Lütfen bekleyin..

Yalçın Taze

Almanlar “Kazanıyor”

08 Mart 2017, 11:04

Türkiye, geçmişte anti-semit bir septizim ile her işin arkasında bir "semitist" yapı ararken, Gezi Eylemleri sonrası, her badirede bir "lobi" aramaya başladı.

Faiz lobisi, dolar lobisi vs vs...

Darbelerin, buhranların, kronik hale gelmiş her sorunun arkasında, bir başka devletin olduğu varsayımı ile kendi eksik ya da hatalarımızı sorgulamayı unuttuk.

Demokrasi kültürü oturmamış bir ülkede yaşanan askeri bir darbede hiç utanmadan “bu darbenin arkasında ABD var” dedik, hatta bu meşum olayda (12 Eylül) ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Danışmanı Paul Henze’in, dönemin ABD başkanı Jimy Carter’a büyük bir sevinçle “bizim çocuklar başardı” diyerek darbeyi haber verdiğini anlattık, durduk.

Terör sorunundan, işsizliğe, tarımsal üretimin ve sanayi üretiminin düşüşünden enflasyona kadar izahımız, Mossad-CIA arasına sıkıştı yıllarca.

Yakın zamanda, 15 Temmuz Darbe girişiminde fail ve olayın müteselsilen sorumlusu iktidarı bir kenara bırakıp “bu işin arkasında ABD var” dedik; hatta örgüt liderinin orada yaşıyor olmasını da kanıt gösterdik.

Kimse “biz ABD’ye oy vermedik, size oy verdik, tüm bunlar olurken siz neredeydiniz” demedi. Diyenlere de örgütün takiye kabiliyeti sebep gösterildi; “kandırıldık, çok başarılılar”

Düşündükçe öfke patlamasına işaret bir gülme alıyor beni.

Osmanlı’nın son döneminde de böyle bir histeri içine girilmişti. “Hasta adam” parçalanmak isteniyordu; bölünmek, yok edilmek…

Tüm bunlar bana, bugünlerde sıkça karşılaştığımız bir sözü hatırlatıyor. Ravilerin Korkut Ata’ya ait olduğunu söylediği “hain içeride olunca, kapı kilit tutmaz oğul” sözü.

Türk tipi düşman tanımı

Yıllardır yaşadığımız bu paranoya maalesef bir devlet politikası haline de geldi. Artık “emperyal güçler” ya da “batı” gibi izahatlar yerine “Türk tipi” bir izah yöntemimiz var; lobi.

Gezi Parkı Olayları'nda tanışmıştık "lobi" kavramıyla. Sonrasında, 15 Temmuz'un ardından yaşanan "resesyon" ve dövizdeki artış için kullanıldı; "dolar lobisi"

Suçlu hep başkası, her işin arkasında bir lobi, bir de üst akıl var.

Ancak bugünlerde “kıskanç ülke” olarak kısaltabileceğimiz, slogana döküldüğünde anlam kazanan bir söylem moda;

“3. Havalimanı’nı yaptık, çekemiyorlar, kıskanıyorlar bizi”

Bu sıra oldukça sık duyar olduk. Öyle ki, Orta Doğu’da mezhepsel bir dış politika uygulayan hükümet, Avrupa ve Batı ile ilişkilerde “kıskançlık” kıstası ile muamele ediyor. Eminim bir “kıskananlar listesi” dahi teşekkül etmiştir.

En çok kıskanan ise kuşkusuz Almanya!

Hani, İkinci Dünya Savaşı'nda büyük bir yıkım yaşayan, 50 yıl içinde, Dünya'nın en büyük 4. ekonomisi olmayı başaran, Nazilerin istila edemediği ne kadar saha varsa "Made in Germany" yazılı ürünleri ile istila ve ilhak eden Almanya.

Ama Almanya haset, Almanya kıskanç, fesat, gudubet…

Sayın Cumhurbaşkanı’ndan çok sık duydum; “eyyy Almanya” ile başlayan ve muhtemelen Almanya’nın –maalesef- kale almadığı söz öbeklerini. Biliyoruz, Sayın Cumhurbaşkanı dillendirmeden, kendi(?) fikrini dillendirmekten ar eden bir siyasi kadroyla yönetiliyoruz.

