Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Şafak müjdesi...

13 Mart 2017, 10:41

Voltaire'di galiba "insanlar hayalleriyle yaşarlar ve biraz yaşamaya başlayınca tüm hayallerini kaybederler" sözünün sahibi. Hayatı anlamlı kılan hayallerin kaybı hayatın da kaybı anlamına geliyor...

Meselenin ideolojik-Ülkücü cephesini dün (12 Mart) ölüm yıldönümünü idrak ettiğimiz Galip Erdem "Ağrı Dağı teorisi" ile dile getirmişti:

"Bizler 'dâvâ'yı Ağrı Dağı'nın zirvesine çıkaracaktık... Zirveye vardığımızda sevincimiz sonsuzdu ama küçük(!) bir noksanımız olduğunu fark ettik: 'Dâvâ'yı dağın eteklerinde unutmuştuk!"

Voltaire ve Galip Erdem'in işaret buyurduğu mesele el'an başımızdadır.

Yaşı belki hemen hemen 18'inde olan o çocuk, kortejin ortasından kaleyi fetheden muzaffer kumandan edası ile gelen o sırıtık suratı görünce kafasını yere çevirerek o ana daha fazla şahit olmak istemedi belki de.

'Dâvâ'yı Ağrı Dağı'nın eteklerinde unutanların vesilesi ile hayatındaki en önemli soruyu soruyordu eli havada, başı önde iken: "Ben bu adamı neden selamlıyorum?"

O ve onun gibi gençlerin beynindeki siyasi "muarız" algısını oluşturan bizleriz. Bir siyasi partiye dair, yıllarca bu algıyı oluşturduktan sonra, "hadi selam dur!" demek o çocuğu 18 yaşında "hafakanlara" itmekten başka bir şey değil.

Rahmetli Başbuğ da seçim ittifakları yapmıştı. Yaşı müsait olanlar bilir 1991 ittifakını. RP ile seçime girmiştik, hatta onların listesindeydi vekil adaylarımız.

Ama bize kimse "Erbakan geliyor bi kortej alalım!" demedi. Bırakın kıytırık bir ilçe başkanını.

Bu yazdıklarımdan "rakip siyasi partilerle neden görüşüyorsunuz?" sonucu çıkartılmamalı. Şu andaki "ittifak"ın bizce tartışmalı gerekçesini bir kenara bırakıp "teorik" olarak söylemek gerekirse tabii ki görüşülüp, konuşulur. Ama karşılıklı politik teamüllere uygun bir şekilde olmalı bu.

Ülkücü gençlere kortej elemanı muamelesi çekmek bunun ötesinde, en hafifinden Ülkücü gururu inciten bir uygulama...

***

Daha dün sabah okudum. Max De Pree isminde bir ecnebi şöyle demiş: "Olmamız gereken şeyi olduğumuz gibi kalarak olamayız."

Tabii ki Türkiye değişti, biz değiştik, herkes değişti. Ama değişmekle dönüşmeyi, yozlaşmayı birbirinden ayırmak lâzım.

Hiçbir değişim paradigması çocuklarımızı düne kadar Ülkücü kalabalıklara "hayvan" gözüyle bakan bir zihniyetin önünde selam durduramaz.

Teşkilatın olduğu yerde her siyasi organizasyonda olduğu gibi elbette talimatlar-emirler olacak. Fakat, "fikir" partisiyseniz ve bir fikre hâlâ sıkı sıkıya bağlı kaldığınızı iddia ediyorsanız talimatlarınızda o fikri referans almanız gerekiyor. Aksi takdirde, fikrin her teşkilata hatta teşkilat başkanına has bir yorumu ortaya çıkar.

 Şimdilerde yaşadığımız şey bu. Gerçi, yapılan işleri izah etmenin başkaca da olur yanı yok. "Yap" denilenleri yaptıktan sonra gelen tepkileri savuşturmak için başvurulan "ideoloji"de karşılık bulunamayınca, ideolojiyi eğip bükmekten başka yol kalmıyor.

MHP'nin en önemli problemi bu ideolojik savrukluk. İslam'ın kaos dönemlerinde olduğu gibi, Milliyetçiliğin-Ülkücülüğün değişik yorumları ile karşı karşıya kalmamızın sebebi bu "uygulamaya teorinin uydurulma" mecburiyeti.

Bir şeyler yapılıyor sonra izah için bir takım "ideolojik" kavramlarla durum kurtarılmak isteniyor; yapılanla söylenen arasında ilişki kurmak ise tam bir uzmanlık işi.

Rahmetli Galip Erdem bu durumu "Kompartıman teorisi" ile izah ediyordu:

"Bazılarının beyni bölüm bölümdür, kompartımanlara ayrılmıştır. Kompartımanlar arasında bütünlük, geçiş ve iletişim yoktur. Beynin bir bölümünün "ak" dediğine diğeri "kara" diyebilir."

Konya'da AKP'li İlçe Başkanı'na "bozkurt" selamı yaptırtmak, Aydın'da İl Başkanlığı'nın yanına asılan pankartı görmemek ve onlarca garip icraat.

Bunlara ideolojik gerekçe uydurmak için ideolojiyi eğip bükmekten, kompartımanlar arasındaki ilişkiyi kopartmaktan başka çare yok...

Onu eğip-bükmek de belli bir birikim istiyor, doğal olarak zorlanıyor bu arkadaşlar. Onlara da üzülüyorum.

Kim bilir, bu şer bir hayra tebdil olur, yapılan garip işlerin "ideolojik gerekçelerini nasıl uydurabilirim?" kaygısı ile karıştırılan kitaplar bu arkadaşlarda fikri bir tekâmüle yol açar...

Belki de Mevlana'nın işaret buyurduğu "şafak müjdesi" o karıştırılan kitapların arasından çıkacak...

Ne dersiniz?

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
50 gün önce
107 gün önce
128 gün önce
135 gün önce
163 gün önce
169 gün önce
176 gün önce
190 gün önce
197 gün önce
211 gün önce
218 gün önce
225 gün önce
233 gün önce
296 gün önce
317 gün önce
330 gün önce
373 gün önce
379 gün önce
400 gün önce
427 gün önce
464 gün önce
478 gün önce
505 gün önce
512 gün önce
520 gün önce
603 gün önce
639 gün önce
730 gün önce
743 gün önce
813 gün önce
841 gün önce
855 gün önce
911 gün önce
1051 gün önce
1059 gün önce
1065 gün önce
1072 gün önce
1079 gün önce
1087 gün önce
1101 gün önce
1114 gün önce
1122 gün önce
1156 gün önce
1171 gün önce
1178 gün önce
1185 gün önce
1226 gün önce
1276 gün önce
1303 gün önce
1339 gün önce
1353 gün önce
1374 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=