Lütfen bekleyin..

Servet Avcı

Çok mu zor?

09 Aralık 2013, 09:43

Sağ’ı anladık, yolsuzluk, talan, imar tüccarlığı, gelir adaletsizi, servet depolayıcısı, fırsatını yakalarsa maddî-manevî  bütün değerlerin stokçusu imajından kurtulmaya pek niyetli değil...

İktidara uzanan tabelaları farklı tarih kesitlerinde değişse de, genlerine işlemiş o karakteri kolayca değişmiyor...

Çağlar üstü fikir!..

‘Atalar dini’ gibi!..

Köşesiz, alabildiğine esnek ve mezhebi geniş!..

Ya ‘sol’a ne demeli? Milletin değerlerine şüpheyle bakan, onu tehdit gibi görmekten vaz geçmeyen, dinî değerlerle samimî bir barışı pek aklından geçirmediği için toplumun büyük bir kesimi ‘sağ istismarcı’nın kucağına bırakan bir imaj...

Belki genelleme haksızlıktır ve böyle düşünmeyenlerin varlığı da bir gerçektir...

Ama dedik ya ‘imaj’ bazen her şeydir ve görüntü problemlidir...

Bu topraklara karşılıklı kötülük ediliyor...

‘Sağ’ı temsil edenlerin önemli bir kesimi ‘sömürü’ye ve her türlü ‘işbirliği’ ne açık bir yönetim tarzını değişen ve küreselleşen dünyanın bir mecburiyeti olarak sunmakta pek mahir...

Zaten üzerine ‘din sosu’ ilâve edilip servis yapıldığında her türlü projeyi yemeye hazır büyükçe bir kitle var...

‘Sol’ ise kendisi iktidara gelemediği gibi savundukları ve söyledikleriyle o kitlenin ‘sağ’ın tekelinde kalmasına hizmet ediyor...

Esasında öyle bir kavram kargaşası var ki, dünya klasiklerine kafa tutuyor...

Büyük kentlerin iktidarla doğrudan menfaat ilişkisi olmayan orta-üstü zengin ve elit diye nitelenen kesimi kendisini ‘sol’da ifade ederken, fakirler ideolojilerini dünyanın tersine ‘sağ’da arayıp buluyor...

Bu garabet solda bir iç muhasebe ihtiyacı hiç bir zaman doğurmadı ve doğuracak gibi de görünmüyor...

Halkın sayıca önemli bir kesimi ‘sol’u savuna geldiği değerlerin hasmı olarak değerlendiriyor ve ona göre siyasî pozisyon alıyor...

Özetle ‘sağ’bu toprakları yağmalayan bir kimliğe kapı aralarken, ‘sol’ bu toprakların değerlerine ‘mesafe’yi ve yabancılaşmayı temsil ediyor...

Elbette burada kast ettiğimiz ‘merkez’dekiler...

Bir de radikal sol var...

Suriyeli sığınmacılardan sonra Türkiye’deki ikinci sığınmacı grubu oluşturuyor...

Nasıl ülkelerindeki iç savaştan kaçan Suriyeliler Türk topraklarına sığındıysalar, radikal Türkiye solunun ağırlıklı bir kesimi PKK’nın himmetine sığınmış durumda... Apo’nun talimatıyla kurdukları partide ‘eşbaşkanlığa’ ve kendilerine bahşedilecek ‘eşKürtçülüğe’ fit oldular...

Apo’nun ‘Mahir Çayan’ın emaneti’ dediği bu partiyle PKK ideolojisini pazarlayacaklar...

BDP’nin giremediği veya girse bile umduğunu bulamadığı, farklı kitlelere açılamadığı bölgelere girecekler...

Bu yıl içinde BDP heyetinin Karadeniz’e açılma ve psikolojik eşiği aşma planı daha Sinop durağında suya düşmüştü...

Bu isim ve imajla ülke genelinde siyaset yapmanın zorluğu ortadaydı...

