Lütfen bekleyin..

Ali Mert Kutlu

Türkiye

08 Kasım 2013, 15:18

Türkiye; en temel anlamıyla Türklerin yurdu, Türk vatanı demektir. Tarih boyunca farklı coğrafyalar için kullanılan bir ifadedir. Ama hepsine aynı gerekçeyle bu isim verilmiştir. Türk’e ait olması. Memlük Sultanlığı zamanında Mısır’a, Macarlar ve Hazarların haşmetli zamanlarında Orta ve Doğu Avrupa’ya. Çok şükür günümüzde bu şekilde değerlendirilebilecek daha fazla devlet ve daha geniş bir coğrafya var. Ama sanki en eskisinde ve en köklüsünde bir şeyler değişiyor.

            Şu anda kullandığımız Türkiye kavramının yerine dedelerimiz “Turan” demişler. En kestirmeden “Türk Yurtları” demek. 1940’larda Turancılık büyük suç sayılmış, bütün Bozkurtlar zindanlara atılmıştı. Geldiğimiz noktada hastalık yeniden hortladı. Dünün tek partisi ile bugünün tek partisi arasında çok anlamlı bir örtüşme.

            Herhangi bir coğrafyanın vatan olabilmesinin en önemli şartı uğruna dökülen kanlardır. Bu yüzden şaire kulak vermek gerek:

            “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.

             Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”

            Dökülen bu kanlardır ki insanı toprağa bağlar. Yer isimleri gönüllerden süzülen duygularla ortaya çıkar. Orta Asya’nın Seyhun ve Ceyhun’u bakıvermişsiniz Seyhan ve Ceyhan oluvermiş. Merhum Mümtaz Turhan Hoca’ya kulak verelim. “Hakiki vatanseverlikle milliyetçilik arasında bir fark yoktur… Bir vatana bağlanmayan milliyetçilik nasıl hayalden başka bir şey olamıyorsa, milleti ve onu ayakta tutan kıymetleri içine alamayan bir vatanseverlik de öylece mücerret kalmaya mahkum oluyor.” Bir de Niyazi Yıldırım merhumu dinleyelim.

            Yiğitler kan döker, bayrak solmaya,

            Anadolu başlar vatan olmaya…

            Kızıl Elmaya hey, Kızıl Elmaya.

            Vatanın, yani Türkiye’mizin bize maliyetini yukarıdaki ustalar çok güzel ifade etmişler.

            Vatan ana, devlet baba. Önce devlet babayı yıprattılar. İnce ince planladılar, kurnazca kandırdılar insanımızı. Türk kendi devletinden soğudu farkında olmadan. Sıra vatan anaya gelince önce evlatları ayırdılar birbirinden. Her biri ayrı bir baş çeker oldu. Ne oldu, dedem Bilge Kağan’ın korktuğu mu oldu. Altta yağız yer delinip, üstte mavi gök mü çöküyor.

            Şüphesiz ki dergahımız ümitsizlik dergahı değil. Allah’a olan imanımız, Türk Milleti’ne güvencimiz tam. Tek eksiğimiz üzerimizdeki ölü toprağını silkelemek, aklımızı ve gönlümüzü birleştirebilmek.

            Balkan yenilgisi sonrasında Ziya Gökalp en ağır dereceden canımızı yakarak bizi uyarmaya çalışmıştı. Bir kez daha bakalım ne demiş:

            Durma düşman durma, gücünü arttır.

Türklüğün başına hakaret yağdır.

Uyuyan bir kavme bu felaket azdır.

Vur eski kölesi utandır onu,

Bırakma uyusun, uyandır onu.

Turan parça parça, bir türlü toparlayamadık diye üzülürken karşımıza daha yakın bir tehlike çıktı. Anadolu’muz da lime lime edilmek isteniyor. Kimse itiraz etmesin diye de demokratik demokratik servise hazırlanıyor. Yok mudur çaresi? Tabiî ki var.

  • Her Türk tarihi vazifesini bilmeli ve ihmal etmemelidir.
  • İnsanımız Türk’e ve Türkiye’ye layık olmalıdır.
  • Her Türk Allah’a kulluktan taviz vermemelidir.

 

Birileri Türk insanına kurtuluş reçeteleri sunuyor. Hindistan’dan, Afganistan’dan, Mısır’dan, Suriye’den, Arabistan’dan. Güya İslami reçetelerin en iyisi oralarda yazılıyor. Düşününüz. O adamların reçeteleri kendi ülkelerine ilaç olmamış, bize nasıl olacak? Müslüman Türk’ün ilacı Türkiye’dedir, Türk’tedir. Yesevi var, Yunus var, Bektaşi var, Mevlana var, Hacı Bayram var, Atatürk var, Alparslan Türkeş ve daha niceleri var.

İnsan tedbir almazsa korkulan olur. O zaman “hatt-ı müdafaa yok, sathı müdafa vardır. O satıh bütün vatandır.” Der işebaşlarız. Ancak maliyet çok yüksek olur.

Hani 2.Abdülhamid’i çok seviyorlar ya. Merhum’dan bir anekdot: Sultan Yıldız Sarayı’nın penceresinden dışarı bakarken bahçedeki bir konuşmaya şahit olmuş. Bir Arnavut asker bahçivanı “pis Türk” diye azarlıyormuş. Merhum camdan aşağıya seslenmiş:”Evladım ben de Türk’üm.” Lafın hepsini söylemeye gerek yok. Artık camdan, meydanlardan seslenmek gerekmez mi? “Biz de Türk’üz.”

TÜRK MİLLETİ!

Şehitlerimizin kanına saygın varsa,

Dedelerin ve ninelerinin hatıralarını aziz kabul ediyorsan,

Köyünün adı değişmesin istiyorsan,

“Vatan sevgisi imandandır” hadis-i şerifine rağmen, “vatan seccademi serdiğim yerdir” diyerek vatana ve Türklüğe olan düşmanlığını seccade ile örtmek isteyenlere karşıysan,

Sömürge altındaki Müslümanların durumuna düşmek istemiyorsan,

Kutsallarını korumak istiyorsan,

Ankara seni bekliyor. Şehitler seni bekliyor. Hatıralar seni bekliyor. Gelecek seni bekliyor.

DOST DÜŞMAN UNUTMASIN!

“Bu memleket tarihte Türktü, halde Türktür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.”

Ali Mert Kutlu - HABER FEDAİ

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
1612 gün önce
1613 gün önce
1625 gün önce
1641 gün önce
1658 gün önce
1661 gün önce
1667 gün önce
1675 gün önce
1685 gün önce
1694 gün önce
1696 gün önce
1698 gün önce
1711 gün önce
1714 gün önce
1715 gün önce
1719 gün önce
1721 gün önce
1724 gün önce
1730 gün önce
1735 gün önce
1737 gün önce
1739 gün önce
1741 gün önce
1751 gün önce
1754 gün önce
1755 gün önce
1762 gün önce
1764 gün önce
1770 gün önce
1771 gün önce
1774 gün önce
1777 gün önce
1781 gün önce
1783 gün önce
1787 gün önce
1790 gün önce
1792 gün önce
1794 gün önce
1795 gün önce
1797 gün önce
1798 gün önce


bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=