Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Kibir her şeyi örter...

23 Haziran 2013, 21:34

Erdoğan'ın meydan meydan gezip Gezi'deki gençleri millete şikayet etmesi "mağlubiyet" psikolojisinin eseri. Karlofça'dan bu yana ilk defa kâğıt üzerinde kazanan padişah pozlarında insanları meydanlara toplamasındaki amaç bu "mağlubiyet"in sahadaki tesirini kırmak.

Başbakan'ın parkı ve sokakları dağıttıktan, memlekette tam hakimiyeti sağladıktan sonra dahi meydanlara koşması, "ben"lerden müteallik konuşmalarla mağlubiyetten "mağduriyet" kotarmaya çalışması; kalabalıkların önünde yönettiği ülkenin insanlarını ayrıştırması sadece "mağlubiyet" psikolojisinin eseri değil elbet ruhuna hakim olan o büyük hayal kırıklığının eseridir.

Başbakan o meş'um 28 Mayıs gününden beri "bu bana karşı bu nasıl yapılır?" demekte. Meydan konuşmalarına bakınız. Yaptıkları yolların uzunluğu, diktikleri ağaçların sayısı, inşa ettikleri konutların metrekaresi, halka verilen yardımların büyüklüğü, öğrencilere "lütfedilen" harçların toplamı. "Ben bütün bunları yapmışken üç-beş "kıytırık" ağaç için "bu bana yapılır mı?" psikolojisini görüyoruz o konuşmalarda.

O "haklılık" takıntısı ve "ben" kalabalığı arasında yönettiği ülkenin dışarıdan nasıl göründüğünü aklına bile getirmiyor. Ara sıra "yahu ben böyle görüyorum da oradan nasıl görünüyor" diye soramıyor. Bırakın uzağı yanı başını dahi göremez bir haldedir. Görebilse, faiz lobisini uzaklarda aramaz, "vandal" bulmak için gözünü kısmak zorunda kalmazdı. Ne sorabilir, ne görebilir, çünkü o her şeyi "örten" kibri buna engeldir.

"Kahretmek" insani bir melekedir. İnsanlara "iyilik" yapıp kötülük gördüğünüz zaman yaparsınız bu eylemi. Gerçi Mevlana "İyiliğe iyilik her kişinin kârıdır, kötülüğe iyilik er kişini kârıdır" diyerek bu kapıyı da kapatmıştır. Bu kapıyı açtığınız zaman dahi vazifenizi yerinize getirdikten sonra "ben şunu yaptım ama siz bana böyle yapıyorsunuz!" deme lüksünüz yoktur. Bu işleri yapmak için yetki aldığınıza göre yaptığınız şeyin adı "vazife"dir, lütuf değil!.

Neticede Fırat'ın kenarındaki çobandan sorumlu olma haliyle paralellik arz eden bir durumdur bu görev; "bana ne Borsa'dan, parası olan düşünsün!" sorumsuzluğuyla değil...

***

Meseleye daha entellektüel bir zaviyeden yaklaşarak Başbakan'ın tavrına "zımmi" destek veren çevreler bu olayları 150 yıllık modernleşme tarihimizdeki batılılaşma kavgasının bir yansıması olarak görüyorlar. Doğru, bu işin bir tarafında bu da var. Kimileri bu işten yeni bir "pozitivist" çağ çıkartma peşinde, kimileri de sandıkta yıkamadığına bir sille atmak peşinde. Kimileri ise 28 Şubat nostaljisi ile hareket ediyor. Fakat şunu da unutmamak lâzım birileri de Osmanlı romantizmi ile halkı kandırarak otoritesini yerleştirme derdinde.

Bu durum ilk değil, son da olmayacak. Bu tip "masum" başlangıçlardan Fransız Devrimi çıkartmak isteyenler olacağı gibi İran devrimi çıkartmak isteyenler de olacaktır. Lakin bu kötü "niyetler" başlangıcın "masumiyetine" leke düşürmez. Bu tehlikeli heveslerin önünü kesmenin yolu "masumlara" düşman askeri gibi abanmaktan değil, dikkatli ve hassas hareket etmekten geçer.

***

Bütün bu hengamenin için de bir de sesini duyuramayanlar var. Onlar sabah namazı vaktini bir türlü tutturamayan (bazen uyuyor-muş gibi yaparak) ve fakat kazayı "gönülsüz" eda etmek zorunda olanlar gibidir. Art niyetli değildirler, saftırlar. "Memleket" sevdasına küffârın bile elini sıkarlar. Çünkü gelenek "din-ü devlet mülk-ü millet" adına baldıran zehri içmeyi emreder.

Lâkin bazen "memlekete sahip çıkmak" için kan-yaş olma hali zalime fırsata dönüşebilir. Onların bu "saf" hali birilerinin durmadan sırtlarına basmasına sebep olur. İlk defa "muhatap" olduğunuz birinin sizin hassasiyetlerinizi kullanıp sırtınıza basması anlaşılabilir lâkin her fırsatta en hafif tabir ile sizi kandıran birine yine kanıyorsanız o zaman problem sizdedir. Ezcümle, her fırsatta kutsallarınızı elinin üstünde tutuyormuş gibi davranıp ayaklarının altına serenlere hâla fırsat veriyorsanız sizin de derin bir tefekküre ihtiyacınız var demektir.

Peki bundan kurtuluş yok mu? Var elbet; sabah namazına zamanında uyanabilmek...

İsmail Şahin'i takip etmek için:

https://www.facebook.com/isahinbegen

https://twitter.com/issahintr

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
26 gün önce
131 gün önce
145 gün önce
194 gün önce
200 gün önce
207 gün önce
257 gün önce
278 gün önce
285 gün önce
313 gün önce
320 gün önce
327 gün önce
341 gün önce
348 gün önce
362 gün önce
369 gün önce
376 gün önce
383 gün önce
446 gün önce
467 gün önce
481 gün önce
523 gün önce
530 gün önce
550 gün önce
577 gün önce
614 gün önce
628 gün önce
656 gün önce
663 gün önce
670 gün önce
754 gün önce
789 gün önce
880 gün önce
894 gün önce
964 gün önce
992 gün önce
1006 gün önce
1062 gün önce
1083 gün önce
1202 gün önce
1209 gün önce
1216 gün önce
1223 gün önce
1230 gün önce
1237 gün önce
1251 gün önce
1265 gün önce
1272 gün önce
1307 gün önce
1321 gün önce
1328 gün önce
1335 gün önce
1377 gün önce
1426 gün önce
1454 gün önce
1489 gün önce
1503 gün önce
1524 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=