Lütfen bekleyin..

Servet Avcı

Adaleti kim kemiriyor?

17 Ekim 2013, 15:43

Koalisyon dönemlerini hatırlayalım...

Seçimler yapılır, Cumhurbaşkanı en yüksek oy alan partinin genel başkanını görevlendirir, koalisyon görüşmeleri başlardı...

Âdeta kuraldı, ilk önce bakanlıklar kadar, hangi kamu bankasının hangi partiye düşeceğinin pazarlığı yapılırdı: Vakıfbank size, Ziraat ve Halkbank bize, Emlakbank küçük ortağa!.. Bankalar ‘hakça paylaşım’ın ilk halkasıydı!..

Bu memleket yönetme sevdası ‘banka severlik’le sınırlı değildi...

Yüksek bütçeli bakanlıklar ve genel müdürlükler de ‘hizmet aşkı’na göre paylaşılırdı!..

Doğaldır ki, ‘yatırımcı bakanlık’lara olan taleple, topu topu ‘kırmızı plaka’dan ibaret bakanlıklara talep aynı düzeyde olamazdı...

Sonra koalisyonu oluşturan farklı partilerin yerini aynı parti içindeki ekol, meşrep ve eğilimler aldı; içerik değişse de yönetim tarzı yine ‘koalisyon’dan ibaretti...

Bakanlıklar, genel müdürlükler, üst kurullar, üniversiteler, ele geçirenin kendisine ve ait oldukları ekole çalışmaya başladı...

Adalet duygusu, grup taassubunun altında ezildi...

Yetim hakkı’nın esamisi, sınırları kendilerince çizilmiş ‘helâl-haram’ kavramları yanında okunmaz oldu...

‘Vakfa bağış’, ‘öğrenciye yurt’, ‘yaşatılması gereken televizyon veya gazeteye yardım’ vs. denilince akan sular durdu, helâl-haram tartışması gereksiz hâle geldi!.. Yüzde onluk bağış her şeyi örtebiliyor, hırstan kararan kalpleri aklaştırabiliyordu!..

Hortum değişmiyor, hortumlayan değişiyordu sadece...


A kurumuna eleman alınacak ama mülâkatın aşılması gerekiyor...

Objektif kriter aramak resmen vakit kaybı...

İlk yapmanız gereken, o kurumun başındakilerin hangi ekol veya meşrepten olduğunu öğrenmek, ondan sonra da irtibat kurmaya, irtibatı olanları bulmaya çalışmak!.. Sadece kadro dağıtımında değil, ihale düzeninde de durum farksız...

Böyle bir referans yöntemine insanları mecbur etmek ‘adalet’ öyle mi? Kimse bu yöntemin, mahalleleri, okulları, ibadethaneleri, hayat tarzları birbirinden bağımsızlaşan, gittikçe güçlenen ama güçlendikçe diğer toplumsal katmanlarla araları açılan ‘dukalık’lar meydana getirdiğini, bunun bir arada yaşama irademize ve birliğimize verdiği tahribatı sorgulamayacak mı?

Daha bir hafta önce...

Bir rektörümüzün üniversitesindeki Hukuk Fakültesi’ne öğretim görevlisi alınacak...

Sınava bir kişi girebiliyor!..

Tesadüf bu ya o da rektörün kızı!..

Sınavın sonucunu sormak zaten abes!..

Bingöl Üniversitesi’ne rektörle aynı soy ismi taşıyan beş akademisyenin alınmış olmasını ‘ehliyet ve liyakat’le açıklayabilen varsa çıksın!..

Aldırdığı çok lüks makam arabasını eleştirenlere “Başkalarında var da bende neden olmasın, ben Zenci miyim, en lüksünü alacağım” diyen bir başka ‘dini bütün’ rektör, rekabetin hangi alana kaydığını göstermiş olmuyor mu?

Rengi değişen ama boyutları değişmeyen adaletsizliğe karşı aslında şu soruyu sormak gerekiyor: Geçmişte yapılan adaletsizlikler, ‘telafi’ gerekçesine sığınarak da olsa, bugün adaletsizlik yapmayı ve kendinizden olanı kayırmayı dinen meşru hâle getirir mi?

