Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Destanların Efendisi…

22 Ağustos 2016, 11:13

Yaşasaydı hiç şüphesiz Süleyman gibi, Dursun gibi hıyanete dur derken Şehit olan Ömer Halisdemir’in destanını yazacaktı.

 

Çünkü onun misyonu buydu. “Yurdu yaşatmak için can veren” kahramanların destanını yazmak ve gelecek nesillere bırakmak…

 

Destan önemlidir.

 

Çünkü bir topluluğu millet yapan kahramanlar ve onların etrafında dönen olaylardır. O yüzden destanların bir topluluğun milletleşme sürecinde özel bir öneme sahip olduğunu söyleriz.

 

Daha önce yazdığım bir Gençosmanoğlu yazısında da belirtmiştim “Destan, topluluğun ortak hafızasını, maşeri vicdanı ve beraber yaşamışlığını temsil eder.”

 

Ömer Halisdemir, tıpkı Süleyman Özmen ve Dursun Önkuzu gibi artık ortak hafızamızdır. Onun kimliğinde Türk milleti hıyanete kurşun olup saplanmıştır.

 

Halisdemir’in arkasından pek çok şiir yazılacaktır lakin insanın Niyazi Yıldırım ölmeseydi de bir Ömer destanı yazsaydı diyesi geliyor.

 

Buna ihtiyaç var.

 

Çocuklarımıza o “Bozkurt soylu” kahramanların neslinin tükenmediğini anlatmak adına bir Ömer destanına ve onu yazacak Niyazi Yıldırım’lara ihtiyaç var…

 

***

 

Destanların efendisi” demişti ona merhum Servet Kabaklı.

 

Bir “Malazgirt marşı” bile onun bu sıfatı hak etmesi için yeter de artar bile.

Vefatının 24. sene-i devriyesini idrak ettiğimiz Gençosmanoğlu’nu milletinden başka sahibi olmayan çocuklara ağıt yakıp; 

 “Önkuzu hey!... Önkuzu!. / Önde gider Önkuzu...

Bu bayrak düşmez yere / Ölmedikçe son kuzu!... “

dizeleri ile koca milleti ağlatmış,

 

 “Öz menem! /  Onlar kabuk...öz menem! ..

 Sen yelde savrulan kül.. /  Yüreklerde köz menem! ..”

dizeleri ile “Asım’ın Nesli”nin feryadını milletin vicdanına duyurmaya çalışmıştı.

 

Büyük atası Genç Osman’ın Bağdat seferine katılmak istediğinde “Senin daha bıyıkların terlememiş” sorusuna verdiği cevap gibi hayatının her döneminde sergilediği davranışları ile Genç Osman nesli olduğunu ispatlamış, yüreği Anadolu kıtası büyüklüğünde bir insandı.

 

Gençosmanoğlu bir dönem verilen mücadelede toprağa düşen yiğitlerin destanlarını yazmış bir şairdi. Özellikle 70’li yıllarda yazdığı şiirlerdeki destan havası, zamanın atmosferini resmeder.

 

O, dört bir taraftan saldırıya maruz kalan milli ve manevi değerlere sahip çıkan, vatan toprağı üzerindeki kirli hedeflere karşı çıkan bir neslin kimsesizliğine karşı olanca yüreği ile onların yanında yer aldı.

 

Gençosmanoğlu şiirleri ile o dönem verilen destansı mücadeleyi resmetmiş ve yeni nesillere Önkuzu, Özmen ve Taşer gibi kahramanların destanlarını bırakmıştır.

 

***

 

Gençosmanoğlu şiirini, sadece duyguların kağıda dökülmesi olarak anlamamak gerekir. Şiirlerindeki destansı atmosfer ve içinde yaşadığı toplumun problemlerine karşı sergilediği tavır onun fikir adamı ve sanatçı kimliğini ortaya koyar.

 

Ona göre şiir, “Millet olmamızda, birlik ve dirliğimizin teessüsünde, dini ve milli gayelerimizin tahakkukunda, milli zevkin oluşmasında” müstesna bir yere sahiptir. “Türk milleti acı ve tatlı bütün hatıralarını, zaferlerini, yenilgilerini, mukaddes duygularını, milli gayelerini ve imanını daima şiirler terennüm etti.”

 

Gençosmanoğlu’na göre güzel sanatlar ve edebiyat, milli ve manevi kökler üzerinde filizlenmektedir.

 

Kendisi Türk şiirinin dört büyük şair Mehmet Akif, Yahya Kemal, Necip Fazıl ve Arif Nihat tarafından temsil edildiğini söylüyor. Bize göre bu halkaya beşinci bir şair eklenecekse bu Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’dur.

 

Bu çizgi onun şiirlerinde vücut bulmuştur. O, yaşadığı dönemde yazdığı şiirleri ile zamanın kaydını düşmüştür.

 

Niyazi Yıldırım da teyid ediyor ki asırlardır bu milletin kaderi değişmiyor: Ne aferin, ne dünyalık istemek ne de kavgadan vazgeçmek, “dar günlerin erkek aslan sesi” olarak ya şehit olmak ya da susmak…

 

Bu yönü ile Gençosmanoğlu şiiri tarihin şahididir aynı zamanda.

 

“Destanların Efendisi”nin yaşamı destansı bir anekdotla son bulmuştur. 1992 yılında Peygamber yaşında tattığı ölümü Malazgirt Marşı’nın ilk dizesini hatırlatır.

 

Tıpkı destanında buyurduğu gibi Ağustos ayında ve bir Cuma günü Hakka yürüdü. Ruhu şâd, mekânı cennet olsun…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
15 gün önce
29 gün önce
78 gün önce
84 gün önce
141 gün önce
162 gün önce
169 gün önce
197 gün önce
204 gün önce
211 gün önce
225 gün önce
232 gün önce
246 gün önce
253 gün önce
260 gün önce
267 gün önce
330 gün önce
351 gün önce
365 gün önce
407 gün önce
414 gün önce
434 gün önce
461 gün önce
498 gün önce
512 gün önce
540 gün önce
547 gün önce
554 gün önce
638 gün önce
673 gün önce
764 gün önce
778 gün önce
848 gün önce
875 gün önce
890 gün önce
946 gün önce
1086 gün önce
1093 gün önce
1100 gün önce
1107 gün önce
1114 gün önce
1121 gün önce
1135 gün önce
1149 gün önce
1156 gün önce
1190 gün önce
1205 gün önce
1212 gün önce
1219 gün önce
1260 gün önce
1310 gün önce
1338 gün önce
1373 gün önce
1387 gün önce
1408 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=