Lütfen bekleyin..

Servet Avcı

İşkembe yapan 'aydın'lık meraklıları

07 Şubat 2017, 00:01

Bir anonim şirket kurduk ve o şirket bünyesinde bir restoran açtık. (Restoran diyoruz, çünkü Türk Dil Kurumu, restaurantın Türkçe karşılığı olarak 'restoran' öneriyor. Restoran, bir nev'i çakma Türkçe yani). Halimiz, TÜRKiyemizin romantik olmasa da acıklı-komedilerinden bir durumun dayatmasıydı aslında. Çok ortaklı şirketimizin tüm ortakları üniversite mezunu ve hepsi de çeşitli konularda nitelikli insanlar… Devletlü olmayı denemiş avukat mı istersin, 4 ayrı dalda yüksek lisans, 2 dalda doktora yapmış insan mı istersin, varsa eğer beyninizi programlayacak bilgisayar mühendisi mi hoşuma gider mi dersin, üç anahtar kelime ver, sana 5 dakikada 2 sayfalık makale yazacak insanlar mı istersin, ve diğer, ve diğer. Belki de nefsimize laf geçiremeyip kendimize paye biçiyoruz ama el-insaf diye muhteremce bir deyiş de var, dışarıdan "niteliklisiniz" diye gururumuzu okşayan sesler de…

İşte bize göre nitelikli bu kadro, işkembe yapıp satmaya, kebabının lezzetiyle övünmeye, baklavasının kimyasal tatlandırıcı içermediğinin, odun ateşinde pişirildiğinin reklamına zorlanıyor. Ortaklarımızın niteliklerine ve bizi bugünlere getiren şartlara bakınca insanın isyan edesi geliyor. İsyan, insan olmanın ahlâkî bir gereğidir, ama bunu yaparken geçimimizi de sağlamamız gerekiyor… Etlerin, dönerin, künefenin odun közünde pişirildiği, pidelerin ve baklavaların odun ateşinde demlendiği elbette gerçek. Semaver çayının en kaliteli çaylardan harmanlanıp elendikten sonra demlendiği de gerçek. Ama büyük sıkıntımız var: Bu iş, bizim işimiz değil. Çünkü biz ülküsü, beğenmeyen beğenmese de entelektüel bir tasası, vatan ve millet bekası endişesi yaşayan, sorumluluk duyan insanlarız. İnsanlarız dediysek, kastımız canlı bir ırk olarak beşer değil, düşündüğü şey üzerine düşünen insan olmaktır…

Demem o ki, böyle entelektüel kapitalist kebabını hiçbir yerde yiyemezsiniz. Şaka, şaka, biz hiçbir zaman kapitalist olmayız, olamayız. Ayrıca daha güzelini yemeniz elbette mümkündür. Mümkündür, çünkü biz kebap olsa bile bilim çerçevesinde düşünen, sadece söz konusu 'istiklâl' olunca çılgınlık peşinde koşanlarız. Çanakkale'de, Trablusgarp'ta, Dumlupınar'da bonfile, zırhta çekilmiş kebap, odun ateşinde pişmiş döner mi vardı? Şartlar gerektirdiğinde Dumlupınar'a yine koşacağız. Silah olarak da kebap şişlerini, döner bıçaklarını kullanabiliriz örneğin…

Yani? Yani bu kadronun asıl işi işkembe yapmak, kebap pişirmek değil ama sistem nasıl olduysa bizi çorba pişirmeye, et kızartmaya zorladı. Şartlar zorladı diye ciddiye almayacak halimiz yok, onun da en güzelini yapmaya çalışacağız, beceremezsek bırakacağız…

"Aklımız hür, fikrimiz hür, vicdanımız hür"dür. Bugün dinî bir kavram olarak sıkça vurgulanan ama bizim tamamen insan olmanın gerektirdiği ahlâkî sebeplerle sahiplendiğimiz ilke şudur: Haram lokma bizim işimiz değil. "Temelinde cehalet, duvarlarında riya, tavanlarında dalkavukluk" bulunan hiçbir şahısla işimiz olmaz.

Naçizane buluşumla, menümüzde fiyatların yanında TL simgesi değil "TÜRK Lirası" yazmakta. Bunu değerlendiren bir arkadaş, bazı kişilerin bundan rahatsız olabileceğini ve bir daha gelmek istemeyebileceğini söyledi. Ben de dedim ki, "Türk vurgusundan rahatsız olacak ….. zaten gelmesin!"

***

Yukarıdaki satırlar, metinde de anlattığı gibi Ankara'da restoran işine giren İzzet Karatay kardeşimize ait…

Bu yazıyı sütunuma taşımamın sebebi, bilgisine, birikimine ve aydın kalitesine şahit olduğumuz insanların, ehliyet ve liyakatin artık değer ifade etmediği bir sistemde, kebapta, işkembede veya baklavada hünerlerini ispatlayarak hayata tutunma çabalarına vurgu yapmaktı…

Her biri aydın olan bu insanların çok daha verimli olabilecekleri sahalar, ehliyeti ve liyakati cüzzamlı kovalar gibi kovalayanlar tarafından doldurulduğu için kebapta kendilerini ispatlamak mecburiyetindeler!..

Neyse ki, milliyetçilerin sadece güvenlik doktrinin bir parçası görüldüğü, enerji, ekonomi, sosyoloji, iletişim gibi alanlarda varlıklarına ihtiyaç hissedilmediği bir iklimde, kebap ve baklavayla da olsa hayat alanlarının kaldığını görmek güzel tabii!..

'Aydın'lıktan kebap ve baklavaya doğru yol alan en trajik 'beyin göçü''Entelektüel tasalı' ve de bol yüksek lisanslı, bir o kadar da doktoralı işkembe yapan 'aydın'lıkların hikâyesi bu!.. 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
2 gün önce
9 gün önce
19 gün önce
49 gün önce
56 gün önce
62 gün önce
97 gün önce
111 gün önce
148 gün önce
151 gün önce
184 gün önce
209 gün önce
227 gün önce
241 gün önce
251 gün önce
255 gün önce
257 gün önce
307 gün önce
318 gün önce
323 gün önce
326 gün önce
341 gün önce
347 gün önce
365 gün önce
369 gün önce
400 gün önce
403 gün önce
409 gün önce
418 gün önce
444 gün önce
460 gün önce
465 gün önce
474 gün önce
475 gün önce
481 gün önce
489 gün önce
492 gün önce
495 gün önce
510 gün önce
565 gün önce
586 gün önce
601 gün önce
650 gün önce
658 gün önce
660 gün önce
664 gün önce
685 gün önce
720 gün önce
731 gün önce
789 gün önce
832 gün önce
895 gün önce
901 gün önce
909 gün önce
968 gün önce
1007 gün önce
1014 gün önce
1021 gün önce
1028 gün önce
1032 gün önce
1038 gün önce
1074 gün önce
1094 gün önce
1105 gün önce
1119 gün önce
1130 gün önce
1154 gün önce
1225 gün önce
1244 gün önce
1248 gün önce
1262 gün önce
1266 gün önce
1269 gün önce
1291 gün önce
1293 gün önce
1297 gün önce
1315 gün önce
1321 gün önce
1322 gün önce
1332 gün önce
1340 gün önce
1376 gün önce
1393 gün önce
1406 gün önce
1425 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=