Lütfen bekleyin..

Servet Avcı

Ne de yetenekliymişsin Türkiye?

28 Ekim 2013, 11:31

Bir arkadaşım  “Şu rezalete bir göz at”  deyince izledim ve bir Türk olarak gerçekten utandım... Bilgilenme ve iletişim imkânlarının kısıtlı olduğu dönemlerde bile hazmedemediğimiz bilgisizlik bu defa ‘koro’ hâlinde karşımıza çıktı... Üstelik iletişim teknolojilerinin ‘dünyayı küçük bir köy’e dönüştürdüğü tezinin ispatlandığı günümüzde...

‘Yetenek Sizsiniz Türkiye’ yarışması... Jüri Kırgız yarışmacıya, sözüm ona Rusçadan Kırgızcaya tercüme yapan ‘numunelik’ tercüman aracılığıyla, kendi dilinde birden ona kadar saymasını söylüyor... Çocuk ‘bir-iki-üç’diye başladıkça gülmekten kırılıyorlar... Aynı sahne bıktırırcasına tekrarlanıyor... İşin tuhaf tarafı, sadece o çok bilmiş jüri değil, üniversite öğrencilerinden oluşan seyirci topluluğu da katıla katıla eşlik ediyor bu komediye...

Kırgız çocuk şaşkın... Niye güldüklerini merak ediyor muhtemelen... Nereden bilsin aslında ağlanacak hâllerine güldüklerini? Popüler kültürün ne seviyede olduğuna dair bu yüz kızartıcı durumun en acı resmedilişlerinden birisiydi bu... Ne Kırgızların da Türk olduğunu akıl eden, ne de Türk toplulukları arasında lehçe ve ağız farklılıklarına rağmen özellikle sayı isimlerinin ortak olduğunu bilip de müdahale eden var... Sadece göbeklerini çatlatırcasına güldüler... Bire bir, ikiye iki dediği için o sevilesi bilgi ve kültür sahibi topluluğun neden güldüğünü kestiremeyen Kırgız çocuk ise donuk ve şaşkın ifadeyle, gülünecek ne yaptığını düşüne düşüne bakakaldı dakikalarca... Epeyi sonra rejiden ikaz gelmiş olmalı ki, toparlama gayretine girildi, köken birliğimiz hatırlandı, sayı isimlerinin aynı olabileceği vurgulandı...

80’li yılların ortasıydı... Güreş şampiyonası için Bulgaristan’a giden devlet televizyonumuzun muhabiri Kırcaalili güreşçinin pırıl pırıl Türkçe konuştuğunu duyunca şaşırmış, merak içinde sormuştu:  “Çok güzel Türkçe konuşuyorsunuz. Dilimizi nerede öğrendiniz?” ... Benzer enstantaneler Sovyetler dağıldıktan sonra sıkça yaşandı... Meselâ Türkmenistan’da kendileri gibi konuşan insanları görünce  “Yoksa siz buralara Anadolu’dan mı göçtünüz?”  diye merak buyuran bürokratlarımız, çekik gözlerinden şüphelense gerek, Kazakları Çinlilerin akrabası zanneden gazetecilerimiz oldu... Yılışık vaziyette sorduğu “Arkadaş, sen Türkçeyi nerede öğrendin?”  sorusuna  “Misal, sen İstanbullusun, ben de Kosovalı. İstanbul 1453’te fethedildi, Kosova ise 1389’da. Şimdi Türkçeyi ben mi sana öğreteyim, sen mi bana?”  cevabını alınca pişkince kahkahalara boğulan programcıya ne demeli? Bu fotoğraf, Hacc’a gidince Arapların Arapça konuştuğunu ama sıra ezana gelince Türkçe okuduklarını zanneden teyzelerimizden daha öte bir birikimi göstermiyor şüphesiz...

Aynı kategoride değerlendirmeden bir örnek de Suriye’den verelim... Kanal 7’de yayınlanan ‘Şoray Uzun Yolda’ ekibi Halep’in bir köyüne gitmiş, oradaki kadınlarla konuşuluyordu... Konuşulan Türkçeye hayran kalan sunucu bunun sebebini sorunca harfi harfine şu cevabı almıştı yaşlı kadından: “Oğlum biz Türkük elhamdülillah!..” 

‘Türkük’ sözü program ekibini güldürdü mü bilmiyoruz ama Türklüğün değerleriyle ilgili ‘genel cehalet’in bu derece yerlerde süründüğüne şahit olmak üzüyor insanı... Kendi bilgisizliğinin farkında olmadan, var olan gerçeği komedi sanıp kahkahalarla gülen bir topluluk, hangi millî varlığımızı korumada doğru değerlendirme yapıp, memleket istikbâline el koyabilir? Esas değerlendirilmesi ve üzerine kafa yorulması gereken ‘kara delik’burası...

Bu sadece bir ‘dil yarası’değil, ‘kültür ve idrak yarası’ aynı zamanda... Kırgız çocuktan ‘bir’i duyunca gülmekten kırılan, ‘iki’yi duyunca yerlerde yuvarlanan, ‘üç’te artık çatlama noktasına gelen bir jüri ve topluluk, genelin içinde bir istinayı temsil ediyor olsaydı belki bu kadar öfkelenmeye gerek olmazdı... Kötü olan, bu tablonun ortalamayı yansıtıyor olması...

Belli ki, bu programlar karşılık bulduğu kitlenin seviyesini, jüriler de bilgi birikimlerini temsil ediyor... O jüri ve kitleye ağızı, şiveyi, lehçeyi, Türkmen’i, Çuvaş’ı, Kırgız’ı, Kıpçak’ı, Çağatay’ı anlatmak ve anlamasını beklemek mümkün mü? Her eser ait oldukları devrin sosyal ve kültürel özelliklerini yansıtır... Bu eserler ve programlar da devrimizin özelliklerini yansıtıyor, toplumsal birikimimizin röntgenini çekiyor... Ve ‘vekâleten’ başkasına gülerken aslında kendimize güldüğümüzü belgeliyor...

O Kırgız çocuk belki hâlâ düşünüyordur “Bunlar niye güldüler?”  diye!..

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
37 gün önce
52 gün önce
89 gün önce
91 gün önce
124 gün önce
150 gün önce
168 gün önce
182 gün önce
191 gün önce
196 gün önce
198 gün önce
247 gün önce
259 gün önce
263 gün önce
266 gün önce
282 gün önce
287 gün önce
306 gün önce
310 gün önce
341 gün önce
343 gün önce
350 gün önce
359 gün önce
385 gün önce
401 gün önce
406 gün önce
415 gün önce
416 gün önce
422 gün önce
430 gün önce
433 gün önce
436 gün önce
450 gün önce
506 gün önce
527 gün önce
542 gün önce
591 gün önce
598 gün önce
601 gün önce
604 gün önce
625 gün önce
661 gün önce
672 gün önce
730 gün önce
773 gün önce
835 gün önce
842 gün önce
849 gün önce
909 gün önce
948 gün önce
955 gün önce
969 gün önce
973 gün önce
979 gün önce
1014 gün önce
1035 gün önce
1045 gün önce
1059 gün önce
1070 gün önce
1094 gün önce
1165 gün önce
1185 gün önce
1189 gün önce
1203 gün önce
1207 gün önce
1210 gün önce
1232 gün önce
1234 gün önce
1238 gün önce
1256 gün önce
1262 gün önce
1263 gün önce
1273 gün önce
1280 gün önce
1316 gün önce
1333 gün önce
1347 gün önce
1365 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=