Önce Cumhurbaşkanı vuracak, sonra iktidar dalacak.

Bu “kıskanç Almanya” meselesinde de son olarak, siyasi üslubu ile siyasetin daha da yerlere çekilmesinden sorumlu iktidar ve öğretim üyesi Burhan Kuzu, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin Almanya'da düzenleyeceği mitinglere izin verilmemesine tepki göstererek, "Üçüncü havalimanı yapıldıktan sonra çıldırdı onlar. Çünkü Frankfurt Havaalanı hemen hemen kapanmak üzere. Bunlar Almanya için bir dert oldu, asıl mesele bu" diyerek, Almanya’nın “habis” niyetini görmemizi sağladı.

İşin ilginç yanı ise bunları söyledikten sonra muhtemelen Alman markası Mercedes marka, makam otosuna atlayıp uzaklaştı.

Buradan söylemek lazım; tarihi, siyasi ve iktisadi veriler gösteriyor ki, Alman aklı sizin sandığınız gibi çalışmıyor Sayın Kuzu.

Mesela, sizin çıldırmalarına, miting yasaklamalarına sebep olarak gösterdiğiniz 3 Havalimanı inşaatı için ülkemiz, Alman teknolojisi kullanmaya devam ediyor.

Üçüncü havalimanı için 143 adet yolcu uçak bindirme köprüsü, Alman ThyssenKrupp firmasına, avro cinsinden, çift haneli bir rakama sipariş edildi.

Siz "kıskanıyorlar" diye bağırınıp dururken Lufthansa Havayolları Türkiye İran ve Irak Genel Müdürü Stefan Löcherbach, 3. Havalimanı'nın kazançlarını arttıracağını söylüyor.

3. Havalimanı duty free ihalesini yine bir Alman firma alıyor.

Düşünün bir kere; trafikte karşınıza çıkan makam araçlarının kaçta kaçı Alman markası?

Mercedes, Volkswagen, Audi, BMW!

Hani önlerinde “çakar”lar, siyah siyah, büyük motorlu, çok silindirli olanlar… Hani bizlerin paraları ile, “eyyy Almanya” dediğinizde alkışlayan kitlenin paraları ile alınan makam araçları. Sayın Cumhurbaşkanı’nın kendi kullandığı, hanımefendinin kullandığı, Diyanet İşleri Başkanı’na verilen, Başbakan’ın bindiği, bir zamanlar bir cumhuriyet savcısı terör örgütü üyesine tahsis edilen makam araçları…

Bakın Sayın Kuzu, Çin mallarını, Rus gazını kenara bıraktığımızda en çok ithalat yaptığımız ülke Almanya. Sadece 2017’nin ilk ayında ithalat hacmimiz  1 milyar 186 milyon dolara ulaştı. 2016 yılında toplam ithalatımız ise 21.4 milyar dolar civarında ve en çok ithalatı bu yıl Almanya’dan yapmışız. Kaldı ki bu ticaret hacmine yeni ulaşmadık. Son 10 yıldır Almanya ile ticaretimiz 15 milyar doların altına gerilememiş vaziyette. İhracat rakamlarına baktığımızda da oldukça iyi bir tablo çıkıyor karşımıza, zira 2016 yılı ihracat tutarı 14 milyar doları aşmış.

Sadece buradan bakmakla olmaz. Bizim en çok ithal ettiğimiz ürünlere baktığımızda, önemini anlayabileceğimiz Almanya'nın ihracatında Türkiye 15., ithalatında 23. konumda yer almakta.

Gümrük tarife istatistik pozisyonu numarasına (GTIP No) göre Almanya’dan 25 koda karşılık, ağırlığını yüksek teknolojili ürünlerin oluşturduğu bir ithalat cetvelimiz var. Bu cetvele internetten ulaşmanız mümkün. İncelediğiniz zaman “kıskançlık” ithamının ne derece haksız olduğunu göreceksiniz. Çünkü bunu duyururken kullandığımız teknolojide dahi “Made in Germany” yazıyor.

Her neyse Sayın Kuzu, Almanlar kıskanmıyor, bizim gibi, bırakın yüksek teknolojili ürünü, üretim önündeki engeller nedeniyle ara ürün dahi üretemeyen ülkelerde KAZANIYOR!

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=