Lütfen bekleyin..

Yalçın Taze

Demek ki, Neymiş ?

15 Şubat 2017, 20:14

“Türkiye bölünecek” paranoyası yaşarken ve bu bölünme için etnik unsurları, etnik milliyetçi söyleme ve akabinde silaha sarılan PKK ve siyasi ardıllarının hamlelerini beklerken, bambaşka bir mecrada, referandum tartışmasında bölündük.

İktidarın fitilini ateşlediği, karşıtlıklar üzerinden kazandığının bilinci ile sistematikleştirdiği ve maalesef MHP’nin mevcut yönetiminin destek verdiği bu bölünme/ayrışma, sadece “evet/hayır” arasında değil, tercihleri üzerinden vatandaşa yapıştırılan yaftalarla yürüyor.

“ Hayır” diyenler şucudur/bucudur, “evet” diyenler şöyledir/böyledir diyerek referandum kampanyasına start veren ve temel retoriğini ortaya koyan iktidar, 15 Temmuz hain darbe girişimini, Türkiye’nin 40 yıllık terörle mücadele gerçeğini, 14 yıllık iktidarlarına rağmen müsebbibi başkasıymış gibi davranarak ekonomik verileri, hamasi bir söyleme çeviriyor.

Vasat içler acısı, hatta kaygı verici!

İktidarın “hayır” diyecek olanları/diyenleri çeşitli terör örgütleri ile ilişkilendirmesine destek veren, “tercihlere hürmetkarız” diyen ancak “evet” diyenleri “ezeli haysiyetine sahip çıkanlar” olarak ilan eden bu yolla “hayır” diyenlere bir nevi hakaret eden MHP Genel Başkanı Bahçeli de bu ayrışmanın müteselsilen sorumlusu.

Bu kısmı oldukça uzun bir tartışma konusu.

Asıl mesele, “hayır diyenler Türkiye’nin beka sorununu göremiyor” minvalindeki açıklamalara karşı “evet” diyen kesim içinde, bu beka sorununa pozitif katkı sunma gayesi olan kesimler…

Her gün tercihi ile bir safta yer alanlara bugün bir yenisi eklendi. “Bölge partisi” sıfatına mazhar HÜDAPAR “evet” diyeceğini açıkladı.

İki bakımdan oldukça hassas bir gelişme;

İlki, bölgede, Kürt Siyasal hareketinde "İslami" bir bakış açısı ile muhafazakar Kürt seçmeni merkeze alarak siyaset üreten bir siyasal yapı olarak, HDP’nin etki ve icra kabiliyetini yitirdiği bir ortamda sahip olduğu potansiyel bakımından,

İkincisi ise “hayır” diyenlere “şucu/bucu” diyenlerin argümanlarını eritecek olması bakımından.

Acaba HÜDAPAR neden “evet” diyor?

Yapılması tasarlanan Anayasa değişikliğindeki hangi maddeler HÜDAPAR’ın amaç ve söylemi ile “birlik” halinde?

Maddeleri tek tek inceleyecek değilim, daha kısa bir yoldan gidelim ve HÜDAPAR’ın parti programını (bir kısmını) inceleyelim!

“A- YENİ Anayasa ve Millet iradesi;

Yeni anayasanın başlangıç bölümü kısa ve öz olmalıdır.

Etnik vurgu yapılmaksızın insani hak ve özgürlüklere kuvvetli bir vurgu yapılmalıdır. Bu yeni anayasanın değiştirilemez nitelikte hiçbir maddesi olmamalıdır.

Yeni anayasa herhangi bir ideoloji dayatmamalı, bu çerçevede hem seçilecek milletvekillerinin hem de devletin değişik kademelerinde görev alacakların yemin metni değiştirilmelidir.

Hiç kimse bir ideolojiye bağlılık üzerine yemin etmemeli ama herkes bu toplumun faydasına çalışacağına dair yemin etmelidir.