Derhal gönüllü Truva atlarını buldular, parti kurdular...

Şimdi diğer illerde bu partiyle teşkilatlanmayı ve meşrulaşmayı deneyecekler...

Eh o radikal sol, Marksist doğası gereği bütün milliyetçilik türlerine karşıydı ama PKK hareketinin Marksist kimliğini uzunca zamandır gündeme getirmemesinin  nedenlerini pek sorgulamıyor, şimdiki ‘etnikçi’ liğinden ve ‘alternatif dindar’ lığından da rahatsız olmuyor...

Dünyada sadece Türk kimliğine ‘etnik alerji’ si olan ve sadece Türk milliyetçiliği söz konusu olduğunda ’milliyetsiz dünya’özlemi depreşen Türkiye marjinal solu, bu yönüyle dünya Marksist hareketleri içinde de farklı bir zemine oturuyor...

Hâlâ ‘soğuk savaş’ın dilini kullanan ve ‘faşizme karşı birleşik cephe’ rüyasıyla kendi intikamını ancak bölücü hareketin diri unsurlarıyla alabileceğini zanneden ve bunun için de kendilerine bahşedilen her türlü role razı gurursuz ve ilkel bir duruş...

PKK’nın göstereceği siyasî himmete karşılık bir nevi ‘taşıyıcı annelik’!..

Ne talihsiz bir ülkemiz var; ‘sağ’lı ‘sol’lu hırpalanıyor...

Gıdası ‘önyargılar’ olan kamplaşmalar yüzünden bu iki kavram altında gevşek bağlarla da olsa kümelenenlerin bazen basitliğini, bazen ihanetlerini, bazen de budalalıklarını gördükçe ülkeye acıyor insan...

Dinle barışık ulusalcılık, aklını hiç kimseye ipotek vermemiş milliyetçilik, milliyet gerçeğiyle barışık anti-emperyalist İslâmcılık, bütün küresel rüzgârlara karşı yerellik, halkın değerlerini kuşanmış halkçılık, emperyalizmle kol kola girmenin felaket getireceğini fark eden Kürtlük çok mu zor?

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
4 gün önce
35 gün önce
38 gün önce
60 gün önce
64 gün önce
65 gün önce
78 gün önce
85 gün önce
109 gün önce
186 gün önce
193 gün önce
197 gün önce
203 gün önce
233 gün önce
240 gün önce
246 gün önce
281 gün önce
295 gün önce
332 gün önce
335 gün önce
368 gün önce
393 gün önce
411 gün önce
425 gün önce
435 gün önce
439 gün önce
441 gün önce
491 gün önce
502 gün önce
507 gün önce
510 gün önce
525 gün önce
531 gün önce
549 gün önce
553 gün önce
584 gün önce
587 gün önce
593 gün önce
602 gün önce
628 gün önce
644 gün önce
649 gün önce
658 gün önce
659 gün önce
665 gün önce
673 gün önce
677 gün önce
679 gün önce
694 gün önce
749 gün önce
770 gün önce
785 gün önce
834 gün önce
842 gün önce
844 gün önce
848 gün önce
869 gün önce
904 gün önce
915 gün önce
973 gün önce
1016 gün önce
1019 gün önce
1041 gün önce
1079 gün önce
1085 gün önce
1093 gün önce
1149 gün önce
1152 gün önce
1191 gün önce
1198 gün önce
1205 gün önce
1212 gün önce
1216 gün önce
1222 gün önce
1258 gün önce
1278 gün önce
1289 gün önce
1303 gün önce
1314 gün önce
1338 gün önce
1409 gün önce
1428 gün önce
1432 gün önce
1450 gün önce
1454 gün önce
1475 gün önce
1477 gün önce
1481 gün önce
1499 gün önce
1505 gün önce
1506 gün önce
1516 gün önce
1524 gün önce
1560 gün önce
1577 gün önce
1591 gün önce
1609 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=