Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Sessiz propaganda...

16 Aralık 2013, 12:11

Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’nın demokratik değişim ve dönüşüm envanterini çıkarttığı  “Sessiz devrim”  kitabını duyunca açıkçası merak etmiştim: Acaba nasıl bir devrim yapılmıştı?
Raporu okumaya başlayınca ikinci bir merak rüzgarına kapıldım: Acaba AKP’nin seçim bildirisi ile müsteşarlığın raporu matbaada karışmış mıydı?
Şöyle ki...
Öncelikle envanterde  “demokratikleşme”  düzenlemelerinde milat olarak 2002 alınmış. 1961 ve 1982 anayasası eleştirilerek karşısına 2002 konulmuş. Bu sembolizmle 2002’ye demokratikleşmenin  “miladı”  imajı yüklenmeye çalışılmış; öncesi yok gibi.
Hükümetin kendinden öncekini yok sayma alışkanlığı yeni değil. Bu hava raporun ruhuna işlemiş. Bu ruha dair envanterden bir örnek verelim. Güneydoğu bölgemizde uygulanan Olağanüstü Hal uygulamasının (OHAL) kaldırılması ile ilgili şu ifadelere yer verilmiş;  “30 Kasım 2002 tarihinde yani hükümetin kurulmasından on iki gün sonra, yeni bir uzatma kararı alınmamak suretiyle son verilmiştir. 2002 yılında tüm Türkiye’de olağan yönetim şekline dönülmüş olması oldukça önemli bir gelişmedir.”
Yani AKP iktidara gelir gelmez OHAL’i kaldırabilme başarısını göstermiş. Anlaşılan, OHAL kalkmak için onları bekliyormuş. Peki o zaman soralım: AKP, OHAL’i kaldırırken neden yargının sivilleştirilmesi, başörtüsü vs. meselelerine dokunmadı da, yıllarca bekledi? Çünkü, “şartlar olgunlaşmamıştı”. İkinci soru: Peki, OHAL’in kaldırılması için şartları olgunlaştıranlar kimlerdi? 1998-2002 sürecinin, eşkıyabaşının hapse tıkılmasının bunda etkisi yok mudur?
Tabii ki vardır. Fakat AKP’nin “her şey benimle başladı” hastalığı burada da kendini göstermiştir.
Envanterde, yargı reformundan insan haklarına, Kürt açılımı altında yapılan düzenlemelerden yerel yönetimlerin  “güçlenmesi”  adına yapılanlara kadar hemen her şeyin dökümü alınmış. Bütün bunların yanında hükümetin bu 2002-2012 döneminde yaptığı  “bayındırlık” faaliyetlerinin de envanteri çıkartılmış. Böylece hükümetin  “demokratikleşme” adına yürütmüş olduğu yol, su, kanalizasyon hizmetlerini de öğrenmiş olduk.
Her şey bir yana rapor memleket insanını ayrıştıran bütün projeleri derli-toplu olarak ele alması yönü ile faydalı olmuş. Böylece, geçtiğimiz on yıl içerisinde yapılanlar devletin resmi kurumu tarafından tarihe not düşülmüş oldu.
 

***
 

Raporda yeni azınlık yaratma, var olanları şımartma ve etnik huzursuzluklara fırsat tanıma hususunda yapılanlara övgüler dizilmiş. Bu konular çok tartışıldı tekrar etmeye gerek yok. Lakin şu hususları “not etmek” lazım:
Güvenlik konseptimize yeni bir  “nefes”  getirmesi için kurulmuş olan bir kurumun AKP propaganda merkezi gibi kullanılması yazık olmuş, oradaki bürokratlar ve bilim adamları adına üzüldüm.
Güvenlik, demokrasi ve insan hakları meselesi bütünü ilgilendiren hususlardır. Yapılan icraatları “seçim propagandası”  olduğu sırıtan bir tarzda  “Kürtler için neler yaptık?”  şeklinde sıralamak, aslında on yıldır yapılanların genele değil belirli bir zümreye şamil olarak planlandığını gösterir.
Envanterde zikredilen hususların toplamı  “sessiz devrim”  olarak nitelendirilmiş. Bununla,yapılan icraatların sessiz-sedasız yapıldığından bahsediyorlarsa, yine şaşırırım. Çünkü kitapta yazılanların kopardığı gürültü ortada. El’an da bu konular üzerine Türkiye’deki bütün gruplar yüksek sesle tartışmaktalar.
Yok eğer, başka bir şeyler yapıldı da bizim haberimiz yoksa o başka. Aksi takdirde,  “demokratikleşme envanteri”  diye önümüze parti propagandası konulduğuna göre bu envantere verilecek isim olsa olsa  “sessiz propaganda”  olur.
 

***
 

Biz bunları konuşurken Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’nın (kendini aşmaya azimli olmalı ki)  “banka sözleşmeleri de Kürtçe olsun”  önerisi getirdiği haber ajanslarına düştü.
Mimarları dışında herkes tarafından neye hizmet edeceği malum olan bu “zihni sinir” fikirler nerede son bulacak merak ediyorum.
Müsteşarlığa bu konunun düzenlenmesi için mesela Mardin Ticaret Odası’nın veya sanayi esnafının bir başvurusu mu oldu?
Yoksa, Diyarbakır’da ticaret yapan esnaf arkadaşlar oradaki bankaların sözleşmelerini anlamakta güçlük çektiği için mi böyle bir düzenleme yapılacak?
Eğer öyleyse, telaşlanmasınlar, bankaların sözleşme dilini Türkler de anlamıyor.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
24 gün önce
129 gün önce
143 gün önce
192 gün önce
198 gün önce
205 gün önce
255 gün önce
276 gün önce
283 gün önce
311 gün önce
318 gün önce
325 gün önce
339 gün önce
346 gün önce
360 gün önce
367 gün önce
374 gün önce
381 gün önce
444 gün önce
465 gün önce
479 gün önce
521 gün önce
528 gün önce
548 gün önce
575 gün önce
612 gün önce
626 gün önce
654 gün önce
661 gün önce
668 gün önce
752 gün önce
787 gün önce
878 gün önce
892 gün önce
962 gün önce
990 gün önce
1004 gün önce
1060 gün önce
1081 gün önce
1200 gün önce
1207 gün önce
1214 gün önce
1221 gün önce
1228 gün önce
1235 gün önce
1249 gün önce
1263 gün önce
1270 gün önce
1304 gün önce
1319 gün önce
1326 gün önce
1333 gün önce
1424 gün önce
1452 gün önce
1487 gün önce
1501 gün önce
1522 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=