Lütfen bekleyin..

Servet Avcı

Onlar 25 kişiden biriyken...

04 Mart 2016, 00:19

Şu gerçeğin altını yeniden çizelim: Şimdi her iki kişiden biri olabilirler... 1984'te '25 kişiden biri'ydi onlar... Darbe öncesinden kalan bakiyenin ilk sayımında çıkan sonuç buydu... Millî Görüş yeni yolculuğuna bu oranla başlamıştı...

Ağır ağır büyümeye koyuldular... 1987 seçimlerinde görüldü ki artık '14 kişiden biri' olmuşlardı... Dönemin 'liberal, muhafazakâr ve milliyetçi' etiketli partisi ANAP ve iktidarı zayıfladıkça, yolsuzluk bir sistem hâline gelmeye başladıkça, Millî Görüş'ün partisi seçmen pastasındaki parselini daha da büyütecekti...

1989 mahalli seçimleri vitesin biraz daha büyüğünü ispatlayacaktı... Millî Görüş'ün 'adil düzen' çağrısına kulak verenlerin oranı arttı... Artık onlar '10 kişiden biri' olmuşlardı... Üstelik bu rakamlar sadece esnaf tabanlı taşrayla sınırlı kalmamış, çarpıklığa ve adaletsizliğe şifa arayan büyük şehirlerin varoş seçmenlerini de kapsamaya başlamıştı...

1991 seçimlerine MÇP ve IDP ile ittifak yaparak girdiler... Müttefiklerin oyu tahminen düşüldüğünde ortaya çıkan tabloya göre '9 kişiden biri' dönemine adım atmışlardı... Bu seçimlerde kendileri açısından hem siyasî baraj, hem de psikolojik baraj aşılmıştı... İyice perçinlenen özgüvene, ülkeyi yönetenlerin kötü yönetimleri de eklendikçe büyümenin önü açık uçlu kalmaya devam edecekti...

Ve 1994 mahallî seçimleri... Sandıklar açılmaya başlandığında görüldü ki 1984'teki küçük hareket, çok değil on yıl sonra '5 kişiden biri'nin hareketi olmuştu!.. Üstelik büyük şehirlerin varoşlarından merkeze doğru güç yayan bu akım, İstanbul ve Ankara'nın belediye başkanlıklarını da o günden bugüne bir daha bırakmamak üzere ele geçirecekti... Aynı oy oranı, kendilerine iktidar yolunu açacak olan 1995 genel seçimlerine de damgasını vuracak, böylece Millî Görüş, tarihinde ilk defa Başbakanlık koltuğuna oturacaktı...

Baskılar, yolsuzluklar ve banka boşaltmalarla geçen ara rejimin hangi hareket için 'nadas' niteliği taşıdığı, takip eden ilk seçimde anlaşılacaktı zaten... Post-modern darbeli ve muhtıralı yıllar, yerlerini gömlek değiştirdiğini söyleyenlerin muktedir yıllarına terk etti... Bir de bakıldı ki, 2002 yılında 'üç kişiden biri' olmuşlardı...

Sonrasını herkes biliyor... Ne kadar genel ve mahallî seçim varsa, ne kadar referandum varsa hepsini kazandılar... Hep büyüyerek ilerlediler... 7 Haziran'da ağır bir tökezleme geçirdiler ama 'elbirliği'yle ayağa kaldırıldılar... 1 Kasım 2015'i baz alırsak, gönüllü/gönülsüz fark etmiyor, kapsama alanlarıyla birlikte 'iki kişiden biri'dirler artık...

Elbette siyasî eğilimleri temsil açısından 80'lerin homojenliğinde de değiller... Tıpkı anti-emperyalist ve anti-Batıcı kimliğin yeri ve zamanı geldikçe emperyalistlerle dost ve Batı'yla uyumlu kimliği kuşanarak nöbet nöbet karmaşık bir görüntü vermesi gibi... Yine de ilginç bir yolculuk ve incelenesi bir başarı hikâyesi değil mi; '25 kişiden biri'yken '2 kişiden biri' olmak...

