Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

İnalcık'ın bize anlattığı…

01 Ağustos 2016, 00:32

Halil İnalcık büyük bir tarihçiydi. Öğrencilik yıllarımızda Amerika'da lakabının "Osmanlı İmparatoru" olduğu söylenirdi. Böyle bir sıfata haiz birinin bizim gibi Milliyetçi duygulara sahip gençler tarafından dikkat çekmesi mukadderdi. O yıllarda İnalcık Türkiye'den ziyade Batı ülkelerinde bilinen bir isimdi. İlber Ortaylı'nın geçtiğimiz günlerde verdiği bir röportajda da dediği gibi değeri çok geç anlaşılmıştı. Okumayan bir toplumda, İnalcık gibi tarihi efsanelerden ziyade gerçekler dünyası olarak değerlendiren bir ismin dikkat çekmemesi mukadderdi.

Hayatında okuduğu en önemli tarih kitabı "Yalan Söyleyen Tarih Utansın" veya Lozan serileri olanların çoğunluğu oluşturduğu bir memlekette İnalcık gibi tarihi anlatırken ekonomiden, bir taraftan sosyolojiden bahseden biri sıkıcı geliyordu. İnalcık'ın bazı anekdotlarının tarihi masal dünyasına çeviren çevreleri mutlu etmediği de bir gerçekti.

Osmanlı tarihinde "kuruluş" döneminin müptelası olan benim gibi amatör tarih okuyucuları için İnalcık vazgeçilmez ve o dönem için farklı şeyler okuyabileceğimiz bir kaynaktı. Osmanlı'nın kuruluş tarihi ile bildiklerinizi yıkmaya başlayan İnalcık'ın eserlerinin sayfalarını karıştırırken "acaba daha başka neler yanlış?" duygusuna kapılır, iştahla okurdum.

İnalcık tarihin bir destanlar yığını olmadığını, Osmanlı'nın Allah'ın yardımı dışında klasik dönemde kurduğu akılcı ekonomik düzenle büyüdüğünü bize izah etti. Onun "çift-hane" teorisini okuduğum zaman yaşadığım şaşkınlığı hatırlıyorum. Meselenin sadece bir çift öküz ve iki dönüm tarla işgali olmadığını alışık olmadığımız bir bilimsellikle bize anlatıyordu. Bacıyan-ı Rûm meselesini, dinin kadına ev hizmeti görevi verdiğine iman eden bir topluma anlatmak ise en zoru idi.

Uzun yıllar anlatamadı da…

Sadece bu değildi tabi.

Mesela, Osmanlı fethinin sadece kılıç marifeti değil, mimari, sosyal ve ekonomik bir faaliyet olduğunu anlatıyordu. Fethin kalıcılığı şehrin Osmanlı-İslam şehrine dönüştürülmesi ile mümkün olmuştu:  "Şehrin bir tarafta bedesten, ana çarşı, dükkanlar ve kervansaraylar ile ticari-sınai bir bölgeye, diğer taraftan da yerel cami etrafında tanzim edilen mahalle topluluklarıyla bir yerleşim bölgesine ayrılması tamamen İslami kavramlara dayanmaktaydı..."

Hulasa İnalcık okumalarının bize anlattığı tarihin sadece savaş meydanları ve muzaffer kumandanların hikâyelerinden ibaret olmadığı idi.

Anlayana tabi.

***

Kendi tabiri ile bir sosyal tarihçi olarak yaşadığı ülkenin sorunlarına ilgisiz değildi. Son röportajlarından birinde "Bu ülkede yaşanmaz artık" diyen gençlere şu nasihatı etmişti: "Türkiye büyüktür. 1500 yıllık bir tarihimiz var. Canımızla, başımızla bu büyüklüğü devam ettirmeliyiz. Bırakıp kaçmak ihanettir bence. Eğer noksanlar varsa gidermeye uğraşmalıyız. Bu devletin tarihine yakışır şekilde yaşamalı ve çok çalışmalıyız."

Son yüzyılda bizi meşgul eden Ermeni meselesi ve bölücülük üzerine söyledikleri bazı çevreleri hep rahatsız etti. Eğer tarihçiliğine laf söyleyebilselerdi İnalcık'ı çoktan tarihin tozlu sayfalarına gömeceklerdi. Vefatının ardından onun bilim adamlığına söz söyleme liyakatından uzak çevrelerin "nasıl söyler?" dediği şey şunlardı:  ".. Batı bugün de Türkiye'yi kendi politikaları çizgisinde yürümeye zorlamak için, etnik ayrılıkçıları kışkırtmak, tıpkı Osmanlı döneminde olduğu gibi, müdahaleci, vesayetçi, baskı metotlarını başka bir kamuflaj altında devam ettirmek peşindedir. Bugün ABD dahil Avrupa politikası, Ermeni iddialarını açıkça desteklemiyor mu? Bir bölüm vatandaşımıza sahip çıkarak, dışarıda onların yıkıcı organlarını himayeleri altında tutmuyor mu? Onbinlerce vatandaşımızın hayatına kasteden bir kişiyi hapishanesinde ziyaret için daha dün bir heyet göndermedi mi? Bütün bunları, Islahat Fermanı zamanındaki gibi, Türkiye'nin Batı hukuku ve insan hakları standartlarına uygun hale getirilmesi için yapmak gerektiğine bizi inandırmak istiyor, anlaşmalar imzalatıyorlar…"

İnalcık'ı Fatih Sultan Mehmet Han, Gazi Osman Paşa ve Ali Emiri Efendi'ye komşu eden hükümete tebrik ve teşekkür borcumuzdur.

Ruhu şâd, mekânı Cennet olsun..

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
31 gün önce
38 gün önce
52 gün önce
73 gün önce
95 gün önce
158 gün önce
179 gün önce
192 gün önce
235 gün önce
241 gün önce
262 gün önce
289 gün önce
326 gün önce
340 gün önce
367 gün önce
374 gün önce
382 gün önce
465 gün önce
501 gün önce
592 gün önce
605 gün önce
675 gün önce
703 gün önce
717 gün önce
773 gün önce
913 gün önce
921 gün önce
927 gün önce
941 gün önce
949 gün önce
963 gün önce
976 gün önce
984 gün önce
1018 gün önce
1033 gün önce
1040 gün önce
1047 gün önce
1088 gün önce
1138 gün önce
1165 gün önce
1201 gün önce
1215 gün önce
1236 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=