Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Sahi Neden?…

08 Ocak 2017, 23:55

Birinden zor bir şey istiyorsanız, önce nedenini izah ederek başlamalısınız…

İzah etmezseniz muhatabınızdan gelecek soru bellidir: “Neden?”

Kadim bir sorudur, ama cevabı “ben istediğim için…” değildir. Peygamberler bile insanları dinlerine çağırırken önce insanları neye çağırdığını izah ederlerdi. Çünkü dinler her ne kadar “iman”ı esas alsa da insanları “ikna” edecek somut gerekçelerle imanı muhkemleştirme yoluna giderler…

Netice olarak bir soru ne kadar önemli ise cevap da o kadar önemlidir.

Hele hele dünkünden vazgeçip tam zıttı bir şey söylüyorsak bu sorunun cevabı daha da önemlidir…

Bunun izahı “benim kararım bu…” demekten geçmiyor. İnsanlar “subliminal” mesajlarla beslenemiyor; en azından üyesi bulunduğumuz fikri atmosferde böyle bir alışkanlık yok…

Evet, muhafazakâr ögelerin belirleyici olduğu bir Milliyetçilik anlayışımız var. O yüzden “mukaddesatçılığı” Milliyetçiliğin hemen yanına konuşlandırmışız.

Garip ama hakikat şu ki mukaddesatçılığımız hiç de “kaderci” yapmadı bizi.

Biat” ise tutunamadı bir türlü fikir coğrafyamızda. “İsyankâr” çocuklardan oluşan kalabalıklardan “biatçı” çıkamazdı zaten.

Teba” meselesi ise çağdaş zamanlarda Lise ve Üniversite koridorlarında “gençlik” hevesinden öteye geçmedi.

Doğru, Ülkücüler liderlerini hep dinlediler, sonsuz bir saygı beslediler. Ama akıllarına yatırmadıkları şeyleri de her zaman sordular…

Rahmetli Türkeş hareketin kurucusu, Ülkücü kalabalıklar için “Başbuğ”, “sorgulanmaz” niteliklere sahip “karizmatik” bir liderdi lâkin Ülkücüler onun da yaptığı bazı şeyleri sorguladılar.

O, bu sorguları duymamazlıktan gelmedi. Tabir caizse Ülkücüleri “adam” yerine koyar, dinlerdi. Allah rahmet eylesin.

Şunu da kenara yazalım, kimse Türkeş değil…

Evet, Türkeş de “konjonktüre” dayalı bazı hamleler yaptı ve ona itiraz ettiğimiz zamanlar da oldu. Ama onda hiçbir zaman “dramatik” bir değişiklik görülmedi, hiçbir hareketi ondan “beklenmeyen” bir hareket değildi.

Hasılı Türkeş bu hareketi çok iyi tanıyordu, bu harekette Türkeş’i…

Bugünkü sorunumuz şu ki “tanınmıyor” ve “tanıyamıyoruz”…

Bu tanınmamazlık hâli bugüne kadar bir şekilde tolere edilebiliyordu çünkü, her ne kadar eleştirsek de temel mevzularda asgari bir fikri tutarlılık vardı…

Son gelişmelerden sonra bu tutarlılığa da halel geldi.

Kimse havaya, sağa – sola bakınmasın, haberi yokmuş gibi yapmasın: Bu “ideoloji”yi soluyan herkes mevcut durumdan rahatsız.

En iflah olmaz “evet”çiler bile kafayı yastığa gömdüğü zaman şu soruyu soruyor: Konunun bizimle ne alakası var?

Ülkücüler Lider ve Fikir arasında sıkışmış durumda.

Bu önemli bir problem. Problemin muhataplarınca anlaşılamadığı iki örnek olayla gözler önüne serildi.

Birincisi “lider”in “bireysel oyum evettir!” açıklamasıdır. Bu açıklamadan nasıl bir sonuç çıkartacağız?

Liderin beyanı beyanımdır” nokta-i nazarından yaklaşıp “evet” mi diyeceğiz? Yoksa, “lider ‘bireysel oyum’ diyerek yolu açmıştır” diyerek “hayır” mı diyeceğiz?

Eğer liderseniz, kalabalıklar için bireyden öte bir anlam taşımaktasınız demektir. Yol gösterici olmak lâzımdır.

İkincisi Ülkücü siyasetin tarihine “not” düşen açıklamalardan biridir ki şöyledir: "Anayasa İçimize sinmedi ama, erken seçim kapıdaydı ve erken seçime hazır değildik."

İsmi her ne olursa olsun bir siyasi hareketin “seçimden kaçış” gerekçesi ile “içine sinmeyen” böylesi önemli bir “sistem değişikliğine” parmak kaldıracağının beyanı tarihe geçer.

MHP’ye seçimden kaçmak isteyen bir parti imajı verilmesi meselenin en acı noktasıdır. MHP’yi böyle bir görüntüye sokmaya kimsenin hakkı yoktur…

Tam da "sahi neden…” diyerek yazıyı bağlayacakken, Ülkenin bekası için anayasa değişikliğine “evet” verilmesi gerektiğini ihtar eden bir ağabeyimizden şu açıklama geldi, onu da üçüncü örnek olay olarak eklemekte fayda var: "Cumhurbaşkanı Ülkücüler ve MHP için neler söyledi de,Biz Cumhurbaşkanı için azmı söyledik. Sanki siz Mekke Müftüsünüz!"

İmlayı değiştirmedim, sayfasından alıp koydum…

Bu cümle “onlar bize yaptı biz de onlara, hesap görüldü!” cümlesidir.

Daha önce alışık olmadığımız bir tarzda çalışan bir kafa ile karşı karşıyayız. Bu kafanın bizi nereye götürebileceğini kestirebiliyor musunuz?

Allah sonumuzu hayretsin…

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
97 gün önce
111 gün önce
160 gün önce
166 gün önce
173 gün önce
244 gün önce
251 gün önce
279 gün önce
286 gün önce
293 gün önce
307 gün önce
314 gün önce
328 gün önce
335 gün önce
342 gün önce
349 gün önce
412 gün önce
433 gün önce
447 gün önce
489 gün önce
496 gün önce
516 gün önce
543 gün önce
580 gün önce
594 gün önce
622 gün önce
629 gün önce
636 gün önce
720 gün önce
755 gün önce
846 gün önce
860 gün önce
930 gün önce
958 gün önce
972 gün önce
1028 gün önce
1049 gün önce
1168 gün önce
1175 gün önce
1182 gün önce
1189 gün önce
1196 gün önce
1203 gün önce
1217 gün önce
1231 gün önce
1238 gün önce
1273 gün önce
1287 gün önce
1294 gün önce
1301 gün önce
1343 gün önce
1392 gün önce
1420 gün önce
1455 gün önce
1469 gün önce
1490 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=