Lütfen bekleyin..

Ali Mert Kutlu

Etnik Demokrasi mi?

22 Haziran 2013, 19:58

Ülkemizde 2007’de yayınlanan ve çevirmenliğini de kimliksiz anayasanın savunucu ve mimarlarından olan Ergun Özbudun’un yaptığı bir kitap var. Üçüncü Dalga. Yazar Samuel Huntington, 20. yy’ın sonlarında henüz demokrasiden yeterince nasiplenmemiş 30 ülkeye nasıl demokrasi yerleşebileceği hakkında ilgililere bilgi ve taktikler vermekte. Ona göre bir ülkede rejimi değiştirmek isteyen iktidarların uyması gereken bazı hususlar mevcuttur ve bunlar oldukça önemlidir.

            Huntington’a göre iktidarlar ileride birilerine egemenliği devretmek istiyorlarsa, onlarla herkesin gözü önünde kavga etmemeli, saygıda kusur etmemelidir.

            Yine Huntington derki, eğer birileri ulaşmak istediğiniz büyük hedefi zamanından çok önce açık eder, kamuoyu ile paylaşırsa inat edip savunmayın, hatta güçlü bir şekilde inkar edin.

            Nasıl? Yukarıdaki iki küçük paragraf tanıdık geliyor değil mi? Kitabı okumamış da olsak biz söylenenlere bir yerlerden aşinayız gibi? Belki de senaryoya dökülmüş halini sahnelerde alkışlamış veya ayıplamışızdır.

            Ülkemizde yaklaşık on bir yıldır yaşanan gelişmeler göstermiştir ki, birileri rejim ve egemenlik konusundaki düşüncelerini kamuoyundan uzunca bir süre saklamayı becerebilmiştir. Gelinen noktada ya mızrak artık çuvala sığmıyor, ya da yavaş yavaş zaman kemale ermekte.

            Kastımız nedir? 2011 seçimleri öncesine kadar iktidar bölücülerle açıkça bir işbirliği içinde görünmüyordu. Veya bizlerden saklayabiliyorlardı. Hatta bazen Türk Milliyetçilerini dahi yaya bırakmaya çalışıyorlardı. Seçimlerden sonra işler değişmeye başladı. Devletimizin şeklini şemailini, ruhunu değiştirmek için yeterli olan sayısal çoğunluk elde edilemedi. Bunun üzerine “barışçı-efendi yol (!)” ya isteyerek, yada isteterek uygulanmaya başladı. Artık kameralar önünde iktidar ile bölücüler arasında kavgalar görülmeyecektir.

            Malumunuz hafta sonunda bölücüler Diyarbakır’da Nirvana’ya ulaştılar. Hemen sonrasında da Selahattin Demirtaş gayet nazik bir şekilde tehdit etti muhataplarını. İşte bazıları;

  • Adaletiniz de batsın, hukukunuz da batsın, vicdanınız da batsın
  • Öcalan ile müzakere yürüteceksin, çıkıp kürsüden de terörist başı, bölücü başı diyeceksin. Sen neyin başısın? Bu dil, bu üslup barış getirebilir mi?
  • Kendisi demokrasinin savunucusu, son kalesi, sokakta muhalefet eden herkes demokrasi düşmanı. Daha Türkiye'de demokrasi oluşmadı ki sen onu temsil edesin. Şu anda temsil ettiğin sistem faşizan sistemdir. Ya bu sistemi değiştirmek için elini taşın altına koyarsın, ya da faşizan sistemin temsilcisi olarak, bugüne kadar o sistemin temsilcilerinin başına ne gelmişse devrilip gidersin.
  • 20 gündür konuşuyorsun söylediklerinin yarısı yalan.
  • Sınır filan yok ki, o taraf Kürdistan bu taraf Kürdistan. Çöz bakalım. Bu halk size bir gün öyle bir ceza kesecek ki feleğiniz şaşacak. Yürütün bakalım bu siyaseti. Bugüne kadar bu halkın bebeğini bile teslim alamadınız. Karşınızda direnen bir halk olacak.
  • 'Silahlar sussun siyaset konuşsun' dedin Başbakan. Demokratik siyaset mi istiyorsunuz? Gelecek ay yıl değil. Biz bu hafta tavrınız nedir görmek istiyoruz.

Yukarıdaki maddeler Demirtaş’ın ağzından ortalığa saçılan sözler. Bakalım Huntington’un yukarıda ilk sırada söylediğimiz tavsiyesine uyulacak mı diye düşünürken cevap gecikmedi. 20 Haziran 2013 Perşembe günü Beşir Atalay ve Sadullah Ergin isimleriyle beraber bir açıklama geldi. “Yeni yargı paketi yolda, hazırlıklar bitmek üzere.” İki tarafın açıklamalarını peşpeşe koyunca sözü edilen yargı paketinin kime yarayacağını tahmin ediniz. Huntington’u dinleyip hiç tartışmaya girmiyorlar, hatta saygıda kusur da etmiyorlar. Acaba bu denli mecburiyetin altında ne var?

Huntington’dan yukarıya yaptığımız alıntı/yorumun ikinci şıkkında güçlü inkardan söz ediyor. Adam neyi kastetti bilmiyorum. Ama benim aklıma Sayın Devlet Bahçeli’nin İmralı Canisi ile yapılan görüşmeleri deşifre etmesi geliyor. Ne de çok gayret etmişlerdi inkar etmek için. Herkesi şerefsizlikle etiketlemişlerdi. Sonrası malum. Kötü sözün alıcısı olmadı, elde kaldı.

Yabancılar dürüst mü, cesur mu bilmem? Ne sayarsanız. Hem yapıyorlar hem de gizlemiyorlar. Ben okuduklarımla şahit olduklarımı böyle örtüştürdüm. Takdir sizin.

            TARAF BU SEFER ÇUVALLADI

            Biliyorum hemen her haberine çoğunlukla kızıyorsunuzdur. Bende kızıyorum. Ama biliyoruz ki senaristin özel postası bu gazete. Neden çuvalladıklarına gelince. Efendim habere göre Bülent Arınç Başbakanın sözlerine kırılmış ve istifa etmiş. Hepten asparagas. Bunlar demek ki kendi başlarına habercilik yapamıyorlar. Eğer Bülent Bey istifa edebilecek birisi olsaydı çoktan ederdi. Başbakan onu daha  önce de o kadar kırdı ki. Beyefendi cam adam gibi oldu. Ama maşallah her seferinde toparlanmasını bildi. Yine toparlanmıştır. Bülent Bey, Taraf’ı fena atlattı.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
1618 gün önce
1619 gün önce
1631 gün önce
1647 gün önce
1661 gün önce
1664 gün önce
1667 gün önce
1673 gün önce
1681 gün önce
1691 gün önce
1700 gün önce
1702 gün önce
1704 gün önce
1717 gün önce
1720 gün önce
1721 gün önce
1725 gün önce
1727 gün önce
1730 gün önce
1736 gün önce
1741 gün önce
1743 gün önce
1745 gün önce
1747 gün önce
1757 gün önce
1760 gün önce
1761 gün önce
1768 gün önce
1770 gün önce
1776 gün önce
1777 gün önce
1780 gün önce
1783 gün önce
1787 gün önce
1789 gün önce
1793 gün önce
1796 gün önce
1798 gün önce
1801 gün önce
1803 gün önce
1804 gün önce


bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=