Lütfen bekleyin..

Yalçın Taze

Gelmesi kolay, Gitmesi zor!

28 Mart 2017, 17:06

Kelimenin tam anlamıyla “ilginç” bir değişiklik teklifi ile muhatabız.

Tüm derdi, sorunu, sıkıntıyı bir kenara bıraktık, anayasal süreçlerin tersine olacak şekilde, iktidarın yetkisini, hem bir kişiye devretmeyi hem de arttırmayı oylayacağız.

On sekiz maddede yapılması teklif edilen değişiklikle alakalı yazılanlar, Türkiye’nin “kronik” sorunları ile ilgili yazılan, çizilenden çok. Tabi biz de bu “furya”ya uymak durumunda kalıyoruz.

Teklif içinde, başkanın yargılanması meselesi, benim en çok dikkatimi çeken kısım.

Teorikte, başkanı, atanan yardımcılarını ve bakanları her türlü suçtan dolayı yargılayabilecek teklif, pratikte uygulanabilmekten çok uzak.

Cumhurbaşkanı, atanan yardımcıları ve bakanlar (sekreterler) hakkında görevleri ile ilgili suç işledikleri iddiasıyla, TBMM üye tam sayısının salt çoğunluğunun (teklifle, vekil sayısı 600’e çıkacağı için 301 vekilin imzası ile) vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilecek. Meclis, önergeyi en geç 1 ay içinde görüşecek (bu bir aylık zaman dilimini geciktirecek bir müdahale olmazsa) ve üye tam sayısının 5'te 3'ünün (360 vekil) gizli oyuyla soruşturma açılmasına karar verebilecek. Soruşturma açılmasına karar verilmesi durumunda, meclisteki siyasi partilerin güçleri oranında kurulacak 15 kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılacak.               

Komisyon, soruşturma sonucunu belirten raporunu 2 ay içinde Meclis Başkanlığına sunacak. Soruşturmanın bu sürede bitirilememesi halinde, komisyona bir aylık yeni ve kesin bir süre verilecek.  

Rapor, Başkanlığa verildiği tarihten itibaren 10 gün içinde dağıtılacak, dağıtımından itibaren 10 gün içinde Genel Kurulda görüşülecek. TBMM, üye tam sayısının 3'te 2'sinin (400 vekil) gizli oyuyla Yüce Divana sevk kararı alabilecek.

Mevcut Anayasa'nın 148. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Anayasa Mahkemesi, gerektiğinde Yüce Divan sıfatıyla yargılama yapabiliyor. Yani, ola ki başkan, atadığı yardımcıları ya da bakanlar hakkında yargılanma kararı verilirse, teklif edilen anayasaya göre de ilgili davalar, Anayasa Mahkemesi genel kurulunda görüşülecek.

Ancak sorun burada da bitmiyor. Anayasa Mahkemesi üye sayısı 17’de 15’ düşürülüyor. Bu üyelerin 12’sini başkanın kendisi, geriye kalan 3 üyeyi, meclis seçecek. Partili kimliği dolayısıyla meclisteki hakimiyeti de hesaba katılırsa, kalan 3 üyeyi de başkan seçmiş olacak.

Çok uzatmaya lüzum yok; başkanın, atadığı yardımcıları ve bakanların yargılanmasına yönelik meclisten –olmaz ya- bir karar çıkar da Yüce Divan yolu görünürse “beraber yürüdük biz bu yollarda” diyen hakimlerin önüne gelecek dosya.

Fakat iş buraya gelmeden, bu değişiklikte başkana verilen fesih yetkisi -muhakkak- devreye girecek. Başkan, meclisi feshederek, hem başkanlık hem de parlamento seçimlerinin yenileyecek. Bunu yaparken, parti başkanlığı sayesinde, kendisini Yüce Divan'a gönderen vekilleri silecek, yeni vekil listeleri ile seçime gidecek.

Kısaca, yeni anayasada, başkan yargılanamayacak. Gelecek, gitmeyecek.

İyi ihtimalle ve düz mantıkla düşünüp, başkanın yargılandığını ve başkanlığının düştüğünü düşünelim. Bunu sağlayacak olan, pratikte, meclis üye tam sayısının 3'te 2'si yani 400 vekil.

Şimdi bir hesap yapalım.

1 Şubat 2017 itibarıyla toplam seçmen sayısı 58 milyon 222 bin 937’ye yükseldi.

Yeni anayasada vekil sayısı 600. Ancak verilen her oy bir vekilin oy hanesine yazılamıyor, çünkü baraj sorunu var. Hadi barajı da ortadan kaldırdık ve referandumdaki gibi her oyun azami önemi olduğu bir şekilde düşündük. Bu durumda bir vekile düşen oy sayısı 97 bin civarında. Küçük bir hesapla Cumhurbaşkanı'nın yargılanmasını sağlayacak, (temsil üzerinden değerlendirilirse) oy sayısı 38 milyon 800 bin. Peki, referandumda, yetki devri ile başkan yapılan kişinin alması gereken oy ne kadar?

29 milyon 112 bin.

İşte bu açıdan bakarsak dahi sorunlu.

Ya da, yargılanma ihtimalini bir kenara bırakıp, cumhurbaşkanlığı seçimi üzerinden değerlendirelim.

Teklif edilen sistemde, Cumhurbaşkanlığına, siyasi parti grupları, en son yapılan genel seçimlerde toplam geçerli oyların tek başına veya birlikte en az yüzde beşini almış olan siyasi partiler ile en az yüz bin seçmen aday gösterebilir. Cumhurbaşkanı seçilen milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer.

Genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilir. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü ikinci oylama yapılır. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy almış iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilir.

İkinci oylama teferruatını geçiyorum.

Demek ki cumhurbaşkanı, 58 milyon 222 bin 937 kişinin oylarının yarısından bir fazlasını alarak seçilebiliyor.

Dedim ya; gelmesi kolay, gitmesi zor!

Zira gelirken 29 milyon oy yetiyor, gitmesi için 38 milyon oy yetmiyor!

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=