Lütfen bekleyin..

Yalçın Taze

Hangisine itibar etmeli?

29 Mayıs 2017, 16:02

15 Temmuz darbe teşebbüsünü araştırmakla mükellef komisyon, 652 sayfadan teşekkül araştırma raporunu basın toplantısı ile duyurdu.

Araştırma komisyonunun raporu üç bölümden oluşuyor. 

Birinci bölümde; "FETÖ'nün ortaya çıkışı, gelişimi ve yapısı,  güçlenmesi, finans kaynakları, iletişim yöntemleri, yapılanması, amacı ve stratejisi", "yasal görünümlü faaliyet alanları", ‘Özel kurumlar, STK'lar, diğer kurumsal alanlara sızması" gibi artık neredeyse herkesin vakıf olduğu ayrıntılar yer alıyor.

Raporun ikinci bölümünde, ezcümle darbe gecesi yaşananlar anlatılıyor. E bu kısmı da nisbi bir çoğunluğun bilgisi dahilinde.

Üçüncü bölümde ise FETÖ ve benzeri örgütlenmeler (tam tanım bu mudur bilmiyorum, lakin bu şekilde, yani FETÖ vb örgütlenmeler denmişse, benzerlik teolojik olarak mı yoksa ideolojik olarak mı ele alınacak?) ile demokrasiye karşı müdahalelerin önlenmesine yönelik bir takım yöntem ve araçlardan bahsediliyor.

Yüzeysel bir inceleme ile raporun, ammenin bildiğinden ziyade bir noktayı açığa çıkarmadığı, bir "tespit" yapmaktan öteye gidemediğini söylemek mümkün.

Hani diyorum, raporu okuduğumda "vaaaaaay" diyeceğim pek bişey olduğunu zannetmiyorum. Dahası bu tepkiyi vermeme neden olacak ayrıntıların, bu komisyona ifade vermekten imtina eden isimlerde saklı olduğunu da biliyorum.

Rapor için "taslak" diyenlere karşın ben "eksik" demeyi de yeğliyorum.

Eksik, zira, darbe girişimi konusunda "kilit" olduklarını, sadece makamlarına dahi bakarak düşünebileceğimiz isimler, bu gibi ciddiyette bir komisyonun davetine icabet etmedi. Hatta, astlarının bir bölümü darbeye iştirak etmiş olan Genelkurmay Başkanı, komisyonunun sorularına cevap vermeye dahi tenezzül etmedi.

Hangi saiklerle bu şekilde bir tavır takındı Genelkurmay Başkanı, bilmiyorum, ancak komplo teorisyenlerinin elini güçlendirecek bir karar(!) verdiği kesin.

Komisyonun raporu üzerine konuşacak çok şey var. Lakin, MİT'in, araştırma komisyonuna gönderdiği müsteşar imzalı raporunda yer alanlar daha çok konuşulacak cinsten.

MİT'in  36 sayfalık raporu, MİT'e "ihbar"ın yapıldığı andan MİT Müsteşarı Fidan'ın Genelkurmay Başkanlığı'ndan ayrıldığı saate kadar yaşananları anlatıyor.

Raporun içeriğinde yer alan "Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde istihbarat toplanamadığı için darbe girişiminin tarihi konusunda net bir bilgiye ulaşılamadığı" bilgisi benim için de çok dikkat çekici.

Henüz açığa çıkmamış FETÖ-İktidar kavgasından önce, 2012 yılında, Türkiye'nin dinleme ve istihbarat konusunda en donanımlı kurumu Genelkurmay Elektronik Sistemler (GES) Komutanlığı tüm ekibi ve teçhizatı ile birlikte MİT'e devredildi.

2 Ocak 2012'de TSK'nın istihbarat konusunda en donanımlı kurumu, MİT'in, yani Başbakanlığın, yani iktidarın "sevk ve iradesi" altına girdi.

FETÖ'nün "darbe geçmişi" içindeki kronolojide mihenk taşı olan 7 Şubat Krizi ya da 7 Şubat Darbe Girişimi yani, Başbakan Erdoğan'ın ameliyata gireceği sırada Savcı Sedrettin Sarıkaya'nın Oslo görüşmeleriyle ilgili ifadesine başvurulmak üzere MİT müsteşarı Hakan Fidan'ı savcılığa çağırması, akabinde Fidan'ın konutunun polislerce sarılması hadisesi, tesadüf bu ya GES'in devri sonrası gerçekleşmişti.

Fidan, Başbakan Erdoğan'ın talimatıyla ifade vermeye gitmemiş, sonrasında MİT Müsteşarı'nın ifade vermesi, Başbakan'ın iznine bağlanmıştı.

Fidan'ı ifadeye çağıran Savcı Sarıkaya, Şubat 2017'de "silahlı terör örgütüne üye olma'', ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini yıkmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs'' ve ''anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs'' suçlarından tutuklandı.

Küçük bir not düşelim; Emniyet İstihbarat Dairesi ve Emniyetin genelinde sahip olduğu etkinlik malum olan FETÖ, bana kalırsa bu "donanım" ve muhtemelen arşiv devri sonrası görünür bir savaş başlattı.

Bu ayrıntılardan sonra dönelim MİT'in, araştırma komisyonuna gönderdiği rapora. Ne diyordu raporda; "Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde istihbarat toplanamadığı için darbe girişiminin tarihi konusunda net bir bilgiye ulaşılamamıştır"

Bir de 26 Ekim'de komisyonun dinlediği Eski Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner'in sözlerine bakalım.

Koşaner, istihbarat zaafına ilişkin iddialarla ilgili olarak  "Bizim istihbarat dediğimiz faaliyetimiz, kışla sınırları içerisinde veya tatbikat arazisinde vesaire personelimizce takip etmekten ibarettir" demişti.

Sonrasında ise "bize gelen tüm bilgiler MİT’ten ve Emniyetten gelen bilgilerdi, onlara itibar etmek durumundaydık" ifadesini kullanmıştı.

Biri TSK'nın bir dönem en tepesindeki isim, biri MİT'in... Ancak 2012'de GES'in imkanlarını kendi uhdesinde toplayan ve Genelkurmay'ın eski bir başkanının ifadesi ile TSK'nın da İstihbarat kaynağı olan MİT, TSK içinde İstihbarat elde edemediğini söylüyor.

Ne yaman çelişki!

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=