Lütfen bekleyin..

Servet Avcı

Neden Ahmet Kaya ve neden şimdi?

31 Ekim 2013, 13:41

Makam ‘büyük’ olunca ödüller de ‘ortanca’ veya ‘küçük’ olmuyor elbette; adı üzerinde Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri... Müzik dalında bu yılki büyük ödüle Ahmet Kaya’yı lâyık görmüş Cumhurbaşkanımız... Duyan da “Ahmet Kaya sağ ve geçen yıl yeni bir albüm çıkardı, Abdullah Gül de çok beğendi”  zannedecek!..
Ahmet Kaya Paris’te öleli 13 yıl olmuş, Abdullah Gül de 2007’den beri Köşk’te ve bu ödülleri dağıtıyor... Neden geçen 6 yılda değil de şimdi ‘müziği, yorumu ve farklı söylemiyle çok sayıda insanı bir araya getirdiği’ gerekçesiyle Kaya fark edildi ve ödüle lâyık görüldü? Sahi bu ödül gerçekten ‘müzik’ ödülü müdür, yoksa temsil ettiği düşünülen siyasete uzatılan yüksek rakım gülü müdür? Eğer gerçekten müzik ödülüyse, yıllardır ödül dağıtan Cumhurbaşkanı’na soruyu tekrarlamakta fayda var: Yoksa Ahmet Kaya yeni albüm mü çıkardı?
Önce şu parantezi açalım: Ahmet Kaya’nın Magazin Gazetecileri Derneği gecesinde maruz kaldığı o muamele çok çirkindi... Onunla dar bir sokakta teke tek karşı karşıya kalsalar muhtemelen yürüyüp geçecek olanların, kalabalıktan aldıkları cesaretle uyguladıkları çatal-bıçaklı şiddet ve orantısız kabadayılık, karşıdaki düşman bile olsa, Türk’ün karakterine yakışacak delikanlıca tavır değildi... Sıra askerlikten kaçmaya geldi mi çürük raporu kovalayanların, tribünlere oynamaya gelince vıcık vıcık pop-millî kimliğe bürünmeleri, gerçek milliyetçileri de çok memnun etmemiştir şüphesiz... Kendi adıma sıkılmıştım çünkü... Kaldı ki, alkol destekli bu tepkinin ‘en büyük yaramız’a hangi şifayı sağladığı da fazlasıyla tartışmalı bir konudur...
Tabii bu durum Cumhurbaşkanı’nın Ahmet Kaya’ya ‘özür’ amaçlı ödül vermesini gerektirmiyor... Çünkü o, kaçaklık yıllarında bir PKK’lı gibi davrandı... Dönemin şartlarına uyarlanmış bazı ‘amiral’ gazete haberlerinin yalan veya abartılı olduğunu kabul etsek bile 1999’da Münih’teki PKK konserinde söylediği sözlerle kendi alnına kendi markasını çakmıştı... Zafer işaretleri ve Apo sloganları arasında  “Vallahi o dostu özledik, vallahi Apo’yu özledik” nakaratlarını tekrar ederek ‘klasik PKK’ kimliğiyle buluştuğunu göstermekten çekinmemişti... O artık ‘Müjgan’la ağlaşan’değil, bebek katilini özleyendi...
Bu ülkede ödül dağıtımında kriterler iyice ilginçleşti, değişen düzene paralel olarak... Bahsetmiştik son Altın Portakal’dan... Jüri tarafından değişik dallarda kendilerine ödül paylaştırılan yönetmen ve artistler sahneye çıkıp, ödülleri Rojava devrimcilerine, Paris’te öldürülen PKK’lı kadın terörist Sakine Cansız’a ve sözde Dersim katliamında kaybolan kızlara armağan ettiler...
Ne tuhaf bir devran değil mi? Devlet protokolümüz sıraya geçmiş... Para akıtarak Altın Portakal Film Festivali’ne sponsorluk yapanlar: Başbakanlık Tanıtma Fonu, Kültür Bakanlığı, Antalya Belediyesi... Milletin parasıyla kimler ödül alıyor, kimler neyin propagandasını yapıyor? Eh bu ‘açılım mevsimi’ne uygun davranmak ve jest yapmak için Cumhurbaşkanı diğerlerinden aşağı kalır mı? O da Ahmet Kaya’ya ödülü yapıştırıyor, onun kime özlem duyduğunu çok da umursamadan!..
Bu ülkenin bir de ‘özlenen kızlar’ı var molotofla yakılmış 16’sında... Ve ‘özlenen babalar’ı, koştuğu vatan görevinden geri dönememiş babaları... Yetimliğe ana karnında yakalanmış çocuklar var bu topraklarda... Cumhurun çocukları... Cumhurun ta kendisi... Vatanın düştüğü derdin altına cumhur ve o cumhurun devleti adına omuzlarını sokanlar...
Bir Cumhurbaşkanı ödül dağıtırken, bu toprakların huzuru, devletin bekâsı ve Türk milletinin geleceği için canlarını verenleri, ‘özleyen ve özlenenler’i nasıl hesaba katmaz? Geride kalanların hissiyatını dikkate almadan, devletin zirvesindeki “Kim daha açılımcı” yarışında rüşt ispatlarcasına nasıl koşturur?
Cumhurbaşkanlığı resmî internet sitesinde yer alan söz konusu ödüllendirmenin genel gerekçesine bakın:  “Türk kültür ve sanat hayatına önemli katkılarda bulunan, ülkemiz kültür ve sanatının yüceltilmesine çalışan kişileri veya kurumları devlet adına onurlandırmak...” Evet evet, onurlandırmak!.. Hem de devlet adına!.. Ahmet Kaya bir şarkısında “Bu ne yaman çelişki anne?”  diye sorarken, bunu kastetmiş olamazdı değil mi?
 Eğer siyasette geleceğin belirleyici aktörü olmak bu tür atraksiyonları mecburî kılmıyorsa, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül şu soruya cevap vermek durumunda: Neden Ahmet Kaya ve neden şimdi?

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
18 gün önce
76 gün önce
92 gün önce
141 gün önce
153 gün önce
158 gün önce
160 gün önce
176 gün önce
181 gün önce
200 gün önce
204 gün önce
235 gün önce
237 gün önce
244 gün önce
253 gün önce
279 gün önce
295 gün önce
300 gün önce
309 gün önce
310 gün önce
316 gün önce
324 gün önce
327 gün önce
330 gün önce
344 gün önce
400 gün önce
421 gün önce
436 gün önce
485 gün önce
492 gün önce
495 gün önce
498 gün önce
519 gün önce
555 gün önce
566 gün önce
624 gün önce
667 gün önce
729 gün önce
736 gün önce
743 gün önce
803 gün önce
842 gün önce
849 gün önce
863 gün önce
867 gün önce
873 gün önce
909 gün önce
939 gün önce
953 gün önce
964 gün önce
1059 gün önce
1079 gün önce
1083 gün önce
1097 gün önce
1101 gün önce
1104 gün önce
1126 gün önce
1128 gün önce
1132 gün önce
1150 gün önce
1156 gün önce
1157 gün önce
1167 gün önce
1174 gün önce
1210 gün önce
1227 gün önce
1241 gün önce
1259 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=