Lütfen bekleyin..

Ahmet Takan

Bir dekanın isyan mektubu!.. Susmadık, susturulduk...

14 Nisan 2017, 00:01

Ülke, böyle kritik bir virajdan geçerken üniversitelerden, oralarda görev yapan değerli bilim insanlarından hiç mi ses çıkmaz?.. Hiç mi söyleyecekleri bir şey yok?.. Lal mı oldular?..

Bu sorulara cevap vermek için, malum korku imparatorluğunun uygulamalarından son bir iki tanesini örneklemek yeterli... Ancaak!.. Geçerli mazeret mi? Bence hayır... Aydınların korkak olmaya hakları yoktur. En azından, Allah'ın onlara verdiği en büyük zenginliğin, ilmin zekatını vermekle mükelleftirler. Maalesef, referandum sürecinde değerli bilim insanlarımızın bırakın zekatı, toplumdan öyle veya böyle nedenlerle sadakayı bile  esirgediğini üzülerek gördük. Önceki gün, bir üniversite dekanından orada görev yapan öğretim üyeleriyle ortaklaşa kaleme aldığı mektup geldi. "Yazmanın zamanı geldi diye düşünüyoruz. Ve yazdık dilimiz döndüğünce. Ortak sorunumuzdur, devlet meselesidir, ülkenin milletiyle, bütünlüğüyle, varlık sorunudur" diye başlıyordu. Adlarının verilmesini istiyorlardı. Ama ben yazmayacağım. Yarının belirsizlikler içinde olduğu şu ortamda, fotoğrafın netleşmesi için işin özünü aktarmakla yetineceğim. Mektubun bazı bölümlerine de kendimce buzlama yapacağım. İşte o mektup:

"Ahmet bey,

Lütfen eksiksiz yayınlayın olabildiğince. Sesimiz olun. Korkumuz yok. Beynimize zincir vurulmasına müsaade etmeyeceğiz. Bu devlet bizim, susuyorsak bir nedeni var. Anlatmak istedik. Ortak derdimizdir.

Sesler geliyor: Üniversiteler neden susuyor? diye. Konuşuyoruz aslında ama aşağılanıyoruz. Biz bunları hak etmedik. Eğitimden nasibini almamış insanlar elinde, sistem bilinçli olarak çökertilmeye çalışılmaktadır. Eğitimsiz insanlara umut bağlamış iktidarlar vardır.

Maalesef üniversiteler susturulmuş, bilim insanları bezdirilmiş, elemanlar yıldırılmıştır. İnsanlar paramparça kamplara bölünmüş, düşüncelere, kalemlere, fikir üretimine zincirler vurulmuş, ya bizdensin ya hiç kimse mantığıyla, korku toplumu haline getirilmiştir. Sen kim oluyorsun da düşünüyorsun, düşünme, ben senin yerine düşünürüm, yaparım mantığı, insanları nefes alamaz hale getirmiştir. Ülkemizin üstüne kara bulut gibi çöken bu olumsuz mantık, insanları bilimden uzaklaştırmış, birbirleriyle boş siyasal çekişmelerin içine çekmiştir. Bugün üniversitelerimizde bölünmüşlük seviyesi inanılmazdır. Partizanlık çekişmeleri insanları çalışamaz hale getirmiştir.

Öğrenciler açısından durum daha da vahimdir. Öğrenmek istemeyen bir öğrenci kitlesiyle karşı karşıyayız. 'Kitap almak zorunda mıyız, burası üniversite', söylemi yıllardır bayrak halinde dalgalanmaktadır. 'Cahil insanlara daha çok güveniyorum' diyen bilim adamlarımız vardır. Toplum olarak her yönüyle tam bir çöküntünün içindeyiz ve tek yanlı bir propagandanın ortasında aklımızı yitiriyoruz.

