Lütfen bekleyin..

Servet Avcı

Su uyur, paralel avcısı uyumaz!

15 Nisan 2016, 00:28

Hiç unutmam, bir gün oturmuş Başsavcı Bharara'yla birlikte cemaat evinde dünden kalma maklube yiyoruz... Bharara o zamanlar daha çok genç... İkimiz de üniversite birdeyiz... Birden gözleri daldı şakirtin...

"Ne oldu, ne düşünüyorsun?" diye sordum... Gözleri buğulandı, az sonra Los Angeles yöresinden bozlak patlatacak gibi duruyordu... Biraz daha duraksadı ve sonra mahcup bir edayla hedefini açıkladı... Meğer hep aklında NBA takımlarından 'New York Knicks imamı' olmak varmış...

Olamadı garibim... Guard pozisyonunda oynamayı beceremediği için cemaat onu adliyeye yönlendirdi... Tevafuk bu ya, takım imamı olarak dönemediği New York'a, Oregon'daki şark, pardon garp hizmetini bitirdikten sonra döndü ve Başsavcı oldu...

Sürekli anasından yana dertli Küçük Emrah gibi Bharara'nın kadersizliği burada da bitmedi... Türkiye'deki paralel avcıları onu mazisinden yakaladılar... Maklubeye düşkünlüğünün yanı sıra, öğrencilik yıllarında Miami'nin ünlü Collins Caddesi üzerindeki ev ve iş yerlerine gazete ve dergi dağıttığını tespit ettiler... Daha sonra da üniversiteye hazırlanan kızlarını 'ablalar'ın yanına gönderdiğini öğrendiler...

Hoppala paşam Malkara Keşan... Bizimkiler külyutmazlardı tabii... Birlikte parsel parsel başkent yutarlardı ama asla kül yutmazlardı... Oysa mazide ne mutlu günler vardı... Birisi "Sen iste yeter ki, ne istersen vereyim" derdi... Diğeri "Estağfirullah, siz neleri verebileceğinizin envanterini çıkarın, ben isteyeyim" diye nezaket gösterirdi...

Yollarda kalırdı gözlerimiz, sonra ne güzel ağlaşırdık... Türkçe olimpiyatlarından seslenirdik "Çok özledik, vatanın seni bekliyor" diye... Şimdi o Hüzzam şarkıyı Müzeyyen Senar'a söyletmek vardı değil mi: "Ömrümüzün son demi son baharıdır artık / Maziye bir bakıver neler neler bıraktık / Küserek ayrılırsak olur inan ki yazık / Maziye bir bakıver neler neler bıraktık..."

Duble yolları sadece memlekette inşa etmiyorduk ki... Pensilvanya'ya da duble yolumuz vardı... 'Kutsal topraklar'a birimiz gider, birimiz gelirdik... Tosun Paşa'daki Şaban'ın gözlerinden ateş çıkarmayı becerememesi gibi 'küresel efendi' olamadık ama itibarımızı da kimselere yedirmedik...

***

Dün akşam Allah eksikliğini göstermesin 4.5G'yle görüştüm Bharara'yla... Deşifre olmaktan dolayı çok üzgün ve de tedirgin... Belediyelerin kendisine verdiği ucuz arsalara el konulmasından çok korkuyor... Zaten Gezi olaylarındaki parmağını da bizim havuz medyası ortaya çıkardı...

Meğer IŞİD, Musul Büyükelçiliğini işgal ederken, cemaate "Okulları boşaltın" diye haber salan da kendisiymiş... Eski arkadaşım olmasına rağmen kendisine de kızmıyor değilim... Be kardeşim, hadi her şeyi anladık, arkadaşlarınla birlikte, üzeriniz yarı çıplak halde Kabataş'ta o ablamıza neden saldırdınız?

Kışın sabaha karşı refüjdeki muslukları açmak suretiyle yerlere buz tutturup, arabalara kaza yaptırmak, sonra da Melih Gökçek'e yakalanmak neyin nesiydi? Soma'da madeni patlatmak, 6-7 Ekim olaylarında provokasyon yapmak, camiye sarhoş doldurup, ayakkabıyla bastırmak olacak iş miydi?

Şunu bilmeliydi Bharara: Artık Türkiye eski Türkiye değil... Memleketi yönetenler kanmazlar, kandırılmazlar... Kansalar bile bir gün mutlaka uyanırlar... Bu uyku Ashab-ı Kehf uykusuna benzemez, çok hafiftir çok... Aradan asır geçmesine gerek yoktur, en küçük dürtmede ayıkırlar... Örnek isterseniz işte: PKK kandırabildi mi? Yok... Suriye'de kandırıldık mı? Yok... Kobani'de kandırıldık mı? Yok...

***

Bence Bharara her şeyi itiraf etmeli, özeleştiri vermeli ve bizimkilerin himmetine sığınmalı... Artık deşifre oldu çünkü... Namazlarını önce Şam'da, hız alamayınca Moskova'da kılacak 'dantelli irade'nin kafası atarsa yatsı namazı Miami sahilinde kılınabilir...

Keşke eski günler geri gelse ne güzel olur değil mi? Ay ışığında yakamozlar eşliğinde şiirler okusak birbirimize Ümit Yaşar Oğuzcan'dan meselâ: "Sen bana paralel / Ben sana paralel / Paralel paralel / Paralelli / Taralel taralel /Taralelli..."

Şimdilik Başsavcı Bharara'nın durum pek kötü... Bu sıkıntı kolay aşılır mı bilmiyoruz... Makam odalarında ibret için 17.25'li saatleri durduranlar bile 'paralel aşağı paralel yukarı' edebiyatına başladıklarına göre durum gerçekten vahim!.. 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
38 gün önce
45 gün önce
55 gün önce
85 gün önce
92 gün önce
98 gün önce
133 gün önce
147 gün önce
184 gün önce
187 gün önce
220 gün önce
245 gün önce
263 gün önce
277 gün önce
287 gün önce
291 gün önce
293 gün önce
343 gün önce
354 gün önce
359 gün önce
362 gün önce
377 gün önce
383 gün önce
401 gün önce
405 gün önce
436 gün önce
439 gün önce
445 gün önce
454 gün önce
480 gün önce
496 gün önce
501 gün önce
510 gün önce
511 gün önce
517 gün önce
525 gün önce
528 gün önce
531 gün önce
546 gün önce
601 gün önce
622 gün önce
637 gün önce
686 gün önce
694 gün önce
696 gün önce
700 gün önce
721 gün önce
756 gün önce
767 gün önce
825 gün önce
868 gün önce
931 gün önce
937 gün önce
945 gün önce
1001 gün önce
1004 gün önce
1043 gün önce
1050 gün önce
1057 gün önce
1064 gün önce
1068 gün önce
1074 gün önce
1110 gün önce
1130 gün önce
1141 gün önce
1155 gün önce
1166 gün önce
1190 gün önce
1260 gün önce
1280 gün önce
1284 gün önce
1298 gün önce
1302 gün önce
1305 gün önce
1327 gün önce
1329 gün önce
1333 gün önce
1351 gün önce
1357 gün önce
1358 gün önce
1368 gün önce
1376 gün önce
1412 gün önce
1429 gün önce
1442 gün önce
1461 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=