Profesyonel ordu oluşturularak, askerlik hizmeti zorunlu olmaktan çıkarılmalıdır. Geçiş sürecinde askerlik hizmetini asker olarak yapmak istemeyenler için vicdani red hakkı, insani temel bir hak olarak tanınmalıdır. Bu hakkın kullanımı kişinin ileride belirli haklardan yoksunluğuna da yol açmamalıdır.

C- Kürt Sorunu

"Öncelikle bugüne kadar yapılan zulümlerden dolayı devlet adına özür dilenmeli ve mağdurlara tazminat ödenmelidir.

Türkiye Cumhuriyeti devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin Türk olduğu nitelemesinden vazgeçilerek Kürtlerin varlığı anayasal olarak tanınmalı, Türkler ve Kürtler, ülkenin asli kurucu halkları olarak kabul edilmelidir.

Kürtçe, Türkçe ile beraber ikinci resmi dil olarak kabul edilmeli, Kürtçe aynı zamanda eğitim dili olmalıdır. Yeterli talep olması halinde anadili farklı olan diğer vatandaşların da kendi dillerinde eğitim alabilmelerinin önü açılmalıdır.

İlköğretim öğrencilerine okutulan, ırkçılık kokan ‘Andımız’ ve benzeri metinler kaldırılmalıdır.

Muhtelif yerlerde yazılan ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ gibi yazılar silinmeli, "Bir Türk dünyaya bedeldir." şeklindeki ırkçı söylemlere son verilmelidir.

Zulüm ve ayrımcılık uygulamış olan tarihi şahsiyetlerin isimlerini taşıyan okul, kışla, cadde, sokak ve benzeri yerlerin isimleri derhal değiştirilmelidir.

Başta vatandaşlık tanımı olmak üzere, anayasa ve sistemin bütün resmi literatürüne hâkim olan Türklük esaslı dışlayıcı ve ayrımcı söylem terk edilmelidir. İsimleri değiştirilen yerleşim yerlerine eski adları geri verilmelidir.

Bölgede çok yönlü sorunlara yol açan koruculuk sistemi derhal lağvedilmeli, ancak mağduriyetlere de sebebiyet verilmemelidir.

Başta Şeyh Said olmak üzere Kürtlerin büyük bir saygı ile andıkları Kürt âlimlerine zulmedildiği resmen kabul edilmeli, yakınlarından ve bütün halktan özür dilenmelidir.

Said-i Nursi, Şeyh Said ve Seyyid Rıza gibi şahsiyetlerin mezar yerleri açıklanmalı, İstiklal Mahkemeleri ile ilgili arşivler derhal açılmalıdır.

Siyasi nedenlerle uğradıkları takibat veya aldıkları cezalar nedeniyle yurt dışına çıkmak zorunda kalmış olanların ülkeye, siyasi düşüncelerinden dolayı cezaevlerinde tutulan kişilerin de toplumsal hayata dönebilmeleri için siyasi af çıkarılmalıdır.

Katı merkeziyetçi yönetime son verilerek yerel yönetimler güçlendirilmeli ve tüm yerel yöneticiler halk tarafından seçilmelidir."

Bakın ne diyorlar;

"Yerel yöneticilerin tamamı halk tarafından seçilmelidir!" (Özerklik)

"Andımız kaldırılmalı"

"Zorunlu askerlik kaldırılmalı"

"Şeyh Said ve benzeri isyancılara iade-i itibar ve devletin özür dilemesi"

"Ana dilde eğitim"

"Koruculuğun kaldırılması"

İşte bu siyasi parti, Kürtçülüğü "ümmet" söylemi içinde eriten bu siyasi yapı "EVET" diyor!

NOT: AK Parti’nin icraatları bu program dahilinde düşünüldüğünde, Ak Parti’nin kendi programını değil, bu partinin programlarını uyguladığı hissine de kapılmadım değil

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
erhan
70 gün önce
Türkiyenin bölünmesi bir paranoya değil gerçek halen daha anlayamadın mı?
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=