Lütfen bekleyin..

İsmail Şahin

Yeni bir meydan okuma...

25 Nisan 2016, 11:33

Teori bir fikri oluşturur ve fikre ait her meselenin "pratiği"ni görmeniz mümkün değildir. Milliyetçilik gibi "karmaşık" ve manipüle edilmeye müsait fikri akımların toplumsal vasat tarafından anlaşılır olması, meselenin problemle ilişkisinin doğru kurulmasıyla mümkündür. Ve takdir edersiniz ki bu, öncelikle söz konusu ideoloji ile toplumsal değerler arasındaki ilişkinin sağlıklı bir şekilde "izahı" ile mümkündür.

Çoğumuz kabul etmez fakat şu bir vakıa ki bundan kırk yıl önce Milliyetçilik denildiği zaman akla sıkıcı "dipnotlar", kafa karıştıran "medeniyet / kültür" tartışmaları, imanı "şüpheye düşüren" İslam / Milliyetçilik karmaşaları gelirdi. Bunun en önemli sebebi olarak Türk Milliyetçiliği fikrinin henüz "kemal" noktasına gelmemiş olması gösterilebilir.

1960'lara kadar bir "salon ideolojisi" olan Milliyetçiliğin bizzat Milliyetçi "öncü" kadrolar tarafından "saflığı bozulur" gerekçesiyle "yaygınlaştırılmaktan kaçınıldığı" tespiti bunun bir sebebi olarak gösterilebilir. Milliyetçiliğin "yaygınlaştırılması" problemi bundan 40 yıl önce de bazı kafaları meşgul eden bir mesele idi. Ve kimi aydınlar ve siyasetçiler Milliyetçiliğin artık cemiyet salonlarından dışarıya çıkartılması ve milliyetini savunduğu milletle kucaklaşması gerektiğine inanıyordu.

Bu "kucaklaşma" projesinin siyasi muhatabı Alparslan Türkeş ise fikri muhataplarından en önemlilerinden birisi de 33 yıl önce dün (24 Nisan) kaybettiğimiz Erol Güngör'dü. Güngör, Milliyetçiliğin yaygınlaşamamasının temelinde yattığını söylediği bir takım haklı sebeplere de dayanan "saflığı bozulur" endişelerinin "Türk milletinin bütününün meseleleriyle uğraşacak ve onun bütüne hitap edecek bir hareketin hem yayılması, hem de kendini yenilemesi ve muhteva itibariyle zenginleşmesini" engellendiğini söylemektedir.

Bu tespit, Erol Güngör'ün 45 yıllık kısa ömründe kendisine çizdiği "yolu" tarif eden en önemli ipucudur Milliyetçiliğin muhtevasını zenginleştirmek, yenilemek ve yaymak...

Erol Güngör merhum, yaptıkları ve yazdıklarıyla Milliyetçiliğin halk tarafından anlaşılır bir dile dönüşmesini hedefleyerek Milliyetçiliğin aslında yaşadıkları hayatın içinde olduğunu anlatmak istedi. Kendisinden önceki Milliyetçi aydın ve ilim adamlarının girmekten "sakındığı" meselelere cesurca yaklaştı.

Erol Güngör ait olduğu Ziya Gökalp, Mümtaz Turhan ekolünü yeri geldiğinde eleştirerek Milliyetçiliğin yenilenmesine büyük katkıda bulundu. Milli kültür, medeniyet, Milliyetçilik ve demokrasi gibi meselelerde önemli çalışmalar yaptı. Bu meselelere getirdiği çözümleri anlaşılır, sade ve temiz bir dille kaleme alarak "Sosyoloji"nin anlaşılabilir bir ilim dalı ve Milliyetçiliğin de aslında "içimizde saklı" bir tavır olduğunu gösterdi. Onun bu üslubu Erol Güngör kitaplarının "başucu" kitabı olmasının en önemli sebeplerindendir.

80'li yıllar Milliyetçi düşünceye yön vermiş münevverlerin ardı ardına bu dünyadan çekildiği yıllardır. Bugün Milliyetçiliğin, 21. yy'ın meselelerine çözüm üretmede 20. yy'daki kadar başarılı olmayışının en önemli sebebi bu neslin 5-6 yıl içerisinde teker teker dünya değiştirmesidir.

Milliyetçi siyasetin sarsıntı geçirdiği şu günlerin temeli de bu kayıpların yerlerinin doldurulamamasıyla atılmıştır. Daha önce de defalarca yazdım: En önemli sorunumuz "kaynak" sorunudur. Bugün milliyetçi düşüncenin fikri kaynakları kuruma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Hâlâ "Milliyetçi" bir hareket isek ve böyle devam edeceksek meydanlara dolan suni kalabalıklara değil "kaynağa" dikkat çekmemiz gerekiyor.

Birileri "merkez-iktidar" düalitesini çözüm sanabilir lâkin Milliyetçi düşünceyi az buçuk bilenlerin Milliyetçi Hareketi muhataplarından ayıran şeyin ne olduğu tartışmalı "merkez" değil "millet" olduğunu görmesi gerek. Milliyetçiliği dert edinen bir hareket olacaksak Güngör merhumun da dediği gibi "kendi medeniyet değerlerine, onun anlam dünyasına, kültürüne sahip olarak yeni bir meydan okumayı" nasıl yapacağımızı izah etmeliyiz.

Türkiye'nin ve Türk Milliyetçilerinin ihtiyacı bu meydan okumadır; kuru ikbal kurtarma seansları değil. Eğer bu yanılgıya düşülürse tarihin tekerrür edeceğini söylemek felaket tellallığı sayılmamalı.

Kaynak: Yeni bir meydan okuma... - İsmail ŞAHİN

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
28 gün önce
35 gün önce
49 gün önce
70 gün önce
91 gün önce
154 gün önce
175 gün önce
189 gün önce
231 gün önce
238 gün önce
259 gün önce
285 gün önce
322 gün önce
336 gün önce
364 gün önce
371 gün önce
378 gün önce
462 gün önce
497 gün önce
588 gün önce
602 gün önce
672 gün önce
700 gün önce
714 gün önce
770 gün önce
910 gün önce
917 gün önce
924 gün önce
938 gün önce
945 gün önce
959 gün önce
973 gün önce
980 gün önce
1015 gün önce
1029 gün önce
1036 gün önce
1043 gün önce
1085 gün önce
1135 gün önce
1162 gün önce
1198 gün önce
1211 gün önce
1233 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=