Lütfen bekleyin..

Servet Avcı

Yitik Balta

16 Şubat 2018, 19:38

Edebiyat dünyasına ilk adımını 'Yorgunum' romanıyla atmıştı Veysel Tekelioğlu... Eserinde, 12 Eylül 1980 öncesi ülkücü kimliği ve oturduğu sosyolojik tabanı âdeta bir akademisyen titizliği ile yorumladı... Sonra bir adım daha öteye geçerek 'Yitik Balta' romanını edebiyatımıza kazandırdı... Özgür ruhlu kimliğin hayat bulduğu sosyolojik tabanın, Hz. İbrahim'le var olduğunu, Hz. Ali ile zirveye çıktığını haberdar etme derdine düştü...

Yıllarca Selef örtüsüyle gizledikleri İslâmiyet'i, insanımıza süsleyerek sunanların, gerçek niyetlerini işleyen Yitik Balta romanı raflarda yerini aldığında, -şimdi o kadar olmasalar bile- bu ülkedeki Suudi hayranlarını durdurmak mümkün değildi...

Türklere karşı itiraf edilmemiş husumet taşıdıkları azıcık idrak sahiplerince dahi bilinen Suudilerin, Peygamberimizin, "Ben ilmin şehriyim, Ali de kapısıdır" diyen hadisine rağmen Kâbe'nin o büyük giriş kapısına Hazreti Ali'nin adı yerine kralın adını verme gafletinde bulundukları bir hakikat...  Suudilerin ne Kâbe'de, ne de Peygamberimizin evinde ve dahi Mekke ve Medine'de, Hz. Ali, Hz. Fatma ve Hz. Hüseyin'in isimlerine hiçbir yerde hiçbir şekilde yer vermeyerek esasında neyi örtmeye çalıştıklarını bilmek için önce putları kırmaya niyet gerekliydi... İşte onun için Yitik Balta lâzımdı...

Selefi hurafelerden kafayı kaldırıp Yitik Balta'yı talim etselerdi, İslamiyet'in şatafatı değil, sadeliği emrettiğini öğrenirlerdi...

Yitik Balta bir ibret... Kâbe'de bir kadının bedduasına irkilen Manas'ın "Beddua etme! Beddua etme!" haykırışıyla, beddualarıyla taşlaşanlara, kendi taassupları ve menfaatleri uğruna ülkelerini felâkete sürükleyenlere ve vatanlarına ihanet edenlere bir ibret...

Yitik Balta, "Benim beş umrem oldu" "Benim altı umrem oldu" diyerek sayı yarışına girenler için, "Yetimi itip kakıp, yoksulu doyurmaya teşvik etmeyip namaz kılanların vay hâline" diyen o ayetin hem bugünleri hem de bütün devirleri işaret ettiğini kafaya çakan bir ibret... 

***

Yitik Balta, bir yandan da sadece beyaza bürünerek ihrama girdiklerini sananlara sesleniyor... Hakiki ihramın maddiyata gönülde yer açmamak, dünya varlığından soyunmak, helâl olanından bile vazgeçmek, yemekten içmekten arlanmak olduğunu haykırıyor... Çağlasını büyüten ağacın görünmeyen emeğini korumaya çabalayan Ateş Hala'yı tanıtıyor, onun bahar aylarında ağaçlardan çağla koparan çocuklara yalvarırcasına "Yavrularım, olgunlaşmadan koparılmaz ağacından meyvesi, yazık, günahtır" öğüdünün taşıdığı büyük mesajı aktarıyor ve " ... yemin olsun, o gün, o nimetten muhakkak sorulacaksınız" diyen ama işiteni az olan o ayetten haberdar ediyor, yaşını dahi doldurmamış küçük hayvanları kesmekten, yemekten arlanmayı hatırlatıyor...

Yitik Balta, malın mülkün ebedi olarak uhdelerinde kalacağını zannedenlerin putlarını da ihmal etmiyor... "Rızk verdik onlara, dağıtsınlar" diyen birçok ayete rağmen maliyetli Müslümanlık yerine maliyetsiz Müslümanlığı yeğleyen, paylaşmamak için kan ter içinde kalanların gerçek yüzlerine ayna tutuyor... Asıl olanın yoklukta ekmeğe bandırılarak katık edilen tuzu üleşmek olduğunu, yokken paylaşmanın kolay, varken paylaşmanın zor olduğunu, paylaştığının da, paylaşmadığının da kendi mülkü olmadığını aktarıyor, ders almak isteyene...

***

Ülkücü kimliğini unutup ya da ileride lâzım olur diye katlayıp cebine koyanlar, Yitik Balta romanını okusalardı, Hıra Mağarası'na, Oku Mağarası; Sevr Mağarası'na, Kurtuluş Mağarası denilseymiş ne güzel olurmuş diyen, Hz. İbrahim'in Yitik Baltası'nı bulmayı kendine borç edinen, bu ideali için her şeyini feda eden Mehmet Manas'a özenir, bu kimliği taşımanın ne büyük bir onur olduğunu, hüznü olmayanın ülkücü olamayacağını idrak ederlerdi...

Kafdağı'nın ardındaki yitiğini bulma uğruna can veren ülkücülerin, Türk folklorunun desenlerinden olan 'yeşil ördek' eşliğinde Manaslar tarafından toprağa verilişini müthiş bir anlatımla efsaneleştiren o an için bile Yitik Balta okunmaya değer bir eser... İnsanın rüyasından uyandırıp kendisine getiriyor...

Bir masal gibi anlatıyordu Yitik Balta'yı Tekelioğlu, hem de İbrahim soylu Manaslardan nakledilen bir masal gibi...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
132 gün önce
161 gün önce
241 gün önce
272 gün önce
275 gün önce
296 gün önce
300 gün önce
301 gün önce
314 gün önce
321 gün önce
325 gün önce
345 gün önce
422 gün önce
429 gün önce
433 gün önce
440 gün önce
469 gün önce
476 gün önce
482 gün önce
517 gün önce
532 gün önce
569 gün önce
571 gün önce
604 gün önce
630 gün önce
648 gün önce
662 gün önce
671 gün önce
676 gün önce
678 gün önce
727 gün önce
739 gün önce
743 gün önce
746 gün önce
762 gün önce
767 gün önce
786 gün önce
790 gün önce
821 gün önce
823 gün önce
830 gün önce
839 gün önce
865 gün önce
881 gün önce
886 gün önce
895 gün önce
896 gün önce
902 gün önce
910 gün önce
913 gün önce
916 gün önce
930 gün önce
986 gün önce
1007 gün önce
1022 gün önce
1071 gün önce
1078 gün önce
1081 gün önce
1084 gün önce
1105 gün önce
1141 gün önce
1152 gün önce
1210 gün önce
1253 gün önce
1256 gün önce
1278 gün önce
1315 gün önce
1322 gün önce
1329 gün önce
1386 gün önce
1389 gün önce
1428 gün önce
1435 gün önce
1442 gün önce
1449 gün önce
1453 gün önce
1459 gün önce
1495 gün önce
1515 gün önce
1525 gün önce
1539 gün önce
1550 gün önce
1574 gün önce
1645 gün önce
1665 gün önce
1669 gün önce
1683 gün önce
1687 gün önce
1690 gün önce
1712 gün önce
1714 gün önce
1718 gün önce
1736 gün önce
1742 gün önce
1743 gün önce
1753 gün önce
1760 gün önce
1796 gün önce
1813 gün önce
1827 gün önce
1845 gün önce


bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=