Lütfen bekleyin..

Ahmet Takan

Yılmaz Güney suratlılar!..

03 Aralık 2013, 11:22

“Kendi ülkesinden uzaklarda, buraya zorunlu sebeplerle gelmiş Ahmet Kaya’nın ve Yılmaz Güney’in mezarını ziyaret ettik. Bu ziyaretlerle hem kendi vazifemizi yerine getirmiş oluyoruz hem de ülkemizden geçmiş yıllarda çeşitli baskılar ve zulüm neticesinde ayrılmak zorunda kalmış, baskılardan kaçarak ülkesinin dışında yaşamak zorunda kalmış ve hayatını kaybetmiş tüm insanlarımıza buradan bir kere daha mesaj vermiş oluyoruz.”
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik (Başbakan Erdoğan’ın PKK açılımlarının önemli mimarlarından) beraberinde götürdüğü gazetecilere Paris’te mezar başında poz verdikten sonra söyledi bütün bunları.
Ahmet Kaya mahkeme kararı ile tescillenen hain.
Yılmaz Güney, yine mahkeme kararı ile sabit, eli kanlı katil.
Bölücü Kürtçülüğün iki simge ismi.
Bölücülüğün iki önemli psikolojik operasyon ayağı..
Çok doğru!.. Ömer Çelik vazifesini hakkıyla yerine getiriyor..
Aslında onlara değil de vazifesini yerine getirmeyenlere kızmak lazım..
Adamlar her daim görevlerinin hakkını veriyorlar!..
Yılmaz Güney, Türkiye’de düşüncelerinden dolayı baskı ve zulüm görmüş de kaçmış!..
İsterseniz, Yılmaz Güney olayını bir kez daha hatırlayalım.
1974 yılında Adana’nın Yumurtalık ilçesinde, cinayetin işlendiği günde  askerlik şubesinde subay olarak geçici görev yapan bir akrabamdan bizzat dinledim;
Bir film çekimi için Yumurtalık’ta bulunan Yılmaz Güney, arkadaşları ile bir mekanda demlenirken kafası da iyice sislenince belindeki silahı çekip havaya ateş ediyor. O sırada lokantada bulunan Hakim Safa Mutlu, garsonla haber göndererek Yılmaz Güney’in silahı beline sokup edeplice oturmasını istiyor, aksi halde hakkında kanuni işlem yapacağını bildiriyor. Yılmaz Güney bu mesaja çok sinirleniyor. “Kimmiş bu adam”  diye bağırıp çıkışınca garson da Hakim Safa Mutlu’yu gösteriyor. Güney de doğruca yanına gidip üstüne sıkıp Mutlu’yu şehit ediyor. 
Sonrası da var;
Cinayet duyulur duyulmaz, askerlik şubesinin lojman olarak tanımlanan bir oda, bir mutfak ve bir tuvaletli barakasında ailesi ile birlikte yaşayan görevli Jandarma Astsubay olay yerine gidiyor. Yılmaz Güney’i tutukluyor. Güney ise kaçmasına göz yumması için Astsubaya 200 bin lira rüşvet öneriyor. Jandarma Astsubay rüşveti elinin tersiyle itip Güney’i kodese tıkıyor..
Cinayetin geri kalan safhası, yargılama ve Türkiye’den Yılmaz Güney’in kaçırılış filmini arşivlerden kolayca bulabilirsiniz.
Bizim gariban Jandarma Astsubay’a ne oluyor?
O yıllarda, görevde bulunan CHP’li İçişleri bakanlarının bizzat takip ve talimatlarıyla her sene ayrı bir yere sürgüne gönderiliyor. Hayatı zindan ediliyor.
Şehit Hakim Safa Mutlu’nun dul eşi geçim darlığı içinde iki çocuğunu zar zor okutuyor. O onurlu ve saygıdeğer hanımefendinin bugüne kadar herhangi bir yerde feryat-figanını duyan var mı?..
O asil Türk ırkının hanımefendisi çok uzakta değil!.. Ömer Çelik’in safa sürdüğü Türk Cumhuriyetinin başkenti Ankara’nın en mütevazı semtlerinin biri olan 100’ncü Yıl Mahallesi’nde yaşıyor.
Ömer Çelik’in aklından geçer mi acaba bu saygıdeğer hanımefendiyi elinde bir buket çiçekle ziyaret etmek?.. Şehit için bir dua etmek?..
Tabii ki; Geçmez.. Geçemez..
Hainlerin mezarında dua etmek, onlara methiyeler düzmek varken!..
Aslında bu yazdıklarım size espri gibi geliyordur.
Doğru!.. Adamlar kanlı terör örgütünün ele başı ve onun çapulcu hamisi ile her gün yatıp kalkarken, iki hainin de mezarını ziyaret etmişler. Çok mu?..


