Lütfen bekleyin..

Servet Avcı

O akademisyenler unutuldu mu?

24 Temmuz 2016, 00:34

Geçtiğimiz Eylül ayında "Derhal sıkıyönetim ilân edilmelidir. Aksi iç savaş ve dış müdahalelere daha açık hâle gelmek demektir. Devlet uyuma, kendine sahip çık!" diye yazdığımız için bugün OHAL'e de "Yetmez ama evet" diyebiliriz ancak...

PKK'nın yeniden, üstelik eskisinden daha büyük güç, daha fazla silah, daha fazla terörist ve daha fazla şiddetle saldırıya geçtiği aylardı…

Şimdi OHAL ilân edildi… Bunun önceliği 15 Temmuz darbe girişimiyle kendi halkına ve güvenlik güçlerine silah sıkacak kadar gözü dönmüş bu cuntacılar tabii… Görünen o ki, kamuda pek çok alanda açığa alma ve adlî süreç başlatılacak… Bunların arasında akademisyenler de var…

OHAL bu alanla sınırlı kalacaksa elbette yetmez…  Ocak 2016'da bir bildiri yayınlanmıştı… Bildirinin altında 1128 akademisyenin imzası vardı… 'Bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak bu suça ortak olmayacağız!' diyorlardı…

Peki neydi ortak olmayacakları suç? Vatandaşlara uygulanan şiddet ve katliam!.. Suçlu kim? Devlet!..

***

Söylemiştik: "Yeryüzünün hiçbir yerinde hem 'katliam yapan', hem de 'kendisine kâtil diyene maaş ödeyen' devlet yoktur... Eğer Türkiye Cumhuriyeti kendisine 'kâtil' diyenlere maaş ödemeye devam edecek ve onların devletteki akademik kadrolarını koruyacaksa, bir yandan 'kâtil' suçlamasını kabul etmiş, diğer yandan yakın gelecekte çok daha büyük belâları üzerine çekmiş olacaktır..."

O akademisyenlerin eylemi tam bir 'suç üstü'ydü ve devlete 'toplu temizlik' fırsatı vermişti… 'Suçu ve suçluyu övmek'  ve terörle mücadele edenleri terör örgütlerinin hedefi hâline getirmek bizim ceza kanunlarımızda suç sayılmaya devam ediyorsa ve devlet 'katliamcı' suçlamasını bir şeref nişanı olarak kabul etmeyeceğine göre gereğini yapmalıydı…

Cılız bir iki teşebbüs dışında bu akademisyenlere doğru dürüst bir şey yapılmadı… Ezici çoğunluğu üniversitelerde 'devleti katil gören' düşünceleri eşliğinde öğretim üyeliğine devam ediyorlar… Her gün şehit cenazeleri kaldıran halkın vergilerinden maaş alarak…

Hatırlayalım o bildiride neler demişlerdi: "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını pek çok yerde haftalarca süren sokağa çıkma yasakları altında fiilen açlığa ve susuzluğa mahkûm etmektedir... Sivil halka ağır silahlarla saldırmaktadır… Yaşam hakkını yok saymaktadır... Kasıtlı ve planlı kıyım yapmaktadır… Başta Kürtler olmak üzere tüm bölge halklarına katliam ve bilinçli sürgün politikası uygulamaktadır…"

***

Büyük bir imkân doğmuştu devlet için... Bu 1128 kişilik listeyi aylarca çalışsa yapamazdı, şimdi ise 'itirafnâme' gibi önüne gelmişti... Üstelik "Ben sana kâtil diyorum, teröristlere ise 'Kürt siyasetinin önderleri' sıfatını lâyık görüyorum" şeklinde kendi boynuna yafta asarak...

"Devlet hukuku işletsin ama hemen işletsin ve üniversitelerde dezenfekteye başlasın yeter... O listeye adını koyan araştırma görevlileri bile bu cesareti buldular ise durum devlet zafiyetinin ulaştığı yeri gösterir... Şimdi o zafiyeti ortadan kaldırmak ve kararlılık göstermek için büyük fırsat..." demiş teklifimizi sunmuştuk: "Bunun gereği de kınama veya YÖK incelemesi türünden değil, doğrudan savcılık marifetiyle ve hızlı davranmak... Bu konuda tereddüt gösteren ve yutkunarak konuşan bu işi çözemez... Anadolu'ya şehit yağarken, gözü yaşlı yetimler ordusu tabut başlarında titrerken, terörizme 'insan hakları' kılıfı giydirmeye çalışanları kanun önüne çıkarmayan devlet, devlet olarak kalamaz..."

***

OHAL bu anlamda yeni bir imkândır ve bu akademisyenlerin tamamı hakkında 'açığa alma' ve 'adlî süreç' için değerlendirilmelidir…

"Akademik personel alımında nasıl bir 'klan' veya 'kast' sistemi oluşturarak 'kendilerinden olanları' bu denli çoğaltabildiler?" sorusunun cevabı hep biliniyordu ama gereği bir türlü yapılmıyordu… Merkezî organizasyonlarla hak etmedikleri üniversitelere yerleştirilen öğrenci görünümlü teröristler, işgalleri safha safha yayıyor... Şiddet üretme potansiyelleri sayesinde üniversite yönetimlerini sindiriyor, kimisiyle Marksist ideolojik yakınlık dolayısıyla iş birliğine gidiyor... Ardından üniversitenin akademik kadrolarına sızıyor, kendi 'aydın'ını yetiştiriyor... Cebeci Kampüsü örneğinde olduğu gibi odalarında 'terörist saklayan' öğretim üyeleri ve 'özel üniversite' sıfatı altında, İstanbul merkezli,  neredeyse 'mütareke üniversiteleri' gerçeği ortaya çıkıyor… PKK'yı hesaplaşma peşinde oldukları devlete karşı 'devrimci özne' olarak gören kimi radikal solun ihaneti de bu tehlikeye yataklık ediyor…

Dileriz OHAL bu sahada da neştere ve toplu temizliğe vesile olur…

Kaynak: O akademisyenler unutuldu mu? - Servet AVCI

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
7 gün önce
22 gün önce
59 gün önce
61 gün önce
94 gün önce
120 gün önce
138 gün önce
152 gün önce
161 gün önce
166 gün önce
168 gün önce
217 gün önce
229 gün önce
233 gün önce
236 gün önce
252 gün önce
257 gün önce
276 gün önce
280 gün önce
311 gün önce
313 gün önce
320 gün önce
329 gün önce
355 gün önce
371 gün önce
376 gün önce
385 gün önce
386 gün önce
392 gün önce
400 gün önce
403 gün önce
406 gün önce
420 gün önce
476 gün önce
497 gün önce
512 gün önce
561 gün önce
568 gün önce
571 gün önce
574 gün önce
595 gün önce
631 gün önce
642 gün önce
700 gün önce
743 gün önce
805 gün önce
812 gün önce
819 gün önce
879 gün önce
918 gün önce
925 gün önce
939 gün önce
943 gün önce
949 gün önce
985 gün önce
1005 gün önce
1015 gün önce
1029 gün önce
1040 gün önce
1064 gün önce
1135 gün önce
1155 gün önce
1159 gün önce
1173 gün önce
1177 gün önce
1180 gün önce
1202 gün önce
1204 gün önce
1208 gün önce
1226 gün önce
1232 gün önce
1233 gün önce
1243 gün önce
1250 gün önce
1286 gün önce
1303 gün önce
1317 gün önce
1335 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=