Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Ya devlet başa, ya kuzgun leşe…

08 Ağustos 2016, 13:26

Türkiye'de din-devlet ilişkisinin bir kandırmacadan ibaret olduğunu anlamaya başladığımız günlerden geçiyoruz. Doğru okudunuz, kandırmaca. İlk kandırmaca "din-devlet işlerini ayırıyoruz" gerekçesi ile toplumun dini ihtiyaçlarının yok sayılmasıydı. Bunun sonucu ise toplumun dini ihtiyaçlarının "sivilleşme" kandırmacası ile Cemaat oluşumlarına havale edilmesi oldu.

Uzun yıllar Laikliği devleti din işlerinden soyutlamak olarak anlayan devletçilik anlayışımız bugünkü manzaranın yasal zeminini oluşturdu: Devletin boşalttığı yeri Cemaat oluşumları doldurdu.

Sol siyasetin dini bir ihtiyaç alanı olarak görmemesi, özellikle 80'den sonra sağ siyasetin bazı haklı gerekçelerle bu alanı kontrolsüz bir şekilde Cemaatlere bırakması bugünkü hastalıklı ortamı oluşturdu.

Yani iki yanlış bir doğru etmedi. Bu iki "uç" yorumun yerine Milliyetçilerin "itidal" çizgisi iktidar olamayınca dini ihtiyaçları karşıladığını iddia eden guruplar sağlıksız bir şekilde önce muhafazakar camianın vicdanına sonra da devlete hakim oldular.

Devleti yönetmeye talip sol ve sağ iktidarların memleketin ihtiyacından "nemalanma" iştiyakı ve siyasetin bu iştiyakını kullananların müsebbibi olduğu bir manzara ile karşı karşıyayız.

FETÖ siyasetin bu zaafını kullanarak önce benzerlerini yuttu. Kendisine "muhalif" herkesi sindirmenin cüreti ile sıranın kadim Türk devletine geldiği hayaline kapıldı.

Ama unuttukları bir şey vardı: Türk'ün beş bin yıllık "ya devlet başa, ya kuzgun leşe" şiarı…

Unuttular ve Türk devleti boğazlarına takıldı…

***

2007'de diyanet mensuplarının çıkardığı bir dergide "Tarikat-Hakikat-Devlet" başlıklı bir yazı yazmıştım.  Cemaat/Tarikat oluşumlarının siyasete müdahale etmesinin hastalıklarından bahisle Osmanlı'ya hizmet eden Sufi dervişleri örnek göstererek "devletle birlikte lâkin devletin dışında" ölçüsünü hatırlatmıştım.  O yazıda bugün yaşadıklarımızın özetini geçmişiz. Bugün FETÖ denen yapının elebaşına "Fethullah" dediğimiz zaman "tövbe-estağfurullah" çekilen bir dönemde 15 Temmuz'a giden yolu işaret etmişiz. Birkaç paragrafını tekrar etmekte fayda var:

"Osmanlıyı kuran ve geliştiren Sufi dervişlerinin "devletle birlikte lakin devletin dışında" ölçüsünün kaybedilmesi hem devlete hem de tarikatlara zarar vermiştir, vermeye de devam etmektedir.

Bu hastalıklı ilişkiden tarikat ve camaatleri oy deposu olarak gören politikacılar kadar, devlete "akıl" olmaktansa yönetmeyi "hırs" edinen "Şeyhler" ve  "hocaefendiler" de mesûldur.

……Dinin "enstrüman" olarak kullanıldığı bu ilişkide grup çıkarları her şeyin üzerine çıkmıştır. Çıkarların zedelendiği noktada ise kavga kaçınılmaz olmuştur.

Türkiye'deki tarikat/cemaat kaosunun bir kozmoza dönüşmesi herkesin "ekmeğine bakması" ve "akla" kavuşması ile gerçekleşecektir kanaatindeyim. "

***

Peki ne yapmalı?

