Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

12 Eylül hatıraları ve ağızdan kaçanlar...

16 Eylül 2013, 10:43

12 Eylül röportajlarına bilmem dikkat ediyor musunuz? Ben ederim. Evet, ne söylendiğine ederim, lakin röportajın ruhuna da dikkat ederim.
Siz de edin, önemli bulgular elde edersiniz.
Bu röportajların Ülkücü ve solcularla yapılanlarının ruhu farklıdır. Solcularla yapılanlarında bir  “efsanenin hikayesi”  havası vardır. Romantizm kokarlar. Halk uğruna bir kavgaya girişmiş, faşizmin hedefi olmuş, okumaya hevesli fakir halk çocuklarının kahramanlık hikayesini okursunuz o satırlarda. Onlara yıllar sonra bile “yaptıkları işi ne kadar iyi yapabildikleri”  sorulur.
O sorularda  “neden”  yoktur,  “nasıl”  vardır. Çünkü onlar Robin Hood’durlar. Yaptıklarının nedeni sorgulanmayacak derecede meşrudur ve bu uğurda öldürseler de ölenin bir kıymet-i harbiyesi yoktur.
Ülkücülerle yapılan röportajlarda ise  “kriminal”  bir kurgu dikkatinizi çeker. Macera atmosferi ile çevrilidirler, profesyonel bir şekilde adam öldüren veya öldürmeye meyyal tiplerin hikayesidir onlar. Sakalları gibi suratları da kirli tiplerdir. Hikayenin hiçbir yerinde  “halk” yoktur. İlk gençlik yıllarını ruhuna hakim olan şiddet eğilimi ile sokakları karıştırmakla, orta yaşını tahsilatçılıkla veya devletin kirli işlerini temizlemekle, ileri yaşlarını ise  “günah çıkartma”  eylemi ile sürdüren garip bir topluluk hikayesini bulursunuz orada. Zaten günah çıkartma haleti yoksa, kimse gelip röportaj da yapmaz...
Peki neden böyle?
Türk entelijansyasının Ülkücülere fırlattığı  “oyun bozan”  bakışının yansımasıdır bu tavır. Ülkücüler, belki birilerine klasik gelecek lakin kurulan oyuna çomak soktuğu için cezalandırılmıştır ve el’an da bu cezayı çekmektedirler..
O yüzden Ülkücülerin  “devlet kontrolünde”  olduğu bu çevrelerin ortak hükmüdür. En insaflıları  “aslında iyi çocuklardı da kullandılar bu safları”  eğilimindedirler. Kimi Ülkücülerin de bu inancı destekler mahiyette (belki de kendilerince olayları çözümleme gayreti ile) açıklamaları onları daha da cesaretlendirmekte. Bu ise 12 Eylül öncesinde verilen Ülkücü mücadeleyi  “itibarsızlaştırma”  çalışmalarına katkı sağlamaktan başka bir işe yaramıyor. Ülkücülere “hâkim”  medya ve entelektüel sınıfın fırlattığı bu  “ahlaksız” bakışı aradan otuz küsür yıl geçmiş olsa bile görmekteyiz. Bunun son örneğini, eski Dev Genç Başkanı Bülent Uluer’in Habertürk’e verdiği röportajda da görebilirsiniz.
O röportajda Uluer’in 12 Eylül darbecileri ile Ülkücüler arasında ilişki tesis etmek için zekasını zorladığını görüyoruz. Darbeyi yapan idareyi Hitler’in SS takımına benzetirken, Ülkücülere SA benzetimi yapıyor. Bu ilişkiyi kurgulayarak meseleyi çözen Uluer’e göre 12 Eylül sabahı çatışmaların bitme sebebi de bu  “ilişki” ile alakalı. Yani Ülkücüler devletin taşeronluğunu yaptı, bu taşeronluğun gereği olarak masum  “sosyalistleri”  çatışmanın içine çektiler, işleri bitince de devre dışı bırakıldılar.
Bir “masal”  otuz yıl anlatılır da yine de müşteri bulur mu? Söz konusu Ülkücüler olunca bulur. Bütün bu masalların arasında, çok konuşmayı seven herkeste olduğu gibi, Allah söyletiyor misali ağızdan kaçıveren pek çok itiraf var. Uluer bu uzun röportajında  “devletle ilişkileri” hakkında böyle bir itirafta bulunuveriyor. Dönemin MSP’li bakanı ile yaptıkları pazarlığı ve  “devletin kullandığı” (!) Ülkücü talebeleri  “devletle işbirliği içerisinde”  nasıl  “devre dışı”  bırakıp polise teslim ettiklerini, ballandıra ballandıra anlatıyor. Pazarlık yapılan isim ise tanıdık: Korkut Özal.
Pazarlığa göre komünistler Ülkücüleri okuldan atacak veya okula sokmayacak, bunun karşılığında ise komünistler İslamcıların okumasını engellemeyecek. Ayrıca emniyet de Ülkücü talebeleri tutuklayarak komünistlere  “huzurlu” bir çalışma ortamı tesis edecek. Uluer, Korkut Özal’ın listesi ile kendi listelerinin tıpa tıp uyuştuğunu eklemeyi de ihmal etmiyor.
Bu ve benzer röportajların  “ağızdan kaçanlar”  bölümlerinde Ülkücü gençlerin 12 Eylül öncesinde sokağa nasıl itildiğini, gencecik yaşamların nasıl bir  “iş birliği”  ile yok edildiğini okuyoruz.
Sonuç olarak otuz dört yıl sonra da değişen bir şeyin olmadığını, bu kirli ittifakın taraflarının aynı  “imece”  ruhu ile ülkeyi bölecek projeler için mesai harcadığını görüyoruz.
Umarım millet de görür...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Gülten Voit
1470 gün önce
Canı gönülden teşekkür ediyorum.bu haberi bize paylaşma fırsatını verdiğiniz için
Yazarın Diğer Yazıları
30 gün önce
135 gün önce
149 gün önce
197 gün önce
204 gün önce
210 gün önce
260 gün önce
281 gün önce
288 gün önce
316 gün önce
323 gün önce
330 gün önce
344 gün önce
351 gün önce
365 gün önce
372 gün önce
379 gün önce
387 gün önce
449 gün önce
470 gün önce
484 gün önce
526 gün önce
533 gün önce
554 gün önce
580 gün önce
617 gün önce
631 gün önce
659 gün önce
666 gün önce
673 gün önce
757 gün önce
793 gün önce
883 gün önce
897 gün önce
967 gün önce
995 gün önce
1009 gün önce
1065 gün önce
1086 gün önce
1205 gün önce
1213 gün önce
1219 gün önce
1226 gün önce
1233 gün önce
1240 gün önce
1255 gün önce
1268 gün önce
1275 gün önce
1310 gün önce
1324 gün önce
1331 gün önce
1338 gün önce
1380 gün önce
1430 gün önce
1457 gün önce
1493 gün önce
1506 gün önce
1528 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=