Yolu bulmak için!..
Güya, dershaneler üzerinden devam eden cemaat-Recep Erdoğan kavgasının perde arkasını çok merak edenlere bir fikir olsun!..
Zaman gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Ünal’ın 1 Aralık Pazar günü  “İmza”  başlığı ile kaleme aldığı yazı;
Özetle, cemaatin bitirilmesi ile alakalı 2004 yılı MGK belgelerine atıfta bulunuyor Mustafa Ünal ve sonunda diyor ki;
 “O imzaların sahici olduğunu ben de düşünmüyorum ama bunu tekzip etmenin yolu ‘dershane konusunu’ gündemden düşürmek ve başta emniyet olmak üzere bürokrasideki tasfiye algısını gidermek. Böylece 2004 parantezi içinde yapılacak değerlendirmelere de fırsat verilmemiş olur. O belge de o imzalar da bir daha konuşulmamak üzere tarihin çöplüğüne yollanır. Suizana kapılar kapatılmış, hüsnü zannın yolu açılmış olur.”
Üstüne yorum yapmaya gerek var mı?..

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
23 gün önce
61 gün önce
77 gün önce
101 gün önce
128 gün önce
177 gün önce
189 gün önce
205 gün önce
206 gün önce
237 gün önce
247 gün önce
297 gün önce
312 gün önce
332 gün önce
336 gün önce
340 gün önce
348 gün önce
369 gün önce
375 gün önce
389 gün önce
407 gün önce
415 gün önce
430 gün önce
443 gün önce
445 gün önce
448 gün önce
458 gün önce
476 gün önce
492 gün önce
514 gün önce
519 gün önce
520 gün önce
543 gün önce
558 gün önce
559 gün önce
588 gün önce
598 gün önce
661 gün önce
681 gün önce
682 gün önce
688 gün önce
704 gün önce
716 gün önce
737 gün önce
745 gün önce
747 gün önce
748 gün önce
760 gün önce
781 gün önce
814 gün önce
824 gün önce
831 gün önce
841 gün önce
849 gün önce
858 gün önce
881 gün önce
885 gün önce
886 gün önce
898 gün önce
900 gün önce
902 gün önce
908 gün önce
914 gün önce
916 gün önce
949 gün önce
960 gün önce
1031 gün önce
1033 gün önce
1074 gün önce
1114 gün önce
1154 gün önce
1157 gün önce
1159 gün önce
1167 gün önce
1207 gün önce
1214 gün önce
1243 gün önce
1246 gün önce
1268 gün önce
1281 gün önce
1283 gün önce
1302 gün önce
1309 gün önce
1316 gün önce
1319 gün önce
1321 gün önce
1323 gün önce
1330 gün önce
1332 gün önce
1343 gün önce
1351 gün önce
1353 gün önce
1354 gün önce
1362 gün önce
1369 gün önce
1376 gün önce
1383 gün önce
1385 gün önce
1390 gün önce
1392 gün önce
1395 gün önce
1396 gün önce
1406 gün önce
1414 gün önce
1427 gün önce
1482 gün önce
1485 gün önce
1498 gün önce
1507 gün önce
1514 gün önce
1521 gün önce
1524 gün önce
1537 gün önce
1557 gün önce
1563 gün önce
1582 gün önce
1587 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=