Toplumsal olarak bir "muhasebe" içindeyiz. Herkes bir şekilde kandırıldı. Bu yapı ile en mesafeli duran bir camia olarak bugün gördüklerimizi, duyduklarımızı 15 Temmuz öncesi söyleseler biz bile "hadi canım, bu sümsükler mi darbe yapacak!" derdik.

Kabul edelim, durum bu. En tepedekinden en aşağısına herkesin 15 Temmuz öncesi kabullerini kontrolden geçirmesi gerekiyor ki şu aralar bunun yapıldığını görüyoruz. Umarım herkes bu hususta samimidir.

Atatürk'ü sevmeyenlerin Atatürk'e "haklıymışsın!" dediği, daha düne kadar "Diyanet kapatılsın!" diyenlerin Diyanete sahip çıktığı, bürokrasinin her noktasına atama yaparken liyakatın gözardı edilip, "dindar çocuk" olmanın tek kriter yapılmasının hatalarının konuşulduğu günlerden geçiyoruz.

Siyasetin hükümeti ve muhalefeti ile "körler - sağırlar" diyaloğuna dönüşmesinin memlekete ödettiği  faturayı görüyoruz.

Oy çoğunluğunu devleti istediği gibi yönetmek demek olmadığını, devletin "kadim" kodlarıyla oynamanın ülkeyi ne hale getirdiğini görüyoruz.

FETÖ'nün kimilerinin dini, kimilerinin milli hassasiyetlerinin kullandığı bir 40 yılı yaşadık. Kimimiz daha erken kimimiz daha geç uyandık.

Herkes gördüklerini iyi yorumlamalı, ezberlerini unutmalı ve Yenikapı'yı bir vesile yapıp "güçlü Türkiye"yi yaratmak için yeni bir başlangıç yapmalı.

Aksi durumda beş-on yıl sonra başka bir tehlikeyi konuşur oluruz…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Orhan TİRE
123 gün önce
Eğer Sn Bahçeli tüm konularda bir AKP memuru gibi davranacaksa,bu hayra alamet değil.Birde Erdoğana şunu sormaya hakkımız var değil mi?
15 Temmuzculara karşı verdiğin amansız mücadeleyi azcık PKK'a karşı da vermiş olsaydın ne olurdu yani? Bu ne çifte standart? Tamam gerçekten FETÖ'cü olanları at,süpür gitsin..Buna "Eyvallah"..
Fakat,paralel devletin ikinci ayağı ise PKK/KCK terör örgütüdür.Halen G.Doğuda binlerce PKK elemanı ve taraftarı memur,müdür,şef falan olarak görev yapıyor.PKK'nin belediyeleri (HDP-DBP) alenen dağa erzak gönderiyor ve kendilerine İller Bankasından gelen Devlet parasından % 20'ni otomatikman Kandil'e gönderiyor.Bunu sende çok iyi biliyorsun yani..Şimdi Ey sn T.Erdoğan buna karşı niye gürlemiyorsun? FETÖ yaptığını bunlara da yaptığını gördüğümüzde işte o zaman senin dürüstlüğüne inanacağız.Ancak o zaman inandırıcı ola bilirsin.
Yazarın Diğer Yazıları
33 gün önce
40 gün önce
54 gün önce
75 gün önce
96 gün önce
159 gün önce
180 gün önce
194 gün önce
236 gün önce
243 gün önce
264 gün önce
290 gün önce
327 gün önce
341 gün önce
369 gün önce
376 gün önce
383 gün önce
467 gün önce
502 gün önce
593 gün önce
607 gün önce
677 gün önce
705 gün önce
719 gün önce
775 gün önce
915 gün önce
922 gün önce
929 gün önce
943 gün önce
950 gün önce
964 gün önce
978 gün önce
985 gün önce
1020 gün önce
1034 gün önce
1041 gün önce
1048 gün önce
1090 gün önce
1140 gün önce
1167 gün önce
1203 gün önce
1216 gün önce
1238 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=