Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

“Milli ve Samimi”

27 Şubat 2017, 23:44

Konsept şu…

İşaret ve serçe parmağınızı havaya kaldırıyorsunuz. Orta ve dördüncü parmağı, elinizin dış kısmıyla 90 derece yapacak şekilde ileri doğru uzatıyorsunuz.

Başparmağı birleştirdiniz mi iş tamam…

Oldunuz mu “milli ve samimi”…

Şimdi soru şu, bütün mesele işareti yapabilme yeteneğinde mi?

O işaretin taşıdığı anlam, ruh, kimlik, içinde barındırdığı hikâyeler bir anlam ifade ediyor mu?

Mesela o işareti yaptığı için açığa alınan polis memurunun hikâyesi…

O işareti rakip partinin seçim otobüsünün güzergâhında yaptığı için gözaltına alınanlar…

O işaretin ismi ile slogan attıkları için haklarında soruşturma açılan emniyet mensupları.

Bunları unutacak mıyız?

Tabii ki “kindar” bir nesil değiliz…

Tabii ki herkes bu işareti yapabilir.

Kimler yapmadı ki?

Mesele işaret değil efendiler. Mesele amaçta.

Mesele karşı tarafın bakışında. Bir işaretle kafeslenebilecek bir kalabalık olarak görülmemizde.

Bu işaretin, “pragmatik” bir hedefle siyasetçi tarafından yapılmasına bir şey diyemeyiz.

İşareti yapan siyasi zihniyetin bu işaretten mütevellit oluşturduğu mağduriyetleri hatırlayıp eleştirenlere de bir şey söylememek gerekiyordu.

Onlar meseleye siyasi pragmatizm ile bakamaz.

Çünkü kendileri veya “dava” arkadaşları yukarıda örneklerine değindiğim ve benzeri meselelerin “mağduru”…

Buradaki sorun, “teorik” de olsa siyasi rakibi salt bir işaretle “milli” dairesine sokarak bu tarafa alırken, dava arkadaşlarınızı başlarına gelenleri hatırlattıkları için bir çırpıda kenara atarak “samanlıkta iğne aramak”la eleştirmekte…

Buradaki sorun onca yaşanmış ve halen yaşanmakta olan problemleri “samanlık” retoriğine bağlayarak “geçti gitti” hafifliğine indirgemekte…

Sahi “o devirlerin geçtiğine” hakikaten inanıyor musunuz?

Bazıları böyle işte…

O işarete yapılan hakaretleri, o işareti yaptığı olduğu için başına gelenleri “o devirler geçti” diyerek unutamıyor.

Unutanları da unutamıyor…

 

ÇANAKKALE’Yİ DE GEÇTİNİZ, HELAL OLSUN!

 

Hatip konuşuyor…

Kendinden emin, mikrofona doğru eğilmiş, tüm ciddiyetiyle parmağını sallıyor: “Çanakkale geçilmez dediler. Ama şimdi Çanakkale dünyanın en uzun köprüsüyle geçilecek.”

Kalabalık “kim demişse ağzına tıktık o sözü!” dercesine coşuyor...

“Vay anasına sayın seyirciler!” meyanında bir gafa verilen tepki de ibretlik…

Kalabalıklar böyledir işte. Dinlemezler, anlamlandırmak gibi bir sorunu yoktur “kesin inançlı”nın.

Ne dediğine değil, kimin dediğine bakar…

Meşhur “Çanakkale” yorumu medeniyeti, topluma hizmeti betona indirgeyen bir anlayışın geldiği son noktayı temsil ediyor.

“Çanakkale geçilecekse biz geçeriz!” kafasıdır bu…

Hep yazdık, mevzu zihniyette kilitleniyor.

Garabet bu kafanın “milli” bulunulmasında.

**

Eğer bu açıklama diktiği köprünün “manevi” anlamını ifade etmek isterken ortaya çıkan bir gafsa bir özürle düzeltilmeliydi.

Eğer konuşma metninde böyle bir şey varsa o daha vahim…

Neticede “milli” mevzularda İstiklal marşını “sehven” yanlış isimlendirenleri yerden yere vuracak kadar “hassas” bir milletiz.

Bir an düşünün bu cümleyi Kılıçdaroğlu kullansaydı Türkiye şu anda neyi konuşurdu?

 

O DEVİRLER GEÇMEMİŞ

 

Ülkü Ocakları’nın twiti ile meseleden haberdar oldum.

İstanbul Üniversitesi’nde Ülkücü öğrenciler “Kollektif” adı verilen bölücü yapılanma üyeleri tarafından darp ediliyor.

Çıkan olaylar neticesinde soruşturma açılıyor. Soruşturma sonunda Ülkücü öğrencilere ceza veriliyor.

Muhtemelen darp olup, kanları ile çevreyi kirlettikleri için alıyorlar bu cezayı.

Gençler cezaya itiraz ediyor.

Rektör cezaya itirazı reddediyor ve uzaklaştırma cezasını alıyor çocuklar.

Bu ilk değil, son da olmayacak muhtemelen. Sadece örnek olaylarımızdan biri. Ege, İstanbul, Ankara, Hacettepe ve bize ulaşmayan meseleler.

Darp edilen gençler, kaybedilen canlar ve yitip giden hayatlar.

Yitip giden derken sadece hayatını kaybedenleri kastetmiyorum, okulunu bırakmak zorunda kalan o kadar çok genç var ki…

Türk Üniversiteleri’nde “hicret” modeli ile okuyan çocuklar var.

Aman bölücü huzursuzluk çıkarmasın” zihniyetiyle memleket sevdalısı gençler oradan oraya savruluyor, cezalarla yıldırılıyor; eğitim onlara haram ediliyor.

Anlaşılan o ki birilerinin zannettiği gibi “o devirler” geçmemiş…

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
97 gün önce
111 gün önce
160 gün önce
166 gün önce
223 gün önce
244 gün önce
251 gün önce
279 gün önce
286 gün önce
293 gün önce
307 gün önce
314 gün önce
328 gün önce
335 gün önce
342 gün önce
349 gün önce
412 gün önce
433 gün önce
447 gün önce
489 gün önce
496 gün önce
516 gün önce
543 gün önce
580 gün önce
594 gün önce
622 gün önce
629 gün önce
636 gün önce
720 gün önce
755 gün önce
846 gün önce
860 gün önce
930 gün önce
958 gün önce
972 gün önce
1028 gün önce
1049 gün önce
1168 gün önce
1175 gün önce
1182 gün önce
1189 gün önce
1196 gün önce
1203 gün önce
1217 gün önce
1231 gün önce
1238 gün önce
1273 gün önce
1287 gün önce
1294 gün önce
1301 gün önce
1343 gün önce
1392 gün önce
1420 gün önce
1455 gün önce
1469 gün önce
1490 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=