Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Sansürden oto sansüre basınımızın ahvali…

24 Temmuz 2017, 15:01

1908'in 23 Temmuz'unda, Enver'le baş edemeyip İttihatçı isyanı bastıramayan II. Abdulhamit Meşrutiyet'i ilan etti, Enver dağdan indi isyan nihayete erdi. Hal böyle olunca 1876 yılında çıkan "sansür kararnamesi" uygulanamaz oldu. 24 Temmuz 1908 öncesi gazetelerin basılması için gerekli olan sansür memurlarının yayından önce gazeteleri kontrol işlemleri devre dışı kaldı.

İşbu sebeple 24 Temmuz basın bayramı olarak kutlanmaktadır. Türkiye'de basın özgürlüğünün tarihi hakkında birtakım ihtilaflar olsa da 24 Temmuz kabul görmüştür. İhtilaflı mevzuu Yağmur Atsız şöyle hikaye etmiş idi bir zamanlar:

"...aslında ikinci Meşrûtiyet bir gün önce, 23 Temmuz'da îlân edilmişdir ama buna bağlı olarak 1876'dan kalma sansür kararnâmesi ile bağlantısı ertesi gün tecellî etdiği için "bayram" 24 Temmuz olarak kabûl edilmişdir. O kararnâmeye göre sansür memurları her akşam gazetelere gelerek ertesi gün basılacak olan haber ve yazıları kontrol ediyorlar ve beğenmediklerini değiştirerek veyâ tamâmen atarak gazetelere nihâî şekillerini veriyorlardı. 23 Temmuz akşamı İkdam gazetesi sâhibi Ahmet Cevad bey ile Sabah gazetesi sâhibi Mihran Nakkaşyan efendi bu memurlara, artık sansür kalkmışdır sözleriyle kapıyı göstermiş ve gazetelerini ilk defâ olarak gönüllerince basma saâdetini tatmışlardı."

Gazetecilik ve muharrirlik mesleğinin hikayesi sansür ve baskı ile birlikte yürür.

Abdülhamid merhum gazetelere "sansür memurları" gönderiyordu, tek parti döneminde basın neyi yazıp neyi yazmayacağını "amentü" gibi ezberlemişti. Çok partili dönem para ile terbiye dönemidir desek yanılmış olmayız. Kenan Evren gazete kapılarına askerleri dikmişti.

Bu dönemlerde gazeteciler darbecilerin hışmına uğramamak için üslubun gücüne dayanmaktan başka bir şey yapamıyorlardı. Merhum Galip Erdem'in "Beşiktaş nasıl kurtulur?" yazısı bunun en güzel örneklerinden biridir. Bu vesile ile Galip Erdem ve onun gibi her türlü baskıya rağmen işini hakkıyla yapmayı başaran gazetecilere selam edelim. Ölenlere rahmet kalanlara sıhhat dileyelim.

Darbe ve ara dönem basınını seyretmek oldukça eğlenceli idi. Darbeye selam çakan gazeteler, askerlerden "brifing" alan gazete patron ve yazarları, hükümet düşüren manşetler Türk matbuatının kara lekeleri olarak basın tarihine geçtiler.

Basını bu tür müdahalelere açan patronu, yöneticisi ve gazetecisi ile "sektörü" eleştirilerin dışında tutmamak lâzım. Ara dönem sevdalısı basının askerlerle kol-kola yaptıklarının Türk siyasetinin dengesini nasıl bozduğunu hep birlikte yaşadık, yaşıyoruz.

Modern zamanlar gazete sahibi kavramının "medya patronu"na evrildiği zamanlardır. Bu örnekte gazete holdingin bir parçası oluyor. Böyle gazeteleri "terbiye" etmek için "kredi, banka ve maliye" şifre kelimelerdi. 90'lı yıllardaki "medya patronları başka iş yapabilsin mi?" tartışmalarını, kanun düzenlemelerini, iktidarların medya patronlarını mecliste terbiye etme seanslarını hatırlayın.

Ticaretini muhafaza etmek için gazete satın alan patronlardan çok çekti bu memleket. Bu durum basın-iktidar ilişkilerinin nirengi noktası. Basın "oto sansür" uygulamaları için salt iktidarlara çıkışarak işi çözemez. Siyaset doğası gereği her şeyi kontrolüne almak ister, basının görevi bu kontrole karşı direnmek, sadece hakikata hizmet etmektir.

Aslında ortada şairin dile getirdiği "masum değiliz hiçbirimiz" örneği var…

Bugün artık ne sansür memuruna ne de asker dipçiğine ihtiyaç var. "Maişet" derdine düşmüş gazete patronları yetiyor da artıyor bile. Gazete patronlarının gazeteci ve köşe yazarlarının gönlüne düşürdükleri "oto sansür" illeti Türk matbuatının merkezine yerleşmiş, onu tüketiyor. Bu duruma dikkat kesilmek gerekiyor.

Cemil Meriç bir zamanlar "dergi hür tefekkürün kalesidir" demişti. Anahtar kelime bu: Hür tefekkür. Siyasi iktidarlar gazetelerden, dergilerden ve kitaplardan yayılan tefekkürü koltuğu için tehdit olarak algılamadığı, gazeteci "hür tefekkür"ün sadece kendi tefekkürünün olmadığını idrak ettiği ve "özgür basının" sadece muhalifi olduğu siyasi otoriteden değil diğer siyasi/dini/ekonomik otoritelerden de özgür olması gerektiğini anladığı zaman problem çözülmüş olacak.

Bu duygu ve düşüncelerle Basın Bayramını kutluyorum.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
12 gün önce
110 gün önce
138 gün önce
215 gün önce
229 gün önce
277 gün önce
284 gün önce
291 gün önce
341 gün önce
362 gün önce
369 gün önce
397 gün önce
403 gün önce
410 gün önce
424 gün önce
431 gün önce
445 gün önce
452 gün önce
459 gün önce
467 gün önce
530 gün önce
551 gün önce
564 gün önce
607 gün önce
613 gün önce
634 gün önce
661 gün önce
698 gün önce
712 gün önce
739 gün önce
746 gün önce
754 gün önce
837 gün önce
873 gün önce
964 gün önce
977 gün önce
1005 gün önce
1047 gün önce
1075 gün önce
1089 gün önce
1145 gün önce
1166 gün önce
1285 gün önce
1293 gün önce
1299 gün önce
1306 gün önce
1313 gün önce
1321 gün önce
1335 gün önce
1348 gün önce
1356 gün önce
1390 gün önce
1405 gün önce
1412 gün önce
1419 gün önce
1460 gün önce
1510 gün önce
1537 gün önce
1573 gün önce
1587 gün önce
1608 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=