Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Necip Fazıl’ı anmak ve anlamak…

29 Mayıs 2017, 00:51

Necip Fazıl’ın en güzel anlatan cümle Cemil Meriç'in meşhur "Hayata çiviliyiz kollarımızdan, zaaflarımızdan çiviliyiz" sözleridir. Ve tabii ki belki de onu en iyi tanıyan kişi, Serdengeçti'nin ifadesi: "sonuna kadar derinlik, sonuna kadar zirve!".

Necip Fazıl meselesine toptancı yaklaşmadan sağlıklı bir şekilde değerlendirmek için duyguları bir kenara bırakıp onu olduğu gibi kabul etmek gerekiyor. O, dönem arkadaşları gibi bir imparatorluğun enkazı altında kalan, Osmanlı’dan Cumhuriyete geçişteki yaşanan keskin değişimin şokunu yaşayanlardandır. Bu duygusal kırılmayı iyi değerlendirmek lazım.

Necip Fazıl'ı değerlendirirken zaaflarını ortaya sürüp şairliğini ve mefkûresini yok saymak ne kadar hatalı ise, şiirlerini ve mefkûresini öne sürüp zaaflarını görmezden gelmek de o kadar hatalı.

Ben iki toptancı yaklaşımı da reddeden üçüncü yolun takipçisiyim.

Tarihçi değildir, sosyolog değildir, siyaset bilimci hiç değildir. Felasife talim etmiş son yüzyılın en önemli şairlerinden biridir. “Sultanüş'şuâra” vasfına lâyık üzerimizde emeği olan, bize bir davaya mensup olma zevkinin nasıl bir şey olduğunu öğreten adamlardandır.

Necip Fazıl şiirin fikre istikamet verdiği çağlarda mücadeleyi/muhalefeti ayakta tutarak çok önemli bir vazifeyi yerine getirmiştir. Mücadele verdiği Milli Şef’in torunlarının gazına gelip 40’larda tek parti dönemine karşı verdiği mücadeleyi unutmamak lazım.

Tabii ki Menderes dönemindeki “gizli ödenek” meselesini unutmuyoruz. Bunu tartışalım, lâkin birileri Stalin’in bağrına yerleştiği için kahraman yapılırken Necip Fazıl’ı kendisine yakın bulduğu bir hükümetin kapısına gidip “ödenek” talebinde bulunduğu için asmayalım. Burada komik olan varlığını sağ veya sol demeden hükümetlerden aldığı nemalara borçlu olan basın kuruluşlarının bu iddiaları servis etmesi. Şiirleri ile oy devşirenlerin beslediği basın organlarının da bu “koro” arasında yer alması nazar-ı dikkatimizi celbetmesi gereken bir durum.

Rus fonlarıyla beslenen şairlerin şiirlerini terennüm etmek edebiyatın temel lazımesi sayılırken Necip Fazıl’ı DP ile ilişkileri yüzünden yerden yere vurmak, ömrü boyunca mücadele ettiği çevrelerin “ideolojik intikam” operasyonundan başka bir şey değil.

Üstelik o dönem CHP’ye karşı DP’yi kendisine yakın bulması gayet doğalken.

Necip Fazıl’ın son yıllarda Ülkücü çevreler tarafından da bu “pencere”den bakılarak eleştirildiğini görüyorum. Tabii ki bir kişi eleştirilebilir. Lâkin bunun “içerden” yapılması lâzım, 70’lerde Necip Fazıl Ülkücülerin yanındayken Ülkücülere kurşun öşürenlerin gazıyla değil.

**

Ben Necip Fazıl’ı 1977 seçimlerinde yaptığı çağrı ile hatırlıyorum. Gençlik yıllarımızda “Ülkücüye kaside”si hepimizin duvarlarını süslerdi. CKMP’den beri temasta olduğu Türkeş’e bakışı, Ülkücülerin taze fidanlar gibi kırıldığı günlerde çok önemliydi: “… Yüzü içinden, içi yüzünden işaret veren bir insan... Yani bir içe sahip olduğunu, bir iç taşıdığını belirten bir ifâde... Umumiyetle olduğu gibi, içinin sığlığı veya derinliği yüzünde cemadlaşmış olanlardan değil... Gizli ve hattâ acı bir iç... Kendisini fâşetmeyen, dışına doğru gayet ihtiyatlı, sâkin, telâşsız ağırbaşlı bir seciye...”

Ülkücüler Necip Fazıl meselesine bakarken onun bu bakışını referans alması lâzım. Yazdıklarını tartışabiliriz, bazı fikirlerine katılmayabiliriz, “ego”suna ayar olabiliriz. Onları tartışmak, ortaya koyduğu portrenin incelenmesi de gençliğin arasında fikri hareketliliği sağlama vazifesi görecektir. Meseleye bir de bu açıdan bakalım.

“Necip Fazıl”ı anlama ameliyesi sadece ideolojik gerekçeleri ihtiva etmemeli. Necip Fazıl’a dair her şeyi ihtiva etmeli: Şiirini, yazdığı ve söylediği şeylerin muhtevasını, mütefekkir-iktidar ilişkilerinde nerede durulması gerektiğine dair bize sunduğu örnekleri, yaşam tarzını, “ego”sunu…

Bu okumada hareketli bir hayat, kaliteli bir şiir dünyası, tartışmalı bir siyasi düşünce coğrafyası ve alabildiğince estetik ve kıvrak bir edebi üslup ile karşılaşacağımızı garanti edebilirim.

Bence değecek; bu da gençlere mesaj olsun.

Mekânı Cennet olsun…

 

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
42 gün önce
56 gün önce
104 gün önce
111 gün önce
118 gün önce
168 gün önce
189 gün önce
196 gün önce
224 gün önce
230 gün önce
237 gün önce
251 gün önce
258 gün önce
272 gün önce
279 gün önce
286 gün önce
294 gün önce
357 gün önce
378 gün önce
392 gün önce
434 gün önce
440 gün önce
461 gün önce
488 gün önce
525 gün önce
539 gün önce
567 gün önce
574 gün önce
581 gün önce
665 gün önce
700 gün önce
791 gün önce
805 gün önce
874 gün önce
902 gün önce
916 gün önce
972 gün önce
1112 gün önce
1120 gün önce
1126 gün önce
1133 gün önce
1140 gün önce
1148 gün önce
1162 gün önce
1175 gün önce
1183 gün önce
1217 gün önce
1232 gün önce
1239 gün önce
1246 gün önce
1287 gün önce
1337 gün önce
1364 gün önce
1400 gün önce
1414 gün önce
1435 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=