Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Abimizin bir bildiği var mı?..

23 Ocak 2017, 00:01

Bazen hafakanlar sizi basar. "Ne yazsam?" der, klavye etrafında dolanır durursunuz. Cemil Meriç'in "kriz entelektüel!" dediği şeyin sonucudur.

Adresini bulamayan yazıları yazıyor olma vehmine kapıldığınız zamanlar bu anlardandır. Hep aynı şeyleri yazmayı anlamlı bulmazsınız... Durum ortada iken neyin yorumunu yapacaksınız?

Hali en iyi resmeden kavram bu: Durum ortada.

Epeyce bir süredir, yaptığım işlerde "derin" anlamlar aramıyorum. Etrafımdakiler "hoca bunu şunun için yapıyor!" vehmine kapılsa da yaptığım şeyin derin anlamları yok. Subliminal mesaj vereyim diye kendimi zorlamıyorum.

Gayet basit bir mantıkla, önce zahire bakıyorum. Anlamlı ise derinine doğru bakma zamanı gelmiş demektir. Biz buna "sorgulama" diyoruz.

Yani "derine" inmek birilerinin zannettiği gibi aklın kifayetsizliğine hükmedip teslim olmak değil, derin sorgu demek. Latin feylesofların tabiri ile "quaestio" yapmak.

Geçen haftaki yazımı beğenmeyince beni "CHP'li-Laikçi"liğe evrilmekle suçlayanlara koz vermiş olacağım ama çok mu "pozitivist" oldu?

Karar süreçlerinde kadim değerlendirme tarzımız beni yönlendiriyor: "İçteki güzelliğin dışa yansıması". Eğer iyi bir şey varsa zahire yansır diye düşünüyorum. Bazen beynimi zorlamıyor değilim. Tıpkı şu günler gibi. Lâkin bir şey çıkmıyor.

Gözümü kısıyor bir daha bakıyorum, bir dizi repliği ile, "derune derune", ama yok!..

O zaman vazgeçiyor, "vay uyanık!" diyorum...

Eskilerin tabiri ile sesleneyim, ey kaari!

Bence siz de böyle başlayın.

Meseleleri basitleştirerek anlamaya çalışalım. Her basit problemi çözdükçe bir sonraki kompleks probleme geçelim. Puzzleın en son noktasına da "abimizin bir bildiği vardır"ı koyalım.

"Mavra" yapmıyorum, bizim için düşünenler olduğu vehmiyle hayli zamandır kullandığımız "abimizin bir bildiği var" yöntemini bırakıp kısmi de olsa akıl/muhakeme yöntemine dönelim.

Demek istediğim şu: Evliya kerametinden devşirdiğimiz "ağabeyimizin bir bildiği var" yöntemi ile başlamayalım bu kez.

Önce "akledebileceklerimizi" akıl ile çözmeye çalışalım. Mesela önümüze konanı okuyalım, zor mu? Okuyan birini bulalım. Basit mantıkla okuduğumuz ile memleketin beka problemi arasında ilişki kurmaya çalışalım.

Kafamıza yatarsa "evet! Yıllardır arayıp da bulamadığımız şey bu!" diyelim...

Anlamadık mı, kuramadık mı?

O zaman, yıllardır bizi mahalle kahvesine mahpus eden "abimizin bir bildiği var" retoriğine "kaderimse çekerim" diyerek iman ederiz.

Sonuç...

Dünya ve yapılanlar o kadar "kompleks" değil. "Hayır! Çok karmaşık günlerden geçiyoruz, abimizin var bir bildiği" diyesi olanlara sadece o "bilinen" şeyin ne olduğunu sorun.

Kendileri de biliyorsa ve onların bildiği de sizi tatmin ediyorsa, "evet" diyerek siz de dalın "derinlere".

Uyuyanlara Ağıt

Halimizi Galip Erdem 1963'te dile getirmiş. Üzerine yazacak bir şey yok. "Uyuyanlara Ağıt" demiş Cennetmekân...

"Derin bir uyku içindesiniz. Rahatsınız, huzurlusunuz, memnunsunuz! Olup bitenleri görememenin, uyandırılacağınızı düşünememenin keyfini sürüyorsunuz. Saadetinizin hep böyle devam etmesini, hiç uyandırılmamanızı isterdim. Fakat maalesef bir gün gelecek, siz de uyandırılacaksınız. Yazık ki o zaman, "Artık çok geç olacak!" Bir daha uyumak şöyle dursun yatak bile bulamayacaksınız.

Ve o vakit, sizin hesabınıza üzülmek yine bize düşecek.

Biliyorum: Düşünmeyi sevmiyorsunuz. Düşünürseniz rahatınızın kaçmasından korkuyorsunuz. 'Yuvanızın temeline dinamit koymak istiyorlar' diyoruz, aldırmıyorsunuz. Sözümüze kulak verirseniz, tedbir almak gerekeceğini anlıyor, zahmete girmek istemiyorsunuz. Bir tek endişeniz var: Gününüzü gün etmek, dilediğiniz gibi yaşamak.

  ....

 Kurtuluş ümitlerine vedâ etmeden uyanmanızı istiyoruz.

 İyi niyetimize akıl erdiremiyor, gayretlerimize yabancı kalıyorsunuz. Hatta biz olmasak daha rahat uyuyacağınızı sandığınız, bu yüzden bize düşman kesildiğiniz bile oluyor. Yine de baş ucunuzda davul çalmaktan vazgeçmeyeceğiz.

 Gözünüzün açılması için ne mümkünse yapacağız.

 Gafletten sıyrılmaya, biraz da sizin çalışmanızı bekliyorsak, acaba haksızlık mı ediyoruz?"

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
24 gün önce
129 gün önce
143 gün önce
191 gün önce
198 gün önce
205 gün önce
255 gün önce
276 gün önce
283 gün önce
311 gün önce
317 gün önce
324 gün önce
338 gün önce
345 gün önce
359 gün önce
366 gün önce
373 gün önce
381 gün önce
444 gün önce
465 gün önce
478 gün önce
521 gün önce
527 gün önce
548 gün önce
575 gün önce
612 gün önce
626 gün önce
653 gün önce
660 gün önce
668 gün önce
751 gün önce
787 gün önce
878 gün önce
891 gün önce
961 gün önce
989 gün önce
1003 gün önce
1059 gün önce
1080 gün önce
1199 gün önce
1207 gün önce
1213 gün önce
1220 gün önce
1227 gün önce
1235 gün önce
1249 gün önce
1262 gün önce
1270 gün önce
1304 gün önce
1319 gün önce
1326 gün önce
1333 gün önce
1374 gün önce
1424 gün önce
1451 gün önce
1487 gün önce
1501 gün önce
1522 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=