Saraydan atanan rektörler sayesinde, üniversiteler kamplara bölünmüş, rektörlerin beceriksizlikleri, onları tek adam yöntemlerine itmiştir. Bazı üniversitelerde bir yıldan fazla zamandır rektör yardımcıları atanmamakta, belli amaçlar doğrultusunda rektörler belli kesimlerden intikam almanın peşine düşmektedirler. '90'ların intikamını alacağım' diyen rektörler vardır, ihtiyacı olduğu halde salt kendinden olmadığı için bilim adamlarını dışlayan rektörler vardır. Kendi yandaşlarına her türlü imkanı sağlarken, kendinden olmayanları türlü engellerle yıldıran rektörler vardır. Rektörler üniversiteleri kendi babalarının çiftliği gibi kullanmakta, istediği kişileri istediği makamlara getirerek, kadrolarını kurmaya çalışmaktadırlar. Bu da gösteriyor ki, Başkanlık sistemi üniversitelerimize çoktan girmiş ve yönetimler tek adamlara teslim edilmiştir.

Güneydoğudaki üniversitelerde durum daha da vahimdir. İdari mali işler dairesi, bir ucu dağda olan teröristlere teslim edilmiş, üniversite genel sekreterliği Diyanet'ten getirilen köy imamları Yrd. Doç. yapılarak teslim edilmiştir... Sistem tamamen yozlaştırılmış, açık öğretimden öğretim elemanı yapılan elemanlarla eğitim seviyesi yerlerde sürünür hale gelmiştir.

Devletin kaynakları beceriksiz rektörler elinde çar çur edilmektedir. YÖK yasası açıktır. Buna rağmen Profesörler dururken, Yrd. Doç'lara müdürlük yetkisi veren rektörler vardır. Öğretim üyesi bile olmayan öğretim görevlilerinden yüksek okul müdürü yapılan elemanlar vardır. Sen neymişsin be rektör!.. Güç zehirlenmesidir bu. Kendini başkan sanan rektörler vardır.

Üniversiteler kamplaşmanın, gruplaşmanın, partizanlığın merkezleri haline getirilmiştir. Bazı hocaların, burada olmamız gerekiyor, parti böyle istiyor demeleri ve fakültedeki odalarını, parti bürosu gibi kullanan hocalarımız vardır. Derslerde ilgili dersin konuları anlatılacak yerde, belli partilerin propagandası yapılır hale getirilmiştir. Bilgisiz, bilinçsiz, eğitimsiz, bahçedeki ottan farksız öğrencilerin mezun edildiği bir okumuş cahiller güruhu yetiştiren, öğrencileri militanlaştıran eğitim sitemi vardır.

Son derece politize edilmiş bir öğrenci profili vardır. Bilmek, öğrenmek, bilgisini artırmak, yönlendirilmek, bilgiyle donatılmak istemeyen, sadece diploma adında bir kağıt ver gideyim, diyen bir öğrenci profili vardır.

Üniversiteler terör yuvası haline getirilmiş, hocalarla hocalar, hocalarla öğrenciler, hocalarla rektörlük arasındaki ilişkiler sorunlar yumağı haline getirilmiş ve her kesim bir diğerine düşman edilmiştir.

'Hocalar neden susuyor' diye soruluyor. Hocalar susturulmuştur. Hiçbir hoca düzeninin bozulmasını istemiyor. Hiçbir hoca bir başka hocayı sevmiyor, saymıyor. Kendi içinde sorunlarla boğuşturulan bir üniversite sistemi, ekonomide, siyasette, politikada, sosyal sorunların çözümünde kafa yorabilir mi? Önerilerimiz, rektörler tarafından sürekli reddedilirken, hocalar aşağılanırken, susturulan hocaların konuşması beklenebilir mi?.. Üniversitenin sorunları üniversite senatosunda, üniversite yönetim kurullarında çözülmesi gerekirken, militanlaşmış öğrenci konseyi başkanlarıyla çözüm üretmeye çalışan rektörlerle üniversiteler geliştirilebilir mi?

Susuyoruz evet. Susturulduk evet, geçici bir dönemdir derken, o dönemler kalıcı hale getirildi. Kısacası gelen gideni arattı. Sustuk. Susturulduk, tehdit edildik. 'YÖK ne yapıyor' diye sesimizi yükselttiğimizde, susturuluyoruz. YÖK hiçbir şey yapmıyor.