***

Bu değerlendirmeyi yıllar önce ilk yaptığımda şu notu düşmüştüm sonuç olarak: "Evet, onlar yeniden yola çıktıklarında '25 kişiden biri'yken, bugün '2kişiden biri' oldular... Yarın '3 kişiden ikisi' olurlar mı, şimdiden kestiremeyiz... Sadece meteorolojik bir kavram olmayan 'hava muhalefeti' böyle sürerse hiç bir şeye şaşırmamak lâzım... Sonuçlar gökten meteor gibi düşmüyor!.."

Kısa ve çok kötü bir iktidar tecrübesinden sonra insan bu tabloya bakıp da milliyetçiler açısından 'kayıp yıllar'a içi acımadan geçemiyor... Başkaları sayılarına sayı eklerken, kendi adamlarının itilip kakıldığı, Meclis'te darp edilmeye çalışıldığı yıllara... Kendi insanına karşı şahinlik yapılırken, devlet yönetimine talip olunması gerektiği zamanda 'haddimizi biliriz'le geçiştirilen yıllara...

Başkaları projeleri, vizyonu, geleceği, kapsama alanını genişletmeyi, iktidarı ve çağı propaganda ederken, 'parti içi iktidarı elde tutmak'tan başka hedefi bulunmayan, dil olarak da 'hain, ajan, fitne, komplo'yla sınırlı bir dile ve o dile uygun savunma refleksine sahip olunan yıllara...

İşte bu yüzden hiçbir şey sürpriz değil ve sonuçlar gökten meteor gibi düşmüyor!.. Bari bundan sonraki yılların 'kayıp yıllar'a eklenmemesi için bu tecrübeden ağır bir ders çıkarmak gerekiyor... Galiba bugün itiraz kaydıyla yükselen ayak sesleri de bunu gösteriyor... Zaten aksi olursa artık 'kayıp yıllar'dan değil, 'kayıp çağ'dan söz etmek zorunda kalacağız...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Mikail
281 gün önce
insan güç, para ve makam sahibi oldukça şımarır ve yalnızlaşır. Etrafında sadece dalkavukları ve soytarıları kalır. Bizler firavunların devrinin çook gerilerde kaldığını zannediyoruz ama asıl firavun çağı bu çağdır. Dünya üç beş para babasının kontrolüne geçmiştir. batılıların aydınlanma çağı dedikleri çağ karanlığın ta kendisidir. Teknolojik aletler kullanabilen insanlar kendilerini filozof zannediyor amma gel gör ki dünyaya şu anki nesil kadar cahil bir nesil gelmedi.
Yazarın Diğer Yazıları
18 gün önce
76 gün önce
92 gün önce
141 gün önce
153 gün önce
158 gün önce
160 gün önce
176 gün önce
181 gün önce
200 gün önce
204 gün önce
235 gün önce
237 gün önce
244 gün önce
253 gün önce
279 gün önce
295 gün önce
300 gün önce
309 gün önce
310 gün önce
316 gün önce
324 gün önce
327 gün önce
330 gün önce
344 gün önce
400 gün önce
421 gün önce
436 gün önce
485 gün önce
492 gün önce
495 gün önce
498 gün önce
519 gün önce
555 gün önce
566 gün önce
624 gün önce
667 gün önce
729 gün önce
736 gün önce
743 gün önce
803 gün önce
842 gün önce
849 gün önce
863 gün önce
867 gün önce
873 gün önce
909 gün önce
939 gün önce
953 gün önce
964 gün önce
1059 gün önce
1079 gün önce
1083 gün önce
1097 gün önce
1101 gün önce
1104 gün önce
1126 gün önce
1128 gün önce
1132 gün önce
1150 gün önce
1156 gün önce
1157 gün önce
1167 gün önce
1174 gün önce
1210 gün önce
1227 gün önce
1241 gün önce
1259 gün önce
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=