Cevap elbette hayır!..

Ama kime anlatacaksınız bunu?

Tek kontenjana oğlunu kızını sıkıştırana mı, gelinini yönetim kurulu üyesi atayana mı, hizmet aşkıyla yandığı için parayı kendi tekelinde toplaması gerektiğine inana mı, yabancı dil bilmeyen yandaşı yurt dışına temsil görevine gönderene mi, doktor olmayanı başhekim atayana mı, liyakati grupçuluğun ve hizipçiliğin altında acımasızca ezdirene mi? Sahi kime anlatacaksınız bu yolun yol olmadığını ve bir gün pişman olduklarında helâlleşecek muhatap bulamayacaklarını?

Öyle bir düzen ki bu, aidiyet hissedilen camia ve grubun menfaati, millet ve devlet menfaatinin çok çok önüne geçmiş durumda...

Kurumlar ve makamlar, diğer insanlara, camialara ve gruplara karşı âdeta bir ‘mevzi’ gibi kullanılıyor...

Kamu atlasının üzerinden ‘mübarek kadastro’ geçmiş, ne yaparsanız mübah!..

Hak etmedikleri hâlde bir inanç sistemini temsil etmeye yeltenenler, ‘örnek’ olmak yerine, adalet terazisini hurdaya çıkarmaktan utanmıyorlar...

Gözleri bürüyen hırs, ‘adalet’i değil, taassubu önceleyerek toplumda zaten var olan gerilimi yükseltmeye yarıyor...

Dün öncelikle kamu bankalarını paylaşan akılla, bugün eline geçirdiği makam ve kurumları ‘özel’e çalıştıran akıl arasında fazlaca bir fark yok...

Önceki de ‘görev zararı’na sebep oluyordu, bu da...

Önceki de ‘kamu yararı’nı kemiriyordu, bu da...

Devir, ‘harp devri’ olduğu için ‘kamusal süne zararlıları’yla ‘kemirgenler’’sınırlı sorumlu’ biçimde kendi parsellerinin içini boşaltıyorlar, ülkeden ‘adalet’i boşalttıkları gibi...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
5 gün önce
36 gün önce
39 gün önce
60 gün önce
64 gün önce
65 gün önce
78 gün önce
85 gün önce
109 gün önce
186 gün önce
193 gün önce
197 gün önce
204 gün önce
233 gün önce
240 gün önce
246 gün önce
281 gün önce
296 gün önce
333 gün önce
335 gün önce
368 gün önce
394 gün önce
412 gün önce
426 gün önce
435 gün önce
440 gün önce
442 gün önce
491 gün önce
503 gün önce
507 gün önce
510 gün önce
526 gün önce
531 gün önce
550 gün önce
554 gün önce
585 gün önce
587 gün önce
594 gün önce
603 gün önce
629 gün önce
645 gün önce
650 gün önce
659 gün önce
660 gün önce
666 gün önce
674 gün önce
677 gün önce
680 gün önce
694 gün önce
750 gün önce
771 gün önce
786 gün önce
835 gün önce
842 gün önce
845 gün önce
848 gün önce
869 gün önce
905 gün önce
916 gün önce
974 gün önce
1017 gün önce
1020 gün önce
1042 gün önce
1079 gün önce
1086 gün önce
1093 gün önce
1150 gün önce
1153 gün önce
1192 gün önce
1199 gün önce
1206 gün önce
1213 gün önce
1217 gün önce
1223 gün önce
1259 gün önce
1279 gün önce
1289 gün önce
1303 gün önce
1314 gün önce
1338 gün önce
1409 gün önce
1429 gün önce
1433 gün önce
1447 gün önce
1451 gün önce
1454 gün önce
1476 gün önce
1478 gün önce
1482 gün önce
1506 gün önce
1507 gün önce
1517 gün önce
1524 gün önce
1560 gün önce
1577 gün önce
1591 gün önce
1609 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=