Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Tanpınar, değişim ve kitaba dönmek...

10 Temmuz 2017, 00:12

116. doğum yılını kutladığımız Ahmet Hamdi Tanpınar'ın amacı günümüz romancısının aksine sadece güzel bir "kurgu"yu satmak değildi. Modern toplumun problemini teşhis etmek, eskinin hazzını dimağlara çalmak ve yeni bir "terkip"in ipuçlarını vermekti. Tıpkı Yahya Kemal, Peyami Safa, Kemal Tahir ve diğer nesildaşları gibi...

İşte o "terkip"ten bir bukle. Modern düşüncenin "insan" anlayışına eleştiriye dikkat kesilelim:

"Talihimizin en hazin tarafı neresidir, biliyor musun Mümtaz? İnsanın yalnız insanla meşgul olması. Bütün bina onun üzerinde kuruluyor; dışarıda ve içeride. Farkında olsun olmasın, insan insanı malzeme gibi kullanıyor. Kinimiz, garazımız, büyüklük arzumuz, aşkımız, yeisimiz, ümidimiz hep onunla..."

Tanpınar Huzur Romanı ile ilgili "Kitaba niçin Huzur adını verdiniz?" sorusuna şu cevabı vermişti: "Çünkü huzursuz bir dünyada yaşıyoruz... Değerler karşısında ve insan karşısında yeniden düşünmeye mecburuz. Çünkü her şeyden şüphedeyiz. Ve nihayet arkamızda eskisi gibi o kadar kuvvetle Allah'ı hissetmiyoruz. Hülasa huzursuzuz, onun için..."

Bugünkü ahvalimiz huzursuzluğun kaderimiz olduğu endişesini doğuruyor...

Umarım öyle değildir.

**

Aslında 80'ler ve ertesinde Tanpınar'ın işaret ettiği "Değerler karşısında ve insan karşısında yeniden düşünmeye" vaktimiz vardı. Çünkü toplum 70'li yılları sert çatışmalarla geçirdiği için çocuklarını politikadan kaçırıyor kendisi de uzak duruyordu.

80'lerin sonunda üniversite eğitimine başlayan bizim nesle ailelerimizin en büyük nasihatı "sağa-sola karışma" idi. Toplum da biz de haklıydık aslında. Problemimiz ayarı tutturamamakla ilgili. Politikayı abartmak ve memleketi politikacının değiştireceğini zannetmek gibi bir sorunumuz vardı. 

Biz o kaçış yıllarını "yeniden düşünmeye" ayırsaydık Tanpınar'ın işaret ettiği "gelişerek değişme" sürecini başlatabilirdik. Ne yazık ki 90'lardan sonra politik liberalizmin sunduğu "kârlı" politika fırsatı ülkeyi 80 öncesinden daha sığ bir politik ortama itti.

***

Doğası gereği politika pragmatiktir, değiştirmez kendine "uydurur". Politikacının toplumun hoşuna gidecek şeyi bulma ve pazarlama yeteneği başarısının anahtarı. Dava adamı/münevver/entelektüel vs. isimlerle şifrelediğimiz, çocuklarımıza örnek gösterip olmasını çok da arzu etmediğimiz "prototip" ise politikanın kirlettiği toplumu "değiştirmek" için yırtınır durur. Popülizmi beceremez, pragmatizmi reddeder, eğitim ve kültür hamleleri ile o hayallerdeki değişimin gerçekleşeceğini umar.

Tanpınar'ın "değişim" paradigmasına dikkat çektiği, bugün bazı politikacıların dilinde pelesenk olmuş "gelişerek değişmek" kavramı da popülizmin kurbanı olmuş durumda.

Halbuki Tanpınar "değişim"den neyi kastettiğini Huzur'da Nuran'a şöyle anlatıyordu: "Değişmeyecek olan, hayata şekil veren, ona bizim damgamızı basan şeylerdir". Yani değişmesi mukadder olan şey özünü muhafaza ederek değişecekti. Baktığımız zaman "öz"ü görecektik.

Mesele kabaca böyleydi.

Tabii ki biz bunu da yanlış anladık. Gerek sağ gerekse de sol pragmatizm değişimden "öz"ü kenara fırlatıp atmayı anladı. Kültürel kodlarımızı sol "gericiliğin", sağın İslamcısı "küfrün", liberali ise "gereksizliğin" bir unsuru olarak gördü.

Yani mevcut hâl Türk politikasını oluşturan unsurların elbirliği ile çizdiği bir tablodur...

Politikanın Milliyetçi cenahının durumu da onlardan çok farklı değil. O da birilerinin gıpta ile baktığı idealizmini politikacının kucağına bırakmış bir sınıftır. Türk Milliyetçilerinin Türkiye'deki politik sınıfların hemen hepsinde temsil edilebilme ve soldan sağa savrulabilme "kabiliyeti", sağ pragmatizmi "iktidarın şifresi" gerekçesiyle içselleştirmedeki istidadı, oluşturduğu "lider" kültü ile başarısızlıklarına "destan" düzmedeki yaratıcılığı politikanın Türk Milliyetçileri tarafından ne kadar sevildiğinin somut göstergesi.

Peki ne yapmalıyız?

Politika bir din değil, bunun farkında olmak gerekiyor öncelikle. Fakat ona bir enstrüman olarak ihtiyaç var. O halde, öncelikle kitaba dönüp lafını ettiğimiz şeyin kitapta yazan şey olup olmadığını kontrol etmeliyiz.

Ve sonra Tanpınar'ın işaret ettiği değişimi inşa edecek bir politika vücuda getirmek için çalışmaya başlamalıyız.

"Daha sonra"sını konuşuruz...

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
97 gün önce
111 gün önce
159 gün önce
166 gün önce
173 gün önce
223 gün önce
244 gün önce
251 gün önce
279 gün önce
285 gün önce
292 gün önce
306 gün önce
313 gün önce
327 gün önce
334 gün önce
341 gün önce
349 gün önce
412 gün önce
433 gün önce
447 gün önce
489 gün önce
495 gün önce
516 gün önce
543 gün önce
580 gün önce
594 gün önce
621 gün önce
629 gün önce
636 gün önce
720 gün önce
755 gün önce
846 gün önce
860 gün önce
929 gün önce
957 gün önce
971 gün önce
1027 gün önce
1048 gün önce
1167 gün önce
1175 gün önce
1181 gün önce
1188 gün önce
1195 gün önce
1203 gün önce
1217 gün önce
1230 gün önce
1238 gün önce
1272 gün önce
1287 gün önce
1294 gün önce
1301 gün önce
1342 gün önce
1392 gün önce
1419 gün önce
1455 gün önce
1469 gün önce
1490 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=