İlgili siyasilere ulaşmaya çalışıyoruz, ulaşıyoruz, derdimizi anlatıyoruz, ama hep lafta kalıyor.

Üniversiteler susuyor evet, güçler tarafından susturuluyor. Toplumun pırıl pırıl gençliğinin üniversiteler eliyle cahilleştirilmesi, bilinçsizleştirilmesi, bilgisizleştirilmesi politikası belli gizli eler tarafından sürekli işlenir hale getiriliyor.

Susmayacağız, yanımızda devletin gücünü hissedersek konuşacağız. Dışlanmazsak, aşağılanmazsak, tehdit edilmezsek, normalleştirilmiş ortamlarda huzurla düşünebilme imkanını bulabilirsek, konuşacağız. O zaman hem devletimize, hem milletimize, hem bu ülkenin pırıl pırıl gençliğine, hem devletimizin geleceğine yönelik olumlu düşüncelerimizi daha rahat bir şekilde dile getirme imkanı bulacağız. Susmayacağız, ama sorunlarımızın çözülmesini, başımızdan rektör sultasının kaldırılmasını gördüğümüz zaman zaten bizi kimse susturamaz.

Bu devlet bizim, bu millet biziz. Biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bilim insanlarıyız. Bununla da gurur duyuyoruz. Konuşacağız, şartlar tamam olduğunda... Yüce Türk milletine saygılarımızla..."

Araya girip yorum yapmadım. Hükmü vicdanlarınıza bıraktım!..

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
kral
13 gün önce
sayın hocalar bahsettiğniz konular hakkında sonuna kadar haklısınız ama zamanında susmayıp konuşsaydınız, çalışsaydınız balolardan danslardan kokteyllerden gözünüzü açıp ilim mi yaptınız? o seminer senin bu seminer benim vay efendim hele şu izmirde bir köfte yiyelim, hele boğazda bir viski yudumlayalım, hele bir sahilleri plajları dolaşalım diyen kimdi? eee şimdide şikayet etme hakkına sahip değilsiniz ve memleketin bu hale gelmesinde sizin de payınız var o halde susun ve oturun.
Yazarın Diğer Yazıları
27 gün önce
28 gün önce
60 gün önce
69 gün önce
119 gün önce
135 gün önce
154 gün önce
158 gün önce
162 gün önce
170 gün önce
191 gün önce
198 gün önce
211 gün önce
229 gün önce
237 gün önce
252 gün önce
266 gün önce
268 gün önce
271 gün önce
280 gün önce
298 gün önce
315 gün önce
337 gün önce
342 gün önce
343 gün önce
366 gün önce
380 gün önce
382 gün önce
411 gün önce
421 gün önce
484 gün önce
504 gün önce
505 gün önce
510 gün önce
527 gün önce
538 gün önce
560 gün önce
567 gün önce
569 gün önce
570 gün önce
583 gün önce
603 gün önce
636 gün önce
646 gün önce
653 gün önce
663 gün önce
671 gün önce
681 gün önce
704 gün önce
707 gün önce
709 gün önce
721 gün önce
722 gün önce
724 gün önce
730 gün önce
736 gün önce
738 gün önce
771 gün önce
783 gün önce
856 gün önce
897 gün önce
936 gün önce
977 gün önce
980 gün önce
982 gün önce
989 gün önce
1030 gün önce
1037 gün önce
1066 gün önce
1068 gün önce
1090 gün önce
1104 gün önce
1105 gün önce
1124 gün önce
1131 gün önce
1138 gün önce
1141 gün önce
1143 gün önce
1146 gün önce
1152 gün önce
1154 gün önce
1166 gün önce
1174 gün önce
1175 gün önce
1176 gün önce
1184 gün önce
1191 gün önce
1199 gün önce
1206 gün önce
1208 gün önce
1213 gün önce
1214 gün önce
1218 gün önce
1219 gün önce
1229 gün önce
1236 gün önce
1250 gün önce
1304 gün önce
1307 gün önce
1320 gün önce
1330 gün önce
1336 gün önce
1343 gün önce
1346 gün önce
1359 gün önce
1380 gün önce
1386 gün önce
1404 gün önce
1409 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=