Lütfen bekleyin..

Yalçın Taze

"Yeni Türkiye"nin "Yeni TSK"sı...

11 Mayıs 2017, 11:28

Uzun zaman geçmedi henüz üzerinden; Şubat ayı... İstanbul'da bir kafeteryada,  ekran işgaliyesini muktedirlere övgü ile ödeyen Nagehan Alçı isimli zata tepki gösteren Tuğgeneral Fahri Işıldak'ın kızı piyanist Nazlı Işıldak, Alçı'nın -buraya dikkat- koruma polisi tarafından gözaltına alındı.

Sonrasında, Nagehal Alçı'nın eşi Rasim Ozan Kütahyalı, Genelkurmay'dan kendilerine 'geçmiş olsun' telefonu geldiğini yazmıştı.

Nazlı Işıldak verdiği ifadesinde "Kahve alırken televizyon ekranlarından tanıdığım Nagehan Alçı Kütahyalı isimli şahsı gördüm. Kendisine, Ergenekon ve Balyoz sürecinde toplumu yanlış yönlendirdiğini, yapmış olduğu konuşmalardan dolayı birçok insanın mağdur olduğunu, gerçek darbecilerin desteklediği Fetullahçı Örgütten olduğunu, bu örgüt yüzünden yüzlerce insanın hayatını kaybettiğini, Bank Asya'dan aldığınız krediyle oturduğunuz yalıda vicdanınız nasıl rahat ediyor?" dediğini belirtmişti.

Işıldak'ın ifadesinin altına imza atacak milyonlar biliyorum.

Balyoz ve Ergenekon sürecinde sahte delillerin savuncusu, FETÖ'nün tetikçisi olmuşlardı. Muhakkak ödülü de bugün isimlerini zikretmemize sebep şöhretti.

Bugün düşen davaların savcısı olan Alçı ve yakın zamanda tanık olduğum bir program dahilinde ahlaktan bihaber olduğuna kesin kanaat ettiğim kocası, TSK'nın onurlu subaylarına kumpas kuran ekibin içindeydiler; yazdılar, çizdiler...

O dönemin FETÖ'cü savcıları "emir telakki etti" bu zatların sözlerini.

Ne acı; muhtemelen o gün yargılanan askerin "silah arkadaşı" oldukça haklı gerekçelerle bir asker kızı tarafından, sadece eleştirilen Nagehan Alçı'ya "geçmiş olsun" diyebiliyor.

Dahası var! 10 Kasım'da "zulüm 1938'de son buldu" yazan Akit'in gazetesinde köşe tutan merhum Hasan Karakaya için de bu TSK taziyede bulunmuştu..

Karakaya; hani şu madenciyi tekmeleyen Yusuf Yerkel'e "tekmelerine sağlık" diyen, kamera kayıtlarında dövüldüğünü ayan beyan ortada olan Ali İsmail için "merdivenden düşmüştür" diyebilen, Beştepe'deki sarayın eleştirisine genel yayın yönetmeni olduğu Akit isimli kağıt tomarında "Bırak Ak Saray'ı Atatürk O.Ç.'ye bak" diyerek minnacık aklı ile küfür eden Karakaya.

TSK'nın"ebedi başkomutanı"na her fırsatta hakaret eden Akit'in Arabistan topraklarında ölen genel yayın yönetmeni...

TSK, bu taziyeyi "geçmişte de yapılan bir uygulama" diyerek savunmuş, "rutin" olduğunu belirtmiş ancak "sanatçı" Tarık Akan'ın vefatında, taziye unutulmuştu.

Her neyse...

Şimdilerde Atatürk'e, ebedi başkomutana, başöğretmene alenen küfür ediliyor. Bir meczup takımı hakaret yarışına girmiş halde. İktidardan cılız bir ses; o da resmi "hesap"lardan...

 Peki ya TSK?

Ebedi başkomutana bu şekilde sövülür, hakaret edilirken nerede?

Soruşturmalara müdahil oldu mu?

"Asker siyasetten elini çeksin" talebini yanlış mı anladı acaba?

Atatürk ne vakittir siyasi?

Mesela, biri çıkıp aynı ifadeleri mevcut Genel Kurmay Başkanı için kursa, TSK ne kadar sürede, ne şekilde müdahil olur? Balyoz ve Ergenekon davalarında silah arkadaşının arkasında duramayan TSK, acaba Mustafa Kemal Paşa'nın da arkasında duramayacak mı?

2013 yılında TBMM Genel Kurulu'nda TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesini değiştiren yasa maddesi kabul edilmişti. İlgili madde "Silahlı kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti'ni kollamak ve korumaktır" ifadesi, "Silahlı kuvvetlerin vazifesi; yurtdışından gelecek tehdit ve tehlikelere karşı Türk vatanını savunmak, caydırıcılık sağlayacak şekilde askeri gücün muhafazasını ve güçlendirilmesini sağlamak, TBMM kararıyla yurtdışında verilen görevleri yapmak ve uluslararası barışın sağlanmasına yardımcı olmaktır" şeklinde değiştirildi.

"Silahlı kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti'ni kollamak ve korumaktır" diyor İç Hizmet Kanunu. Yeni bir değişiklik oldu da haberimiz mi yok?

Yahu ağalar, "paşa"lar; Atatürk demek cumhuriyet demektir, Atatürk demek Türkiye demektir! Korkmayın; haddinizi aşmazsınız! Haddinizi Atatürk belirlemiş, görevinizi o tayin etmiştir.

Bir ses edin ne olur; bir ses edin ki, ordunun mecliste değil kışlada olduğundan ve olduğundan emin olalım!

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=