Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Başbakan’ın dünyadan haberi yok mu?

23 Aralık 2013, 01:46

Okuyoruz, dinliyoruz. Hükümetin yetkili-yetkisiz taraftarları operasyonun “yolsuzluk” kısmını “teğet” geçip meseleyi “hıyanet” retoriğine bağladı. Hıyanetin sebebi olarak “İran ambargosu”nu “hile-i şeriyye” yoluyla delmelerinin “aşikâr” edilmesi gösteriliyor. Peki bu retorik tutar mı?

AKP tabanındaki yorumlardan böyle bir eğilimi görüyoruz. Önemli bir kısmı zaten inanmaya hazır. Aklını ve vicdanını muhafaza edebilmiş diğer bir kısmı ise “inanmak” istiyor; bu söylem çokça da onları yörüngede tutmaya yönelik.

Peki cemaat çıkarlarını ülke menfaatlerinin üzerinde tutan “gafillerin” bu “top secret” para trafiğini deşifre ederek ülkeye giren milyarlarca Euroluk ticareti baltaladığı doğru mu?

Yeni Şafak Gazetesi’nde 12 Ekim 2013’te “Türk-Leaks” başlığı ile yapılan haberde, 17 Aralık’tan bu yana gazetelerde okuduğumuz para trafiği haberleştirilerek ”İngiltere, İrlanda, Yeni Zellanda, Panama ve Belize gibi offshore merkezlerindeki 350 tabela şirketinden iki Türk firmasına 10 ayda 6,2 milyar değerinde euro ve dolar yağdığı, Bir İran, üç de Türk bankası üzerinden yapılan para transferleri için Maliyenin vergi incelemesi başlattığı” yazılmıştı.

Yine Rıza Zarrab, yine aynı iddialar lakin bu iddiaları ortaya çıkartanlar farklı. Yani, operasyonun 17 Aralık’ta aşikar ettiği trafiği Yeni Şafak iki ay önce deşifre etmişti.

Şubat 2013’te ise, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Mecliste Türkiye’nin altın ihracatındaki artışın İran ile ticaretten kaynaklandığını şu sözlerle ifade etmişti: “Türkiye’nin ödemeleri İran’dan aldığı gaz karşılığı, İran gaz tedarikçileri tarafından açılan banka hesaplarına yatırılıyor. İranlılar, parayı bankadan çekip kendi ülkelerine götüremedikleri için, onun yerine Türkiye’den altın alıyorlar.”

Babacan altının yurt dışına nasıl çıkartıldığını bilmediğini de sözlerine eklemişti.

Görüldüğü gibi Türkiye’nin İran’la yürüttüğü Petrol-Doğalgaz ticaretindeki “karışık” para ilişkisi bu operasyondan çok daha önce deşifre edilmişti; üstelik hükümet kaynakları tarafından. Bu operasyonla altının yurt dışına nasıl çıkartıldığını öğrenmiş olduk.

Bu para trafiğinden ve Halkbank’ın bu trafikte oynadığı rolden bütün dünyanın haberi varken ve bu trafik “yandaş” medyada, mecliste konuşuluyorken Başbakan’ın sanki “çok gizli” bir operasyon deşifre edilmiş gibi meydanlarda veryansın etmesinin sebebi ne?

Ya Başbakan’ın dünyadan haberi yok.

Ya da birileri altının yurtdışına transferi sırasında bazı bürokrat-siyasetçi vs. “yolsuz” taifenin bu altınlardan yolunu bulduğu iddialarını perdelemek için Başbakan’ı yanıltıyor.

***

“Muhafazakâr” kitleyi anlamakta güçlük çekiyorum. Biliyorum, sağda okuma özrü “geleneksel” bir hastalık. Anlama ile de ciddi bir problem var.

Lakin “yolsuzluk, kul hakkı” gibi konularda tarihi bir hassasiyetin olduğunu zannediyordum, görünen o ki o da zedelenmeye başlamış. Bunu da lidere “iman” noktasında bağlılıkla izah edebiliyorum. Bağlılığın “imana” evrilmesi tehlikeli bir durum.

Muhafazakâr kitleyi iyi tanıyan ekip bu hassasiyet üzerine giderek kamuoyu oluşturuyor. Bunda da yabancısı olmadığımız bir jargon kullanılıyor: Amerikan-Siyonist işbirlikçisi “hıyanet şebekeleri” birlikte çalışarak “Müslüman” Başbakan’ın devirmek istiyor.

Bunu önceleri kendi dışındaki siyasi grupları itibarsızlaştırmak için kullandılar. Şimdi de kendi iç mücadelelerinde kullanıyorlar. Cemaatin dış ilişkileri, bu noktada AKP propogandistlerinin işini kolaylaştırıyor.

Düne kadar, başkaları tarafından yapıldığı zaman tam bir ciddiyetle eleştirip, bertaraf etmeye çalıştıkları cemaat eleştirilerini AKP yazar, çizer ve partilileri takımının ağzında, kaleminde görüyoruz.

Hükümet ve ona bağlı medya grupları bunu o kadar yoğun bir şekilde işliyor ki iş bir türlü “yolsuzluk-rüşvet” eksenine kaymıyor. Onlar da biliyor ki bu “kayış”, “kul hakkı” hususunda hassas muhafazakâr kitleyi onlardan koparacak.

Normal insanlara “yuh artık!” dedirten bu soygun düzenini perdelemek için kullandıkları iki enstrüman var. İddiaların ileri gitmemesi için emniyet-yargı bürokrasisinde temizlik yapmak, halk nezdinde iddiaları itibarsızlaştırmak için inancı dört koldan sömürmek.

Bu işte ne kadar kararlı olduklarını bürokraside yapılan temizlikte ve Cuma Hutbesi’nde gördük.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
SENOL
1337 gün önce
DOĞRU SÖZE NE HACET
Yazarın Diğer Yazıları
99 gün önce
113 gün önce
161 gün önce
168 gün önce
175 gün önce
225 gün önce
246 gün önce
253 gün önce
281 gün önce
287 gün önce
295 gün önce
308 gün önce
315 gün önce
329 gün önce
336 gün önce
344 gün önce
351 gün önce
414 gün önce
435 gün önce
449 gün önce
491 gün önce
497 gün önce
518 gün önce
545 gün önce
582 gün önce
596 gün önce
624 gün önce
631 gün önce
638 gün önce
722 gün önce
757 gün önce
848 gün önce
862 gün önce
931 gün önce
959 gün önce
973 gün önce
1029 gün önce
1050 gün önce
1170 gün önce
1177 gün önce
1183 gün önce
1190 gün önce
1197 gün önce
1205 gün önce
1219 gün önce
1232 gün önce
1240 gün önce
1274 gün önce
1289 gün önce
1296 gün önce
1303 gün önce
1344 gün önce
1394 gün önce
1421 gün önce
1457 gün önce
1471 gün önce
1492 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=