini terennüm etmek veya meydanlarda attığımız nutuklara Yahya Kemâl’i alet etmek değil, onların “ruh iklimi”nde yaşayabilmektir.

*

Dinlemeye devam ediyorum. Karadeniz şiveli biri karşısındakine yaptığı “ûlvi” organizasyonun detaylarını aktarıyor. Verdiği veya vereceği para için “mutmain” olmamış muhatabına da “bu milletin a….. k.... merak etme, çok çalışacağız” diyor.

Karşı taraf ise, muhafazakâr genlerin sayiki ile olsa gerek, tam bir hûşû içinde “inşallah, inşallah” diye cevap veriyor.

“Bu millet” aforizması Başbakan tarafından çok kullanılıyor.

Merak ediyorum…

Diyaloglardan Başbakan’a çok yakın olduklarını çıkarttığımız bu iş adamlarının sövdüğü “bu millet”, Başbakan’ın oyları ile iktidarda oturduğu “o millet” mi?

Ve yine merak ediyorum…

Başbakan kendisi için kefenler giyen “bu millete” sövenlere, bu konuşmaları kaydedenlere sarf ettiği sözlerin onda birini sarf edecek mi?

Bu milletin “hamisi” olarak hakaret sahipleri hakkında suç duyurusunda bulunacak mı?

*

Ortada garip bir durum var. Birileri “Beyefendi”nin ricası adına “salma” attığını söylüyor. Bu rica ve iddia üzerine milyonlarca dolar toplandığı, bu paralarla gazete satın alındığı iddia ediliyor. En azından telefon görüşmelerinde bu muhabbetler dönüyor.

Herkes “kanunsuz dinleme” iddiası ile demokrasi ve insan hakları havarisi kesiliyor. Tamam, kanunsuz dinlemeler insan haklarına aykırı, demokratik bir ülkede “şık” kaçmıyor da..

Neden bu dinlemelerle ilgili bir “işlem” yapılmıyor?

Savcılar, en azından konuşmanın muhataplarını çağırıp bilgilerine başvurmuyor?

Birileri “beyefendinin” ismi ile para toplarken, savcılar merak edip bu “beyefendinin” kim olduğunu dinleme “mağdurlarına” çağırıp sormuyor.

Dinleme kayıtlarının yayınlandığı web sayfalarının kapatılması için gösterilen hassasiyet “içeriklerde” geçen hususların aydınlatılmasında gösterilmiyor?

*

Bu süreçte anlıyoruz ki herkes “kaset mağduru”. Başbakan, Fethullah Gülen, kabine üyeleri, Başbakan’a yakın iş adamları, hükümetin itibar ettiği müteahhitler; herkes…

Kaset mağdurlarının her biri, kasetleri çıktığı anda basıyorlar feryadı; izinsiz dinleme yapılmış, kasetlerle siyaset belirlenmeye çalışılıyor, komplo var, kumpas var….

En yaratıcısı ise “benim milletim bunlara geçit vermez!” geyiği…

“Neye geçit vermez?” diye soruyoruz, cevap yok…

Bir başbakan, Cemaat lideri veya işadamları hakkında yakası açılmamış iddialar ortaya atılıyor ve bunlar ses kayıtları ile destekleniyor ama kimse bu iddialara cevap vermiyor da gazetesi ve televizyonları aracılığı ile karşı tarafı karalıyor.

Artık kimin ne kadar çaldığını, hangi kanunsuzluğu yaptığını anlamak için çok gayret sarf etmemize gerek yok.

Her sabah alıyoruz iki taraftan da bir gazete, 32 kısım tekmili birden öğreniyoruz.

*

Bu süreçte hükümet cenahından en çok şu sözleri duyuyoruz;

Veremeyeceğim hiçbir hesabım yok.

Yolsuzluk varsa üzerine gidilir.

Bu kardeşiniz yolsuzluk yapar mı?

Yolsuzluk olsa ekonomi bu kadar iyi olur mu?

Göreceksiniz, aklanıp, pir-ü pak aranıza döneceğim.

İyi tamam da, hesap vermek, yolsuzluğun üstüne gitmek ve paklanmak için yapılması gerekenler belli.

Ben “aklanmak” için görevinden “rızası” ile istifa eden, vekillik gömleğini bir kenara bırakıp mahkemeye koşan birini göremiyorum.

Operasyon yapması engellenen Savcılar görüyorum.

Meydanlarda kuru hamasetle durumu kurtarmaya çalışan politikacılar görüyorum.

Sadece görevden alınan Savcılar ve polisler görüyorum.

Bir de dünya hukuk tarihine geçecek “iddianameyi yeniden yazma” komedisini…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
40 gün önce
54 gün önce
102 gün önce
109 gün önce
116 gün önce
166 gün önce
187 gün önce
194 gün önce
222 gün önce
228 gün önce
235 gün önce
249 gün önce
256 gün önce
270 gün önce
277 gün önce
284 gün önce
292 gün önce
355 gün önce
376 gün önce
389 gün önce
432 gün önce
438 gün önce
459 gün önce
486 gün önce
523 gün önce
537 gün önce
564 gün önce
571 gün önce
579 gün önce
662 gün önce
698 gün önce
789 gün önce
803 gün önce
872 gün önce
900 gün önce
914 gün önce
970 gün önce
1110 gün önce
1118 gün önce
1124 gün önce
1131 gün önce
1138 gün önce
1146 gün önce
1160 gün önce
1173 gün önce
1181 gün önce
1215 gün önce
1230 gün önce
1244 gün önce
1285 gün önce
1335 gün önce
1362 gün önce
1398 gün önce
1412 gün önce
1433 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=